Yapının dizaynı Franciskan'ların şatafatsız yaklaşımını yansıtır.The building's design reflects the austere approach of the Franciscans.
Hikâye 1932 yılında otelin şatafatlı günlerinin sonlarına yakın dönemde başlar.The owner's story begins in 1932 during the final years of the hotel's glory days.
Diğer bir önemli uygulama, ziyaretçileri şatafatlı teşhirlerle etkilemekti.Another key practice was to overwhelm visitors by sumptuous displays.
Buna ek olarak videoları "şatafatlı, aptal eğlenceler" olarak tanımladı.He further described the videos as "gaudy, stupid fun".
Burada 2. Rudolf tarafından şatafatlı bir şekilde ağırlandılar.It had been thought to have been owned by Rudolf II.
Sessiz, şatafatsız, ağır ve sosyal dünyayla daha az ilgili olma eğilimindedirler.They tend to seem quiet, low-key, deliberate, and less involved in the social world.
Hiç şatafatlı giyinmeyi sevmezdi.Also she doesn't like immodest clothing.
En şatafatlı olanı ise tabii ki 5 Kasım gecesidir.It peaked at number 4 on 5 November.
Çok şatafatlıydı.It's too showy.
"Şatafat zamanı" diyebiliriz.We can say, "It's luxurious time."
Onu yansıtmak için şatafatlı sembollere ihtiyaç duymazlarmış yani.We don't need, in a sense, those kingly symbols.
Şatafatlı sözler anlaşılamadıklarında, üstleri çizilebilir.Ten-dollar words are rendered worthless if they're not understood.
Konu şatafatlı sözcüklere geldiğinde, sözcük dağarcığınızla gidin bir Scrabble oynayın.So when it comes to $10 words, save your money and buy a Scrabble board.
Öncelikle köleliği tüm şatafatlı sembollerinden arındırır.Das Kirchenrecht wird aus allen weltlichen Belangen herausgenommen.
En şatafatlı olanı ise tabii ki 5 Kasım gecesidir.Das Kirchweihfest ist am 5. November.
Şatafatlı kadın Aleksander Bardini ...Die traurige Geschichte vom Glück der Alexina Barbin.
Hikâye 1932 yılında otelin şatafatlı günlerinin sonlarına yakın dönemde başlar.Also endet die erzählte Zeit 1932, im Jahr des Beginns der Niederschrift des Werkes in Paris.
Öncelikle köleliği tüm şatafatlı sembollerinden arındırır.En su interior custodia dos impresionantes Crucifijos.
Diğer bir önemli uygulama, ziyaretçileri şatafatlı teşhirlerle etkilemekti.Un'altra tattica fondamentale era sopraffare i visitatori con sontuose esposizioni.
Sessiz, şatafatsız, ağır ve sosyal dünyayla daha az ilgili olma eğilimindedirler.Chiunque vorrebbe essere più spensierato, rilassato e preoccuparsi meno dei soldi e dello status sociale.
En şatafatlı olanı ise tabii ki 5 Kasım gecesidir.أهم يوم في الاسبوع هو بلا شك الثلاثاء.
Buna ek olarak videoları "şatafatlı, aptal eğlenceler" olarak tanımladı.Ele ainda descreveu os vídeos como "divertidos e estúpidos".
Sessiz, şatafatsız, ağır ve sosyal dünyayla daha az ilgili olma eğilimindedirler.Eles tendem a parecer calmos, ponderados e menos envolvidos com o mundo social.
Morphy Avrupa'dan ayrılmadan önce onuruna şatafatlı bir de ziyafet verildi.Podczas pobytu w Europie Morphy zyskał wielką sławę.
Hiç şatafatlı giyinmeyi sevmezdi.Nie lubi mieć wymiętych ubrań.
En şatafatlı olanı ise tabii ki 5 Kasım gecesidir.För andra betydelser, se Cinco de Noviembre.
Kimi zaman şatafatlı ve kibirlidir.Іноді буває хвалькуватий і мудрує.
En şatafatlı olanı ise tabii ki 5 Kasım gecesidir.Adorační den připadá na 5. listopad.
Otomobil tasarımında karöserinin önemli bir yer tuttuğu bu şatafatlı dönem kısa sürecektir.Näin kalliin, miehitetyn koneisto-osan satamassaoloaika jää lyhyeksi.
En şatafatlı olanı ise tabii ki 5 Kasım gecesidir.Helligtrekongersaften er aftenen før: 5. januar.
Hikâye 1932 yılında otelin şatafatlı günlerinin sonlarına yakın dönemde başlar.Kisah pemiliknya dimulai pada tahun 1932 selama akhir tahun ketika hotel tersebut berjaya.
En şatafatlı olanı ise tabii ki 5 Kasım gecesidir.Thế tay cao nhất thực ra là thứ 15.
Hiç şatafatlı giyinmeyi sevmezdi.Anh không thích mặc các đồ lễ phục.
Kimi zaman şatafatlı ve kibirlidir.Karnal (Colonel) thỉnh thoảng hung hăng và kiêu ngạo.
Yapının dizaynı Franciskan'ların şatafatsız yaklaşımını yansıtır.建物のデザインはフランシスコ会の質素さを反映したものである。
Yapının dizaynı Franciskan'ların şatafatsız yaklaşımını yansıtır.这座建筑的设计反映了方济各会简朴的风格。
Hiç şatafatlı giyinmeyi sevmezdi.不喜歡穿裙子。
Yapının dizaynı Franciskan'ların şatafatsız yaklaşımını yansıtır.Oblika stavbe odraža strog pristop frančiškanov.
Diğer bir önemli uygulama, ziyaretçileri şatafatlı teşhirlerle etkilemekti.Druga ključna praksa je bila, da so obiskovalce zasuli z razkošjem.
Diğer bir önemli uygulama, ziyaretçileri şatafatlı teşhirlerle etkilemekti.Kita praktika buvo sukrėsti lankytojus prabangos demonstravimu.
Bir önceki gördüğünüz nasıldı? Çok şatafatlıydı.Zbyt pokazowy.
Çok şatafatlıydı.Arata totul asa de bine .
Çok şatafatlıydı.C'est trop voyant.
Çok şatafatlıydı.DEn är för prålig.
Çok şatafatlıydı.Es ist zu protzig.
Çok şatafatlıydı.E' troppo vistoso.
Çok şatafatlıydı.Het is te opzichtig .
Çok şatafatlıydı.Itu terlalu berlebihan.
Çok şatafatlıydı.Phô trương quá.
Çok şatafatlıydı.Preveč je vpadljiv.
Çok şatafatlıydı.Είναι πολύ φανταχτερό.
Çok şatafatlıydı.Слишком броско.
Çok şatafatlıydı.מעט ראוותנית
Çok şatafatlıydı.انها مبهرجة جدا.
Çok şatafatlıydı.そう?
Konu şatafatlı sözcüklere geldiğinde, sözcük dağarcığınızla gidin bir Scrabble oynayın.Así que cuando se trate de palabras grandilocuentes, ahórrenlas para usarlas en el Scrabble.
Konu şatafatlı sözcüklere geldiğinde, sözcük dağarcığınızla gidin bir Scrabble oynayın.그러니까, 지나치게 과장된 단어를 쓰고 싶어지면 수고를 줄이고 좀 더 쉽게 쓰도록 하세요.
Konu şatafatlı sözcüklere geldiğinde, sözcük dağarcığınızla gidin bir Scrabble oynayın.Portanto, no que se refere a palavras caras, poupem dinheiro e comprem um jogo do Scrabble.
Konu şatafatlı sözcüklere geldiğinde, sözcük dağarcığınızla gidin bir Scrabble oynayın.Prin urmare, când ajungem la cuvinte prețioase, păstrează-ți banii și cumpără-ți un joc de Scrabble.
Konu şatafatlı sözcüklere geldiğinde, sözcük dağarcığınızla gidin bir Scrabble oynayın.Quand on en arrive aux mots à rallonge, ne vous fatiguez pas et achetez-vous un jeu de Scrabble.