Ancak bir şartımız var.Thật ra là có một điều kiện.
Ancak bir şartımız var.Αλλά, υπάρχει μια προϋπόθεση.
Ancak bir şartımız var.Але існує одне "але".
Ancak bir şartımız var.Ами, има едно условие.
Ancak bir şartımız var.Но с одной оговоркой.
Ancak bir şartımız var.טוב, ישנו תנאי אחד.
Ancak bir şartımız var.حسنا، هناك تحفظ واحد.
Ancak bir şartımız var.実際には終わりのない命を持つ訳ではなく
Ancak biz yine belirli şartlarda birbirleriyle nasıl etkileştikleriniz gözlemlemeye başlıyoruz.Aber wir beobachten auch, wie die Substanzen unter bestimmten Umständen miteinander reagieren.
Ancak biz yine belirli şartlarda birbirleriyle nasıl etkileştikleriniz gözlemlemeye başlıyoruz.Ale taktiež sme začali pozorovať ako reagujú medzi sebou v istých podmienkách.
Ancak biz yine belirli şartlarda birbirleriyle nasıl etkileştikleriniz gözlemlemeye başlıyoruz.Ezeken felül megfigyelhetjük, hogy adott körülmények között miképp reagálnak egymással.
Ancak biz yine belirli şartlarda birbirleriyle nasıl etkileştikleriniz gözlemlemeye başlıyoruz.그런 반응이 어떻게 일어나는지 관찰되기도 합니다.
Ancak biz yine belirli şartlarda birbirleriyle nasıl etkileştikleriniz gözlemlemeye başlıyoruz.Ma abbiamo anche cominciato a osservare come questi elementi reagiscono tra loro in certe circostanze.
Ancak biz yine belirli şartlarda birbirleriyle nasıl etkileştikleriniz gözlemlemeye başlıyoruz.Maar we gaan ook zien hoe ze met elkaar reageren in bepaalde omstandigheden.
Ancak biz yine belirli şartlarda birbirleriyle nasıl etkileştikleriniz gözlemlemeye başlıyoruz.Mas começamos também a observar como reagem umas com as outras em determinadas circunstâncias.
Ancak biz yine belirli şartlarda birbirleriyle nasıl etkileştikleriniz gözlemlemeye başlıyoruz.Nhưng chúng ta cũng quan sát cách các vật thể đó phản ứng với nhau
Ancak biz yine belirli şartlarda birbirleriyle nasıl etkileştikleriniz gözlemlemeye başlıyoruz.Vi mennesker begyndte også at observere, hvordan stoffer kan reagere med hinanden under visse omstændigheder.
Ancak biz yine belirli şartlarda birbirleriyle nasıl etkileştikleriniz gözlemlemeye başlıyoruz.Zároveň jsme si začali všímat, jak spolu reagují v daných podmínkách.
Ancak biz yine belirli şartlarda birbirleriyle nasıl etkileştikleriniz gözlemlemeye başlıyoruz.Αλλά αρχίζουμε επίσης να παρατηρούμε πώς αντιδρούν μεταξύ τους σε διάφορες περιστάσεις.
Ancak biz yine belirli şartlarda birbirleriyle nasıl etkileştikleriniz gözlemlemeye başlıyoruz.Але ми також почали спостерігати, як вони взаємодіють один з одним за певних обставин.
Ancak biz yine belirli şartlarda birbirleriyle nasıl etkileştikleriniz gözlemlemeye başlıyoruz.Мы начали замечать, как они реагируют друг с другом при определенных условиях.
Ancak biz yine belirli şartlarda birbirleriyle nasıl etkileştikleriniz gözlemlemeye başlıyoruz.אנחנו מתחילים לראות גם איך הם מתנהגים אחד עם השני במצבים מסוימים
Ancak biz yine belirli şartlarda birbirleriyle nasıl etkileştikleriniz gözlemlemeye başlıyoruz.الا اننا بدأنا نلاحظ عن كثب كيف تتفاعل مع بعضها بظروف معينه
Ancak biz yine belirli şartlarda birbirleriyle nasıl etkileştikleriniz gözlemlemeye başlıyoruz.ここにはそういう物質の写真がいくつかあります.
--Ancak bu sefer ilkel şartlarda çalışıyoruz, saf kimyasallar kullanmıyoruz.보이기도 했습니다 하지만 순수한 물질이 아닌 원시시대의 조건을 가지고 실험을 했습니다
--Ancak bu sefer ilkel şartlarda çalışıyoruz, saf kimyasallar kullanmıyoruz.lavorando solo su condizioni primordiali, senza usare sostanze chimiche pure.
--Ancak bu sefer ilkel şartlarda çalışıyoruz, saf kimyasallar kullanmıyoruz.lucrând doar cu regimuri primordiale, fără chimicale pure.
--Ancak bu sefer ilkel şartlarda çalışıyoruz, saf kimyasallar kullanmıyoruz.Tentokrát však pracujeme v neupravených podmínkách, bez čistých chemikálií.
--Ancak bu sefer ilkel şartlarda çalışıyoruz, saf kimyasallar kullanmıyoruz.Tiada zat-zat kimia murni.
--Ancak bu sefer ilkel şartlarda çalışıyoruz, saf kimyasallar kullanmıyoruz.בדומה למה שראינו קודם -- אבל שוב, זה כשעובדים בתנאים קדמוניים, ללא כימיקלים טהורים.
--Ancak bu sefer ilkel şartlarda çalışıyoruz, saf kimyasallar kullanmıyoruz.شبيهاً بما رأينا سابقاً - لكن، ثانيةً، بالعمل في ظروف بدائية فقط، بدون مركبات كيميائية نقية.
--Ancak bu sefer ilkel şartlarda çalışıyoruz, saf kimyasallar kullanmıyoruz.でも原始的な条件の下で行い 純粋な物質はありません これもタールで作ったプロトセルです
Ancak psikolojik olarak da şartlandık ve kimsenin haberi yok.Ja et ole tietoinen siitä.
Ancak psikolojik olarak da şartlandık ve kimsenin haberi yok.Man ist sich dessen nicht bewusst.
Ancak psikolojik olarak da şartlandık ve kimsenin haberi yok.Tapi secara psikologis terkondisi Dan seseorang tidak menyadari hal itu.
Ancak psikolojik olarak da şartlandık ve kimsenin haberi yok.Но бидейки психологически обусловени... И човек не осъзнава това.
A'nın olmaması şartıyla B'nin 1 etmesi gerekiyor çünkü bu ikisi birbirini tamamlayıcı olaylar.P di non A dato B deve essere uno perché questi sono 2 eventi complementari.
A'nın olmaması şartıyla B'nin 1 etmesi gerekiyor çünkü bu ikisi birbirini tamamlayıcı olaylar.P-je A-nak ha B mindig 1 mivel ezek komplementer események.
A'nın olmaması şartıyla B'nin 1 etmesi gerekiyor çünkü bu ikisi birbirini tamamlayıcı olaylar.P(neplatnost A za předpokladu B) musí být jedna, protože toto jsou dvě nezávislé události.
A'nın olmaması şartıyla B'nin 1 etmesi gerekiyor çünkü bu ikisi birbirini tamamlayıcı olaylar.P nie A, za predpokladu B, musí byť 1, keďže ide o 2 doplnkové udalosti.
A'nın olmaması şartıyla B'nin 1 etmesi gerekiyor çünkü bu ikisi birbirini tamamlayıcı olaylar.P od nie-A pod warunkiem B musi wynosić 1, ponieważ to są zdarzenia komplementarne.
A'nın olmaması şartıyla B'nin 1 etmesi gerekiyor çünkü bu ikisi birbirini tamamlayıcı olaylar.P von nicht A, gegeben B, 1 ergeben muss, weil beide Ereignisse komplementär zueinander sind.
A'nın olmaması şartıyla B'nin 1 etmesi gerekiyor çünkü bu ikisi birbirini tamamlayıcı olaylar.P(не A_BAR_B) должна быть равна 1, потому что это дополняющие события.
A'nın olmaması şartıyla B'nin 1 etmesi gerekiyor çünkü bu ikisi birbirini tamamlayıcı olaylar.P של 'לא A' בתנאי B מסתכם ל-1 כוון שאלה שני ארועים משלימים.
A'nın olmaması şartıyla B'nin 1 etmesi gerekiyor çünkü bu ikisi birbirini tamamlayıcı olaylar.このことから正規化群を基本的に無視することで
A'nın olması şartıyla; B, C'den şartlı olarak bağımsızdırB feltételesen független C-től A ismeretében.
A'nın olması şartıyla D; C'den bağımsız mıdır?C è indipendente da D dato A?
A'nın olması şartıyla D; C'den bağımsız mıdır?Czy C jest niezależne od D pod warunkiem A?
A'nın olması şartıyla D; C'den bağımsız mıdır?Ist C unabhängig von D, gegeben A?
A'nın olması şartıyla D; C'den bağımsız mıdır?Je C nezávislé na D za předpokladu A?
A'nın olması şartıyla D; C'den bağımsız mıdır?Je C nezávislé na D za predpokladu A?
A'nın olması şartıyla D; C'den bağımsız mıdır?Является ли C независимым от D при условии A?
A'nın olması şartıyla D; C'den bağımsız mıdır?האם C חסר תלות ב-D בהינתן A?
A'nın olması şartıyla D; C'den bağımsız mıdır?それからDが条件として与えられたとき EはCから独立していますか?
A'nın pozitif olması şartıyla J'nin de pozitif olması 0,9'dur.Die Wahrscheinlichkeit, dass J positiv ist, gegeben A ist positiv, beträgt 0,9.
A'nın pozitif olması şartıyla J'nin de pozitif olması 0,9'dur.La probabilità che J è positivo dato che A è positivo è pari a 0,9.
A'nın pozitif olması şartıyla J'nin de pozitif olması 0,9'dur.Pravdepodobnosť, že J je pozitívne za predpokladu, že A je pozitívne, je 0,9.
A'nın pozitif olması şartıyla J'nin de pozitif olması 0,9'dur.Pravděpodobnost, že J je pozitivní za předpokladu že A je pozitivní, je 0,9.
A'nın pozitif olması şartıyla J'nin de pozitif olması 0,9'dur.Prawdopodobieństwo, że J jest dodatnie, gdy A jest dodatnie, wynosi 0.9
A'nın pozitif olması şartıyla J'nin de pozitif olması 0,9'dur.そしてaが真である時にmが真である確率は