Artık senin hakkında o şekilde düşünmüyorum.I don't feel that way about you anymore.
Mücizevi şekilde, onlardan hiçbiri ölmedi.Miraculously, none of them died.
Her gün, her şekilde, gittikçe daha iyi oluyorum.Every day, in every way, I am getting better and better.
Bunu o şekilde yapmayı zaten denedim.I've already tried doing it that way.
Bu şekilde öleceğime inanamıyorum.I can't believe I'm going to die this way.
Berbat bir şekilde yanmış pilot hâlâ pilot kabinindeydi.The badly burnt pilot was still in the cockpit.
Onlara ciddi şekilde kızgınım.I'm seriously annoyed with them.
Ona ciddi şekilde kızgınım.I'm seriously annoyed with him.
Onu çok iyi bir şekilde tanımalısın.You must know him very well.
Onlar hakkında o şekilde konuşma.Don't talk about them that way.
Onun hakkında o şekilde konuşma.Don't talk about him that way.
Tom ciddi bir şekilde yaralandı ve kanaması vardı.Tom was seriously wounded and bleeding.
Kaçıranlar Tom'u bir vana fırlattılar ve hızlı bir şekilde uzaklaştılar.The kidnappers whisked Tom into a van and quickly drove away.
O lezzetli tatlı için teşekkürler. Akşam yemeğini mükemmel bir şekilde tamamladı.Thank you for the delicious dessert. It complemented the dinner perfectly.
Bir şeyi tam istenilen şekilde yapamıyorum.I can't get anything right.
Dan cezaevi gardiyanları tarafından ciddi bir şekilde dövüldü.Dan was severely beaten by prison guards.
Benim hayalim, akıcı bir şekilde Çince konuşmak.My dream is to speak Chinese fluently.
Harrison uçağını golf sahasına çarptıktan sonra ciddi şekilde yaralandı.Harrison Ford was seriously injured after he crashed his plane into a golf course.
Biz de aynı şekilde başladık.We, too, have started in the same way.
Çekim gücü mukavemeti mesafe ile hızlı bir şekilde azalır.The strength of the gravitational force reduces quickly with distance.
Tom uygun şekilde Fransızca konuşmuyor.Tom doesn't speak French properly.
Bu şekilde muhtemelen daha iyi.It's probably better this way.
Bu şekilde çok daha kolay.It's much easier this way.
Belki Tom'a bir şekilde yardım ederiz.Perhaps we can help Tom in some way.
Tom'a uygun şekilde bakılıyor mu?Is Tom being properly cared for?
Dünya neden daha havalı olan bir şekilde, küp mesela, değil de yuvarlak?Why is the earth round instead of something cooler, like a cube?
Dan bir kamyon tarafından çarpıldı ve ağır bir şekilde yaralandı.Dan was struck and gravely injured by a truck.
Başarılı bir şekilde mutfakta büyük bir sıçan yakaladı.He's successfully caught the big rat in the kitchen.
Uzun yıllardır gelenek bu şekilde.This has been the custom for many, many years.
Ben herhangi bir şekilde bu suçla bağlantılı değilim.I am not connected to this crime in any way.
Her şekilde, kesinlikle mükemmelsin.You're absolutely perfect, in every way.
Kuzu mükemmel bir şekilde pişirildi.The lamb was cooked perfectly.
Bu aptallık tarafından sonsuz bir şekilde rahatsız oluyorum.I'm getting endlessly annoyed by this foolishness.
Birlikte kalalım. O şekilde daha güvenli olacaktır.Let's stay together. It'll be safer that way.
Tom onu bu şekilde yapmamamı söyledi.Tom told me not to do it this way.
Çok kötü şekilde yapmadım, değil mi?I didn't do so badly, did I?
Tom oldukça tahsilliydi ve birkaç dili akıcı şekilde konuşurdu.Tom was highly educated and spoke several languages fluently.
Tom oldukça eğitimliydi ve birkaç dili akıcı şekilde konuşurdu.Tom was highly educated and spoke several languages fluently.
Benim açımdan, güvenli bir şekilde karar vermek mümkün değil.From my point of view, it's not possible to make a decision safely.
Mary soğuk bir şekilde pencereden dışarıya baktı.Mary stared distantly out the window.
Tom Mary kadar kolay şekilde arkadaş edinmedi.Tom did not make friends as easily as Mary.
Bu şekilde çalışmaya alışkın değilim.I'm not used to this kind of work.
Plaja son kez gittiğimde, güneşte kötü şekilde yandım.The last time I went to the beach, I got badly sunburned.
Seni seviyorum ama o şekilde değil.I love you, but not that way.
Bu şekilde olmalıydı.This is how it should have been.
Her dil dünyayı farklı şekilde görür.Every language sees the world in a different way.
O bu şekilde olmalı.It must be this way.
Altmış öğrencili bir sınıfı mükemmel şekilde idare edebilirim.I can perfectly handle a class of sixty students.
Çocuksu bir şekilde davranmaya başladı.He started acting in a childish manner.
Evsiz adam mükemmel şekilde piyano çaldı.The homeless man played the piano excellently.
Ben bunu o şekilde söylemezdim.I wouldn't have said it that way.
O gerçekten beni onun seni dinlediği şekilde dinlemiyor.He doesn't really listen to me the way he listened to you.
Ben onu o şekilde yapmaya çalışmadım.I haven't tried doing it that way.
Ben o şekilde gidemem.I can't go on like that.
Bu şekilde giyindiğim için üzgünüm.I'm sorry that I'm dressed like this.
Yaşlı adam nazik bir şekilde sakalını sıvazladı.The old man stroked his beard thoughtfully.
Ben bunu ciddi şekilde düşünüyorum.I'm seriously considering it.
Tom'un nasıl yaptığının ne şekilde açıklanacağını bilmiyorum.I don't know how to explain how Tom did that.
Birçok çocuk can sıkıcı bir şekilde bağırıyor.Many children are yelling annoyingly.
Onu çabuk şekilde yemezsen dondurman eriyecek.Your ice cream will melt if you don't eat it quickly.