Şartlar Tom için son zamanlarda oldukça zor olmuştu.Things have been pretty rough lately for Tom.
Şartlı Tahliye bitiş günüm yakındır.The end of my probation period is nearing.
Şartlar aynı ama insanlar değişti.Things are the same, but people have changed.
Şartlar hızla değişiyor.Things are changing quickly.
Tom tuhaf şartlarda öldü.Tom died in strange circumstances.
Normal şartlar altında, suyun kaynama sıcaklığı 100 santigrat derece.Under normal conditions, the boiling point of water is 100 degrees Celsius.
Bu gemiye yeni bir kaptan şart.This ship needs a new captain.
Kabul ediyorum ama yalnızca tek şartla.I accept, but only on one condition.
Hayatını bu şartlar altında sürdüremezsin.You can't live your life under these conditions.
Bu şartlarda çalışamayız.We can't work under these conditions.
Şartlarını ona açıkladı.He explained to her his circumstances.
Onların bu şartları ve koşulları kabul edeceklerini sanmıyorum.I do not think they will accept these terms and conditions.
Şartlı tahliye oldun.You've been paroled.
Kendini şartlara uyduruyor.She adapts herself to circumstances.
Şartlarınızı kabul ediyorum.I agree to your terms.
Sadece bir şartım var.I only have one condition.
Bu şartlar altında çalışmak istemiyorum.I don't want to work under these conditions.
Şartlarını kabul edeceğim.I'll agree to your terms.
Şartlar nedir?What're the terms?
Jean-Paul Sartre ünlü Fransız filozoftu.Jean-Paul Sartre was a famous French philosopher.
Senin şartların nedir?What are your terms?
Bunlar benim şartlarım.These are my terms.
İyi çalışmam şart.I am required to study well.
Yarın buraya gelmeniz şart.You are required to come here tomorrow.
Diğerlerine samimi davranmamız şart.We are required to treat others with sincerity.
Şartlarını kabul edeceğiz.We'll accept your conditions.
Şartlar nelerdir?What are the conditions?
Onlar sınavı geçmemizi şart koştu.They required us to pass an examination.
O, laboratuar çalışmalarının sınavı öncesinde teslim edilmesini şart koşuyor.He requires that the laboratory exercises be handed in before the final exam.
Şartlar artık hiç de iyi gitmiyor.Things aren't going well at all, any more.
O, şartları açıklayabilir.He can explain the situation.
Hiçbir şartla o ona dokunma iznine sahip değildir.On no condition has he permission to touch it.
Bu şartlar altında Tom'un umursayacağını sanmıyorum.Under the circumstances, I don't think Tom would mind.
Tom, şartlı tahliye ve kamu hizmeti cezasına çarptırıldı.Tom was sentenced to probation and community service.
Tom şartlı tahliye aldı.Tom got his parole.
Tom, beş yıl sonra şartlı tahliye olabilecek.Tom will be eligible for parole in five years.
Şartlı tahliye edilen mahkum mahallesinde yaşamaya başladı.The parolee started to live in his hometown.
Şartlı olarak tahliye edildim.I'm on parole.
Mary'nin Tom'la bu anlaşmayı imzalaması şart mıydı?Did Mary have to sign this agreement with Tom.
Tom çok zor şartlar altında iyi bir iş yapıyor.Tom is doing a good job under very difficult circumstances.
Şartların olumlu tarafına bakalım.Let's look at the positive side of things.
Şartlarınızı tartışmak için toplanmaya hazırız.We're prepared to meet to discuss your terms.
Şartlara göre değişir.It depends on the circumstances.
Kompozisyon yarışması için giriş şartları çok sıkıdır.The entry requirements for the essay competition are very strict.
O, o zaman şartlı olarak tahliye edilmişti.He was on parole then.
Dan şartlı tahliyesini üç kez ihlal etti.Dan violated his parole three times.
Dan geçen ay şartlı olarak tahliye edildi.Dan was paroled last month.
Tom geçen ay şartlı tahliye edildi.Tom was paroled last month.
Tom üç kez şartlı tahliyeyi ihlal etti.Tom has violated his parole three times.
Dan'in idam cezası şartlı tahliye olmaksızın ömür boyu hapse çevrildi.Dan's death sentence was commuted to life in prison without parole.
Beni kayıtsız şartsız seviyor musun?Do you love me unconditionally?
Kötü hava şartları nedeniyle oyun iptal edildi.Due to the bad weather, the game was called off.
Kötü hava şartlarından dolayı oyun iptal edildi.Due to the bad weather, the game was cancelled.
Tom 30 yılı aşkın süredir Boston'da şartlı tahliye memurluğu yapıyor.Tom has been a probation officer in Boston for more than 30 years.
Şartlar aslında bu yıl daha iyidir.Things are actually better this year.
Şartlar dayanılmazdı.The situation was unbearable.
Şartlar hızlı bir şekilde değişebilir.Things can change quickly.
Burada şartlar değişti.Things have changed here.
Şartlar değişmiş olabilir.Things may have changed.
Şartlar değişmek zorunda.Things have to change.