Ana içeriğe geç
Sözlük

şekilde ile cümle

şekilde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu hassas soruyu çok dikkatli şekilde çalışmamız gerek.We need to study this delicate question very carefully.
Her şey korkunç bir şekilde yanlış gitti.Everything went horribly wrong.
Tom çok dikkatli bir şekilde onun üzerinde düşündü.Tom thought it over very carefully.
Tom inanılmaz bir şekilde sıkılmıştı.Tom was incredibly bored.
Onlar bana bir şekilde garip bir biçimde baktılar.They looked at me somehow strangely.
Belki Tom'da aynı şekilde hissediyor.Maybe Tom feels the same way.
Bu oda neredeyse Tom'un onu bıraktığı şekilde.This room is pretty much the way Tom left it.
O, hararetli bir şekilde önerimi reddediyor.He briskly rejects my suggestion.
Ben onu en iyi şekilde yapmaya çalıştım.I tried to make the best of it.
Tom'la o şekilde konuşmaya hakkın yok.You've got no right to talk to Tom that way.
Ters şekilde değil mi?Isn't it the other way around?
Tom hakkında o şekilde hissettiğini bilmiyordum.I didn't know you felt that way about Tom.
Tom arabayı yetenekli bir şekilde sürebilir.Tom can drive the car competently.
Pazarlığının sonucunu uygun bir şekilde gözden geçirmelisin.You must appropriately review the outcome of your bargain.
Mary kötü bir şekilde yaralanmadı.Mary was not badly injured.
Onu o şekilde yapmak uzun zaman alacak.Doing it that way will take a long time.
Bu şekilde her şeyi yapıyorum.That's how I do everything.
Elimdekilere iyi bir şekilde göz atmanı istiyorum.I want you to take a good look at what's in my hands.
Tom'un bacağı kötü bir şekilde yandı.Tom's leg was badly burned.
O, mobilyasını elden çıkardı. Bu şekilde, o kendini ve köpeğini besleyebilecek.She sold off her furniture. In this way, she will be able to feed herself and her dog.
Onlar ona herhangi bir şekilde yardım etmeyi reddetti.They refused to help her in any way.
Bir şekilde gözlüklerimi yanlış yerleştirdim.I somehow misplaced my glasses.
Artan bir şekilde yardımına ihtiyacım var.I increasingly need your help.
Neden onu daha önce bu şekilde denemediğimizi bilmiyorum.I don't know why we didn't try it this way before.
Her şeyi Tom'un yaptığı aynı şekilde yaptım.I did everything the same way Tom did it.
Tom'un onu yapmamı söylediği şekilde her şeyi yaptım.I did everything the way Tom told me to do it.
Sana Tom'un davrandığı şekilde davranmayacağım.I'll never treat you the way Tom treated you.
Tom'u herhangi bir şekilde asla dinlemem.I never listen to Tom anyway.
Bunu doğru şekilde nasıl yapacağımı gerçekten bildiğime emin değilim.I'm not sure I really know how to do it correctly.
Bu şekilde daha kolay.It's easier this way.
Durumun aciliyetini ve bu şekilde sürdürülemeyeceğini çok açıkça görüyorlar.They see very clearly that this is an emergency and that this cannot go on for long.
Herhangi bir şekilde yardım edebilir miyim?Can I help in any way?
Çok kötü bir şekilde Fransızca konuşuyorum.I speak French very poorly.
Orion güvenli bir şekilde dünya'ya döndü.Orion is safely back to Earth.
Onunla o şekilde konuşma.Don't talk to her that way.
Onunla o şekilde konuşma. O benim arkadaşım.Don't talk to him that way. He's my friend.
Onunla o şekilde konuşma. O benim kız arkadaşım.Don't talk to her that way. She's my friend.
Biz bunu hızlı bir şekilde yapmalıyız.We must do it quickly.
Lütfen çöpünü yanına al ve onu özenli bir şekilde at.Please take your rubbish with you and dispose of it thoughtfully.
O şaşırtıcı bir şekilde güzeldir.She is stunningly good-looking.
Ben anadil olarak konuşan birinin bunu o şekilde söyleyeceğinden şüpheliyim.I doubt a native speaker would say it that way.
Bir yerli konuşucunun kendini bu şekilde ifade edip etmeyeceğinden şüpheliyim.I doubt whether a native speaker would express himself this way.
Benimle o şekilde konuşma hakkını sana kim veriyor?What gives you the right to talk to me like that?
Fransızcayı akıcı bir şekilde konuşur.She speaks French fluently.
O nispeten hızlı bir şekilde konuştu.She spoke relatively quickly.
Tom hiç bir şekilde tatmin olmadı.Tom was by no means satisfied.
Akşam yemeği inanılmaz bir şekilde sıkıcıydı.Dinner was incredibly boring.
Bu bu şekilde olmak zorunda değil, Tom.It doesn't have to be this way, Tom.
Bu şekilde işe yaramıyor, Tom.It doesn't work that way, Tom.
Takdire şayan bir şekilde yaptın, Tom.You've done admirably, Tom.
Bu, Tom için bu şekilde olmak zorunda değil.It doesn't have to be that way for Tom.
Tom mektubuma çok hızlı bir şekilde yanıt verdi.Tom responded very quickly to my letter.
Seni bu şekilde aldatmak istemedim.I didn't mean to deceive you like this.
O şekilde konuşmaya başlama.Don't you start talking like that.
Evin garip bir şekilde sakin görünüyordu.The house seemed strangely quiet.
Bu şekilde tanıştık.That's how we met.
Ondan en iyi şekilde yararlanın.Make the most of it.
Benim seni gördüğüm şekilde kendini görmeni istiyorum.I want you to see yourself the way I see you.
Ben senin hakkında aynı şekilde hissediyorum.I feel the same way about you.
Tom senin hakkında aynı şekilde hissediyor.Tom feels the same way about you.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod