Yaşlı bayan hâlâ paranın üstünü sayıyor.The old lady is still counting her change.
İş bitmiş sayılır.The job is as good as done.
Sanıyorum çok sayıda aşk romanı okudun.I think you've read too many romance novels.
İngilizce, Fransızcadan sayısız sözcük ödünç aldı.English has borrowed numerous words from French.
Geçici işçilerin sayısı 2003'ten beri neredeyse üç katına ulaştı.The number of temporary workers has almost tripled since 2003.
Her oy sayılır.Every vote counts.
Neden evet, Sayın Fluff bir hizmet hayvanıdır.Why yes, Mr. Fluff is a service animal.
Hristiyan sayısı, Müslüman sayısından daha çoktur.The number of Christians is greater than the number of Mohammedans.
Çok kötü! Çok az sayıda zengin insan yetimhaneye bağış yapıyor.Too bad! Too few rich people donate to the orphanage.
Sıfır özel bir sayıdır.Zero is a special number.
Birçok bilim adamı sayılarla çalışır.Many scientists work with numbers.
Bazı sayılar çok büyüktür.Some numbers are very large.
Tom çok sayıda spor içecekleri içmekten diyabet hastası oldu.Tom got diabetes from drinking too many sports drinks.
Geri sayım başladı.The countdown has started.
Sayısız insan kasabın önünde sırasını bekliyor.Countless people wait their turn in front of the butcher's.
Sınıfta orantısız sayıda kız var.There is a disproportionate number of girls in the class.
Bu odadaki öğrenci sayısı 25'tir.The number of pupils in this room is 25.
Birçok sürücü trafik kurallarını hiçe sayıyor.Many drivers have a cavalier attitude towards the rules of the road.
Tom kaç tane sayı vuruşu yaptı?How many home runs did Tom hit?
Tom bana plastik bir torba içinde çok sayıda kurabiye verdi.Tom gave me a dozen cookies in a plastic bag.
Çok sayıda üniversite mezununun bile asgari ücretle çalışmak zorunda olduklarını duydum.I heard that even a lot of college graduates have to work for minimum wage.
Bazı insanlar on üçün şanssız bir sayı olduğuna inanmaktadır.Some people believe that thirteen is an unlucky number.
Tom şirketinde çalışan çok sayıda kadın olduğunu asla fark etmedi.Tom never realized there were so many women working at his company.
Salgında çok sayıda insan öldü.Scores of people died in the epidemic.
O şirin sayılır.He's kinda cute.
Tom çok sayıda hayat kurtardı.Tom has saved many lives.
Boston'da çok sayıda park var.There are many parks in Boston.
Boston'da çok sayıda yüksek bina var.There are a lot of tall buildings in Boston.
Boston'da ziyaret edecek çok sayıda yer var.There are a lot of places to visit in Boston.
Doğum günü etkinlikleri sayılmaz.Birthday events don't count.
Çok sayıda aptalca sorular sormayı durdurmanı öneriyorum.I suggest you stop asking so many stupid questions.
Kırarsanız kendinizi almış sayın.You break it, you bought it.
Bunlardan istediğin kadar çok sayıda alabileceğini umuyorum.I expect you'll be able to buy as many of those as you want.
Çok sayıda ev selde onarılamayacak şekilde hasar gördü.Many houses were damaged beyond repair in the flood.
Tom sayısız kere bana yardım etti.Tom has helped me countless times.
Yedi numaralı sayı, dört numaralı sayıdan daha büyüktür.The number seven is bigger than the number four.
Çok sayıda insan mangaları anlayabilmek için Japonca öğreniyor.Lots of people learn Japanese so they can understand mangas.
Az sayıda seyirci var.There are few spectators.
Çok fazla sayıda Salisbury bifteği yaptım..I made too many Salisbury steaks.
Çok sayıda aptalca sorular sormadığından emin ol.Make sure you don't ask too many stupid questions.
Tom'un bir bebek olarak kendine ait çok az sayıda fotoğrafları var.Tom has very few photos of himself as a baby.
Bu adada çok sayıda insan var.There are way too many people on this island.
Maksimum davetiye sayısını aştınız.You have exceeded the maximum number of invites.
Son kozu oynamadan önce her şey bitmiş sayılmaz.It's not over till the fat lady sings.
Gözyaşı Otu çok sayıda hastalığı tedavi edebilir.Job's tears can cure a large number of diseases.
Bu pek sır sayılmaz.It's hardly a secret.
Bazı uzmanlara göre, konuşulan dil çok az sayıda yan cümleler kullanır.According to some experts the spoken language uses few subordinate clauses.
O konuda haksız sayılmazsın.You've got a point there.
Bu dünyada bir bebeğin kahkahasından daha güzel çok az sayıda ses vardır.There are few sounds in this world more beautiful than a baby's laugh.
Fransızcada Japoncadan çok daha fazla sayıda ünlü vardır.There are many more vowels in French than in Japanese.
Kralın ondan çok sayıda gayrımeşru çocuğu vardı.The king had numerous illegitimate children with her.
Çok az sayıda gerçekten yakın arkadaşlarım var.I have very few really close friends.
Tom çok sayıda resim çekmedi.Tom didn't take very many pictures.
Dünyada mülteci sayısı giderek artmaktadır.The number of refugees in the world increases steadily.
Norveç'in çok sayıda boş sığır ahırları var.Norway has many old empty cattle sheds.
"Sayın Tom, Sayın Mary'yi karınız olarak kabul ediyor musunuz?" "Evet.""Do you, Tom, take Mary to be your wife?" "I do."
Umutlu olmak için çok sayıda sebep var.There are numerous reasons to be hopeful.
Tatoeba'daki Türkçe cümle sayısı 200.000'i aştı.Number of Turkish sentences on Tatoeba exceeded 200,000.
0.75 sayısı ondalık bir sayıdır.The number 0.75 is a decimal number.
Abaküs sayı saymada kullanılan bir araçtır.An abacus is a tool used in counting.