Tom Mary'nin şarkı söylemesini dinlemekten hoşlanır.Tom likes to listen to Mary sing.
Tom Mary'nin duşta şarkı söylediğini duydu.Tom heard Mary singing in the shower.
Tom Mary'nin şarkı söylediğini asla duymadı.Tom has never heard Mary sing.
Tom Mary'ye şarkı yazma ile ilgili birkaç güzel tavsiye verdi.Tom gave Mary some good advice about how to write songs.
Tom Mary'nin barlarda şarkı söylemesini onaylamadı.Tom disapproved of Mary singing in bars.
Tom ne zaman isterse o kulübe Mary'nin şarkı söylemesini dinlemeye gidebilir.Tom can go hear Mary sing at that club whenever he wants to.
Tom, en sevdiği şarkıyı söylemeye başladı ve Mary onunla birlikte söylemeye başladı.Tom began to sing his favorite song and Mary harmonized with him.
Tom Mary'ye o şarkının flütle nasıl çalındığını bilip bilmediğini sordu.Tom asked Mary if she knew how to play that song on the flute.
Eskiden konser verdiğimde Tom ve Mary arkada benim yedek şarkıcılarımdı.Tom and Mary were my backup singers back when I used to perform.
Tom, Mary'nin şarkı söyleme yeteneğine hayran.Tom admires Mary's singing ability.
Eğer doğru hatırlıyorsam, o, Tom'un Mary'nin düğününde söylediği şarkı.If I remember correctly, that's the song Tom sang at Mary's wedding.
Tom'un Mary kadar iyi şarkı söyleyip söylemediğini merak ediyorum.I wonder if Tom can sing as well as Mary.
O şarkı söylerken ben burada oturacağım.I'll be sitting here while he's singing.
Ben sözlerine bakmadan bu şarkıyı söyleyebilirim.I can sing this song without looking at the lyrics.
Tom o şarkıcıyı mükemmel şekilde taklit edebilir.Tom can imitate that singer perfectly.
O her zaman duşta şarkı söyler.He always sings while having a shower.
O her zaman duş alırken şarkı söyler.He always sings while having a shower.
Aniden, annem şarkı söylemeye başladı.Suddenly, my mother started singing.
O piyano çalıyordu ve o şarkı söylüyordu.He was playing the piano and she was singing.
Onun şarkılarının hepsi zirve oldu.All of her songs became hits.
Onun şarkılarının hepsi hit oldu.All of her songs became hits.
Şarkı söylemeni istiyorum.I want you to sing.
Bu şarkıyı biliyor musunuz?Do you know this song?
Biz size bir şarkı söylemek istiyoruz.We'd like you to sing a song.
Bazı şarkılar söylemeni istiyoruz.We'd like you to sing some songs.
Birkaç şarkı söylemeni istiyoruz.We'd like you to sing some songs.
Ben onun şarkısını hiç dinlemedim.I have never heard her song.
Onun büyük bir şarkıcı olacağına eminim.I'm sure she will become a great singer.
Gençler halk şarkıları söylüyorlardı.The youngsters were singing folk songs.
Şarkıcı vahşi çakallar tarafından öldürüldü.The singer was killed by wild coyotes.
Tom'un favori Elvis Presley şarkısı "Jailhouse Rock."Tom's favorite Elvis Presley song is "Jailhouse Rock."
Mary'nin dün gece meyhanede söylediği şarkıyı Tom yazdı.Tom wrote the song that Mary sang last night at the pub.
Tom, Mary'nin onun yeni şarkısını beğenip beğenmeyeceğini görmek istiyor.Tom wants to see if Mary likes his new song.
Tom Mary'den piyanoda onun için bir şarkı çalmasını istedi.Tom wanted Mary to play a song for him on the piano.
Tom bir kilise korosunda şarkı söyler.Tom sings in a church choir.
Tom halkın huzurunda asla şarkı söylemez.Tom never sings in public.
Tom rıhtımda ayaklarını suya sarkıtarak oturmayı sever.Tom likes to sit on the dock with his feet dangling in the water.
Tom duşta şarkı söylemeyi seviyor.Tom likes singing in the shower.
Tom son zamanlarda çok sayıda yeni şarkıları nasıl söyleyeceğini öğreniyor.Tom has recently been learning how to sing a lot of new songs.
Tom şarkı söylemede iyileşti.Tom got good at singing.
Tom Mary'nin o kadar iyi şarkı söyleyebildiğini bilmiyordu.Tom didn't know Mary could sing so well.
Tom şarkı akortlarını hatırlayabiliyor, fakat bütün sözleri hatırlayamıyor.Tom can remember the chords to the song, but can't remember all the lyrics.
Tom Mary'nin şarkı söylediğini ilk defa duymuyordu.It wasn't Tom's first time to hear Mary sing.
O, uzun süre önce şarkı söyledi.He sang a long time ago.
İki saat şarkı söyledim.I sang for two hours.
Onlar şarkı söylemiyorlar, birbirleri ile flört ediyorlar.They are not singing, they are flirting with each other.
Tom yüzlerce şarkı yazdı.Tom has written hundreds of songs.
O ünlü bir şarkıcı oluyordu.He was becoming a famous singer.
Bu şarkıyı kimin söylediğini biliyor musun?Do you know who sings that song?
Bugün bir rap şarkısı yazmaya başlıyorum.I'm starting to write a rap song today.
Rahibeler şarkı söylüyorlar.The nuns are singing.
O akılda kalıcı bir şarkı.It's a catchy song.
O çekici bir şarkı.It's a catchy song.
Beşinci Cadde ve Harvey Caddesinin köşesindeki şarküteride çok et vardır.There are a myriad of meats at the deli on the corner of Fifth and Harvey Street.
Tom bana o şarkının nasıl çalınacağını öğretti.Tom taught me how to play that song.
Tom şarkı söyleyebileceğinden emin.Tom sure can sing.
O şarkıda Debussy'nin eserlerinden biri için bir ima var.There's an allusion to one of Debussy's works in that song.
Şimdi şarkı söylüyorum.I sing now.
Şarkı söyleyebilir misin?Can you sing the song?
Bu şarkıyı seviyorum!I love this song!