şey ile cümle
şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu kitap için teşekkürler, bu böcek hakkında bazı ilginç şeyler öğrendim.Thanks to this book, I learned some interesting facts about this insect.
Böyle bir şey yaptığıma pişmanım.I regret having done such a thing.
Bilgisayarlar hakkında çok fazla şey bilmiyorum.I don't know much about computers.
Şekspir'in hakkında az şey bilirim.I know a little about Shakespeare.
Yapacak çok şeyim var.I have many things to do.
Teneke kutuyu açacak bir şeyim yok.I have nothing to open the can with.
Onun hakkında bir şey yapacak pozisyonda değilim.I am in no position to do anything about it.
Böylesine bir davranış için aşağılamaktan başka hiçbir şey hissetmiyorum.I feel nothing but contempt for such behavior.
Ben, makaleyi bir seyahat dergisi tarafından kabul ettirdim.I had the article accepted by a travel magazine.
Benim kaza ile bir ilgim yok ve bir şey bilmiyorum.I have nothing to do with the accident, and I know nothing.
O zamanda televizyon seyrediyordum.I was watching TV then.
Onun hakkında çok az şey biliyorum ya da hiçbir şey.I know little or nothing about it.
Sanırım bu konuda hiçbir şey demesem daha iyi.I think I had better not say anything about it.
Bence bu konuda bir şey söylemesem daha iyi.I think I had better not say anything about it.
Böyle bir şeyle asla ilgilenmiyorum.I am not in the least interested in such a thing.
Böyle bir şeyle az da olsa ilgilenmiyorum.I am not in the least interested in such a thing.
Böyle bir şey yapmanın zaman harcamaya değeceğini sanmıyorum.I don't think it worthwhile doing such a thing.
Böyle bir şeyi yapmamam gerektiğini biliyorum.I know better than to do such a thing.
Böyle bir şeyi yapacak kadar aptal değilim.I know better than to do such a thing.
Böyle bir şey yapmak için kendimi ikna edemem.I can't bring myself to do such a thing.
Böylesine aptalca bir şeyi yapmamaya karar verdim.I decided not to do such a foolish thing.
Öylesine haksız bir şey yapmaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than do such an unfair thing.
Çok şey yapmak zorundayım.I have to do a lot of things.
Beklemekten başka yapabileceğim bir şey yok.I can but wait.
Beklemekten başka bir şey yapamam.I can but wait.
Soğandan başka her şeyi yiyebilirim.I can eat anything but onions.
Yapabileceğim her şeyi yaptım.I have done all that I can.
Elimden gelse hava yoluyla seyahat etmekten kaçınırım.I avoid traveling by air, if I can help it.
Bana gelince şikayet edecek bir şeyim yok.As for me, I have nothing to complain of.
Çok susamıştım ve soğuk bir şey içmek istedim.I was very thirsty and I wanted to drink something cold.
Her şeyden önce, sağlığıma önem veririm.Above all, I take care of my health.
İyi bir şey yemek istiyorum.I want to eat something good.
Kendim için her şeyi yaparım.I do everything for myself.
Hiçbir şeyim yok.Nothing is the matter with me.
Dolma kalemlere, defterlere ve buna benzer şeylere ihtiyacım var.I need pens, notebooks and so on.
Tek başıma seyahat ettim.I traveled by myself.
Seyahat ederken genellikle günlük tutarım.I usually keep a diary when I travel.
Benim yapacak başka bir şeyim var.I have something else to do.
Neredeyse bir şey yemedim.I've eaten almost nothing.
Mary'yi gördüğüm her seferde, ondan yeni ve önemli bir şey öğreniyorum.Each time I see Mary, I learn something new and important from her.
Benim için her şey bitti. İşimi kaybettim.It's all over for me. I lost my job.
Yapacak çok şeye sahip olmayı severim.I like having plenty to do.
Baktım ama hiçbir şey görmedim.I looked but saw nothing.
Sizinle ilgili soracak sadece bir şeyim var.I have just one thing to ask of you.
İçecek bir şey istemiyorum.I don't want anything to drink.
Ben uzak bir banliyöden bütün yolu seyahat etmek zorundayım.I have to commute all the way from a distant suburb.
Ayağıma bir şey dokunduğunu hissettim.I felt something touch my foot.
Sırtımda hareket eden bir şey hissettim.I felt something moving on my back.
Korkarım ki berbat bir şey yedim.I am afraid I ate something bad.
Bir şey içmek istiyorum.I want to drink something.
Bir şeyler yemek istiyorum.I want to eat something.
Canım bir şey yemek istiyor.I feel like eating something.
Yiyecek bir şey satın almak istiyorum.I want to buy something to eat.
Yiyecek bir şey istedim.I wanted something to eat.
Trende okumak için bir şey istiyorum.I want something to read on the train.
Ben bir şey duyabiliyorum.I can hear something.
Her şeyi tek başıma yapmak zorundaydım.I had to do everything alone.
Çalışmayı bir şey yapmamaya tercih ederim.I prefer working to doing nothing.
Ben bir şey yapamam.I can't do anything.
Bir şeyden korkmadım.I'm not frightened of anything.