şehir merkezi ile cümle

şehir merkezi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
13
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
Bu sebeple 11 Kasımda, Maakdestad yapım şehri için şehir merkezi binasında toplantı düzenliyoruz.Ecco perché l'11 novembre, organizziamo un incontro in municipio sul fare città 'Maakdestad'.
Bu sebeple 11 Kasımda, Maakdestad yapım şehri için şehir merkezi binasında toplantı düzenliyoruz.Es por ello, que el 11 de noviembre organizamos una asamblea en #Maaksdestad.
Carl Norden Birinci Dünya Savaşı'ndan hemen önce Birleşik Devletler'e göçer ve Manhattan şehir merkezinde칼 노든 (Carl Norden)은 1차 세계대전 바로 직전 미국으로 이민을 와서 맨하탄 시내의 라파예트 거리 (Lafayette Street)에
Carl Norden Birinci Dünya Savaşı'ndan hemen önce Birleşik Devletler'e göçer ve Manhattan şehir merkezindeCarl Norden emigrál az Egyesült Államokba épp az első világháború előtt, és üzletet nyit a Lafayette Streeten,
Carl Norden Birinci Dünya Savaşı'ndan hemen önce Birleşik Devletler'e göçer ve Manhattan şehir merkezindeקארל נורדן מהגר לארצות הברית ממש לפני מלחמת העולם ופותח את חנותו ברחוב לפאייט
Carl Norden Birinci Dünya Savaşı'ndan hemen önce Birleşik Devletler'e göçer ve Manhattan şehir merkezindeلقد هاجر لاحقاً الى الولايات المتحدة الامريكية قبل الحرب العالمية الاولى وافتتح محلاً في شارع لافييت
Carl Norden Birinci Dünya Savaşı'ndan hemen önce Birleşik Devletler'e göçer ve Manhattan şehir merkezindeアメリカに移住し マンハッタンのダウンタウンにある ラファイエット通りに工場を開きました
Değil mi? Onlar, şehir merkezi ya da şehir boyunca yönlerini oluşturan şeritlerin küçük parçalarıdırlar.Ezek apró erek, amelyek átkígyóznak a városon vagy a városközponton.
Değil mi? Onlar, şehir merkezi ya da şehir boyunca yönlerini oluşturan şeritlerin küçük parçalarıdırlar.Het zijn kleine stukjes die hun weg zoeken dwars doorheen de stad.
Derim ki, zaten hiç durmadı ve yenilemez. # Sinemaya gittim # Ve şehir merkezineDiría que nunca se ha detenido, y que es invencible.
Derim ki, zaten hiç durmadı ve yenilemez. # Sinemaya gittim # Ve şehir merkezineБих казал, че никога не се е спирала и е непобедима.
"Earl, Earl. Şehir merkezine gitme.""Earl, geh nicht in die Stadt, sonst wirst du nicht zurückkommen."
Elbette, uzaklık normal anlamda, yani şehir merkezinden giderek uzaklaştıkça daha uzak bölgelere ulaşırsınız.물론, 소외지역이라는 것은 상식적으로 도시의 중심에서 점점 멀어질 수록 점점 소외된 지역인 것이지요.
Elbette, uzaklık normal anlamda, yani şehir merkezinden giderek uzaklaştıkça daha uzak bölgelere ulaşırsınız.W powszechnym rozumieniu oddalenie oznacza, że oddalając się od miast docieramy na odludzie.
Elbette, uzaklık normal anlamda, yani şehir merkezinden giderek uzaklaştıkça daha uzak bölgelere ulaşırsınız.כמובן ריחוק במובן הרגיל, שפירושו, ככל שאתה מתרחק ממרכז עירוני, אתה מגיע אל אזורים מרוחקים.
Elbette, uzaklık normal anlamda, yani şehir merkezinden giderek uzaklaştıkça daha uzak bölgelere ulaşırsınız.بالطبع، البُعد في معناه العادي، يعني أنك كلما تذهب أبعد وأبعد من المراكز الحضرية، فأنت تصل لمناطق نائية .
Elbette, uzaklık normal anlamda, yani şehir merkezinden giderek uzaklaştıkça daha uzak bölgelere ulaşırsınız.都市中心部から遠方へ 離れていくことを意味します 教育現場では何が起こるでしょうか?
Espoo'da beş şehir merkezi bulunur.Он расположен рядом с Хельсинки, в его западной части.
Evet. 3.00. Şehir merkezi..כן, ב-3:00, מרכז העיר
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.Am plecat din Kaaba pentru a mânca ceva în centrul orașului Mecca.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.Dejé la Ka'bah para comer algo en el centro de La Meca.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.Fui ao Burger King mais próximo.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.Ho lasciato la Kaaba per mangiare qualcosa al centro della Mecca.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.Ich verliess die Kaaba, um in der Innenstadt von Mekka etwas zu essen.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.Ik verliet dus de Ka'aba om iets te gaan eten in het centrum van Mekka.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.Jag gick ifrån Kaba för att äta någonting i Mekka.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.J'ai quitté la Kaaba pour manger un truc dans le centre ville de La Mecque.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.카바를 떠나서 메카 시내에서 뭔가 먹으려고
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.Odišiel som z Kaaby, aby som sa najedol v centre Mekky.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.Opuściłem Kaabę, i chciałem zjeść coś w centrum Mekki.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.Otthagytam a Kábát, hogy egyek valamit Mekka belvárosában.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.Saya keluar dari Ka'bah untuk makan di pusat kota Mekah.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.Tôi dời khỏi Kaaba để thưởng thức ẩm thực tại trung tâm Mecca.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.Zamířil jsem do nejbližšího Burger Kingu.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.Έφυγα από την Κάαμπα για να πάω να φάω κάτι στο κέντρο της Μέκκας.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.Излязох от Кааба, за да хапна нещо в центъра на Мека.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.Я пішов з храму Кааби, щоб перекусити у центрі Мекки.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.Я ушел из Каабы, чтобы перекусить в деловом районе Мекки.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.עזבתי את הכעבה לאכול משהו בעיר התחתית במכה.
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.عندما غادرت الكعبة الى وسط مكة من اجل ان أأكل شيئاً ..
Kabe'den ayrıldım, birşeyler yemek için Mekke şehir merkezine indim.メッカの町へ食事をとりに行きました。 一番近くのバーガーキングに
Maakdestad yapım şehri için şehir merkezi binasında toplantı düzenliyoruz.시청 회의장에서 모여 도시 만들기에 대해 의논할 겁니다.
Muhalefet parti şehir merkezini kapatmaya karar verdiği zaman, alternatif yollar aradık.Als die Opposition entschied, die Innenstadt zu blockieren, verhandelten wir Alternativrouten.
Muhalefet parti şehir merkezini kapatmaya karar verdiği zaman, alternatif yollar aradık.Când partidul din opoziţie a decis să închidă o parte din centrul oraşului, am negociat căi alternative.
Muhalefet parti şehir merkezini kapatmaya karar verdiği zaman, alternatif yollar aradık.Cuando el partido opositor decidió cerrar una parte del centro cívico, negociamos rutas alternativas.
Muhalefet parti şehir merkezini kapatmaya karar verdiği zaman, alternatif yollar aradık.Da oppositionen besluttede sig for at lukke dele af bymidten, forhandlede vi alternative ruter.
Muhalefet parti şehir merkezini kapatmaya karar verdiği zaman, alternatif yollar aradık.Když se opozice rozhodla zavřít část středu města, vyjednali jsme alternativní trasy.
Muhalefet parti şehir merkezini kapatmaya karar verdiği zaman, alternatif yollar aradık.Ketika partai oposisi memutuskan untuk mematikan sebagian pusat kota, kami menawarkan rute alternatif.
Muhalefet parti şehir merkezini kapatmaya karar verdiği zaman, alternatif yollar aradık.Kiedy opozycyjna postanowiła zamknąć centrum miasta, uzgodniliśmy alternatywne trasy.
Muhalefet parti şehir merkezini kapatmaya karar verdiği zaman, alternatif yollar aradık.야당이 도심부의 일부를 통제하기로 결정했을 때 우리는 대체할 수 있는 다른 길을 찾아냈습니다.
Muhalefet parti şehir merkezini kapatmaya karar verdiği zaman, alternatif yollar aradık.När oppositionspartiet beslutade att blockera centrala delar av staden så förhandlade vi om alternativa vägar.
Muhalefet parti şehir merkezini kapatmaya karar verdiği zaman, alternatif yollar aradık.Quando o partido da oposição decidiu fechar parte do centro da cidade, nós negociámos rotas alternativas.
Muhalefet parti şehir merkezini kapatmaya karar verdiği zaman, alternatif yollar aradık.Toen de oppositie besloot om een deel van het stadshart af te sluiten, regelden we alternatieve routes.
Muhalefet parti şehir merkezini kapatmaya karar verdiği zaman, alternatif yollar aradık.Когато опозиционната партия реши да затвори част от центъра, преговаряхме за алтернативни маршрути.
Muhalefet parti şehir merkezini kapatmaya karar verdiği zaman, alternatif yollar aradık.Когда оппозиция решила перекрыть часть центра города, мы просто поменяли маршрут.
Muhalefet parti şehir merkezini kapatmaya karar verdiği zaman, alternatif yollar aradık.Коли опозиція вирішила перекрити частину центру міста, ми домовились про альтернативний маршрут.
Muhalefet parti şehir merkezini kapatmaya karar verdiği zaman, alternatif yollar aradık.כאשר מפלגת האופוזיציה החליטה לסגור חלק ממרכז העיר, ניהלנו משא ומתן על דרכים חלופיות.
Muhalefet parti şehir merkezini kapatmaya karar verdiği zaman, alternatif yollar aradık.عندما قرر الحزب المعارض أن يغلق جزء من مركز المدينة، تفاوضنا لإيجاد طرق بديلة.
Muhalefet parti şehir merkezini kapatmaya karar verdiği zaman, alternatif yollar aradık.野党が市の中心を閉鎖すると決めた時 私たちは代わりのルートを交渉し 政府へ反抗する人たちは 沿道で応援をするようになりました
Nairobi şehir merkezine yaklaşık bir saat dışarda.저렴한 주택단지를 지었습니다.

İlgili Sayfalar