Tom Mary'nin ona öğrettiği şekilde araba sürüyor.Tom drives the way Mary taught him to drive.
Tom oldukça hızlı şekilde Fransızcada akıcı oldu.Tom became fluent in French fairly quickly.
Tom çok hızlı bir şekilde Fransızca'da akıcı oldu.Tom became fluent in French very quickly.
Bunu bu şekilde yaparsan daha kolay olur.If you do that this way, it'll be easier.
Gerçekten akıcı bir şekilde Fransızca konuşmak istiyorum.I'd really like to speak French fluently.
Tom bunu söylenildiği şekilde yaptı.Tom did that the way he was told.
Tom ve Mary mutlu bir şekilde evlidirler.Tom and Mary are happily married.
Tom bir şekilde bunu yapacak.Tom is going to do that somehow.
Tom aynı şekilde hissettiğini söyledi.Tom said he felt the same way.
Tom bunu bu şekilde yapmamalıdır.Tom shouldn't do it that way.
Bunu dikkatli şekilde aç.Unwrap it carefully.
Tom oraya her zaman gittiği şekilde gidecek.Tom is going to go there the same way he always does.
Tom, işleri önerdiğimiz şekilde yapacak.Tom is going to do things the way we suggested.
Tom bunu her zaman yaptığı şekilde yapacak.Tom is going to do that the way he always does.
Akıcı bir şekilde Fransızca konuşabilmek istiyorum.I'd like to be able to speak French fluently.
Tom bunu kesinlikle doğru şekilde yapıyor.Tom is definitely doing that the right way.
Tom hiç bu şekilde hissetmediğini söyledi.Tom said he didn't feel that way at all.
Tom bunu doğru şekilde yapmıyordu.Tom wasn't doing that the right way.
Tom'un bunu bu şekilde yapmasına gerek yoktu.Tom didn't need to do it that way.
Tom bunu bu şekilde yapmak zorunda değildi.Tom didn't have to do it that way.
Tom tişörtünü dikkatli bir şekilde katladı.Tom folded his T-shirt carefully.
Niye bu şekilde yaptığı hakkında bir fikrim yok.I have no idea why he did what he did.
Tom bana Mary'nin her zaman bu şekilde yaptığını söyledi.Tom told me Mary has always done that that way.
Tom'un neden o şekilde davrandığını anlamadım.I didn't understand why Tom behaved that way.
Bunu gelecek sefer senin yaptığın şekilde yapacağım.I'm going to do that your way next time.
Tom bu şekilde istiyor.That's the way Tom wants it.
Tom bugüne kadar başarılı bir şekilde güvenebileceğim tek kişidir.Tom is the only person that I've ever been able to trust completely.
Bunu her zaman bu şekilde yapmam.I don't always do this this way.
Genelde bu şekilde giyinmem.I don't usually dress this way.
Tom, Boston'dan beklenmedik bir şekilde geldi.Tom arrived unexpectedly from Boston.
Sami'nin bedeni kötü bir şekilde çürümüştü.Sami's body was badly decomposed.
Tom rahatsız bir şekilde güldü.Tom laughed uncomfortably.
Mary rahatsız bir şekilde güldü.Mary laughed uncomfortably.
Bunu bana Tom'un anlattığı şekilde yapmayacağım.I'm not going to do that the way Tom told me to.
Sami, Wall Street evlerinden birisiyle hızlı bir şekilde iş buldu.Sami quickly got a job with one of Wall Street houses.
Sami bu kadar korkunç şekilde ölmeyi hak etmedi.Sami didn't deserve to die in this appalling way.
Onlar akıcı bir şekilde Almanca konuşurlar.They speak German fluently.
Sami bir şekilde Leyla'nın ortadan kaybolmasına karışmıştı.Sami was somehow involved in Layla's disappearance.
Sami soğuk ve kalpsiz bir şekilde öldürüldü.Sami was killed in a cold and heartless way.
Sami durumu farklı bir şekilde gördü.Sami saw things in a different way.
Sami işleri yaptığım şekilde yapmaz.Sami doesn't do things the way I do.
Sami o gece Leyla'nın dairesinde olduğunu kızgın bir şekilde yalanladı.Sami angrily denied he was in Layla's apartment that night.
Avcı beklenmedik bir şekilde karda taze kan damlacıkları buldu.The hunter unexpectedly found fresh blood droplets in the snow.
Sami çok kötü bir şekilde ihanete uğradı.Sami was betrayed in a very bad way.
Sami'ye çok kötü bir şekilde ihanet edildi.Sami was betrayed in a very bad way.
Muhtemelen bunu doğru şekilde yapmıyorum.I'm probably not doing this correctly.
Sami ateş etti ve izinsiz giren kişiyi kesin bir şekilde vurdu.Sami fired and shot the intruder with precision.
O şekilde birlikte daha fazla zaman geçirebiliriz.That way, we'll be able to spend more time together.
Sami o şekilde büyüdü.Sami was raised that way.
Sami ve tek yumurta ikizi Ferit, aynı şekilde giyiniyordu.Sami and his identical twin, Farid, dressed identically.
Sami bu şekilde davranıyordu.Sami acted like this.
Sami bunu doğru bir şekilde ifade etti.Sami expressed that accurately.
Sami, Leyla'yı aynı şekilde hissettirmek istedi.Sami wanted to make Layla feel the same way.
Sami kendini o şekilde hissetti.Sami felt that way.
Sami korkunç trajik bir şekilde öldü.Sami died in a terrible tragic way.
Sami'nin görüşü ciddi şekilde bozulmuştu.Sami's vision was severely impaired.
Sami bir şekilde sakin kaldı.Sami somehow kept calm.
Tom'a neden onu yaptığım şekilde yaptığını sordum.I asked Tom why he did that the way I did it.
Sami aynı şekilde öldürüldü.Sami was killed the same way.
Benimle bu şekilde konuşulmasına alışık değilim.I'm not used to being spoken to that way.