şarabın ile cümle

şarabın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Madeira bir şarabın adıdır.Madeira is the name of a wine.
Biraz Fransız şarabın var mı?Do you have any French wine?
Sizin hangi tür şarabınız var?What kind of wine do you have?
Ben bu et yemeğini senin en iyi beyaz şarabınla yemek isterim.I'd like to have this meat dish with your best white wine.
Hoşunuza gidip gitmeyeceğini anlamak için bu şarabın tadın.Taste this wine to see if you like it.
Bu şarabın tadı iyi.This wine tastes good.
Şarabın hepsini içtiğine şaşırdım.I was amazed that she had drunk all of the wine.
Senin gözde ucuz şarabın nedir?What's your favorite cheap wine?
Favori yerli şarabın nedir?What's your favorite domestic wine?
Favori Fransız şarabın nedir?What's your favorite French wine?
Favori şarabın hangisidir?What's your favorite wine?
Tom kesinlikle şarabını seviyor.Tom certainly enjoys his wine.
Tom hangi şarabın daha pahalı olduğunu anlayamaz.Tom can't tell which wine is more expensive.
Bu senin şarabın mı?Is this your wine?
Bu senin şarabın.This is your wine.
Şarabın var.You have wine.
Şarabınız var.You have wine.
Biraz şarabın var mı?Do you have some wine?
Fransız şarabından hoşlanır mısın?Do you like French wine?
Tom'un şarabını nerede tuttuğunu merak ediyorum.I wonder where Tom keeps his wine.
Tom şarabın tıpasını açtı.Tom uncorked the wine.
Tom şarabını yudumladı.Tom sipped his wine.
Tom şarabını içti.Tom drank his wine.
Tom kendi şarabını hazırlar.Tom makes his own wine.
Tom evde kendi şarabını yapar.Tom makes his own wine at home.
Tom bütün bir şişe şarabın tümünü tek başına içti.Tom drank the whole bottle of wine all by himself.
Bana şarabın nerede olduğunu söyle.Tell me where the wine is.
Bana şarabını nerede sakladığını söyle.Tell me where you keep your wine.
Biz kırmızı şarabın peynirle lezzetli olduğunu unutmamalıyızWe musn't forget that red wine is delicious with cheese.
O şarabın içinde küçük bir mantar olduğuna inanıyorum.I believe there's a little cork in that wine.
Tom şarabın tadına baktı.Tom tasted the wine.
Bir kadeh şarabın sinirlerimi sakinleştirmeme yardımcı olacağını düşünüyorum.I think a glass of wine would help me calm my nerves.
Tom şarabını yavaşça yudumladı.Tom sipped his wine slowly.
Tom bir şişe şarabını tıpasını çıkardı.Tom uncorked a bottle of wine.
En pahalı şarabın nedir?What's your most expensive wine?
Bir şişe şarabın yeterli olacağından emin misin?Are you sure one bottle of wine is going to be enough?
Şarabın ve arkadaşın eskisi makbuldür.Old friends and old wine are best.
Bunu şarabın üstün kalitesine bağlıyorum efendim.I attribute it to the superior quality of the wine, sir.
O şarabın iyi olduğunu düşünüyorum.I think that wine is good.
Bu şarabın iyi olduğunu düşünüyorum.I think this wine is good.
Şarabını döşemeye dökme.Don't spill your wine on the upholstery.
Ben şarabın tadına baktım.I tasted the wine.
Şarabın tıpasını açtım.I uncorked the wine.
Kırmızı şarabın var mı?Do you have red wine?
Tom şarabından bir yudum aldı.Tom took a sip of his wine.
Bu şarabın tadı berbat.This wine tastes terrible.
Alfio Lucia'dan en iyi özel eski şarabından getirmesini ister.Alfio asks Lucia for some of her fine old wine.
Kaliforniya şarabının tadına bakmak için doğru bölgedesiniz.A Companion to California Wine.
Hatta Augustus'un Raetia şarabını tüm diğer şaraplara tercih ettiği söylenir.Augustus Caesar preferred Raetian wine to any other.
DHA, bir şarabın kalitesine ve tadına etki edebilir.In sufficient quantities these can affect the wine's odor and taste.
Üretilen şarabın alkol oranı %11-13, asidite miktarı ise 5-7 gram/litre civarındadır.The wines are around 12 - 13% alcohol, with 5-7 grams/litre acidity.
Üzümü Arap gündelikçi sıkar ve şarabını semiz Yahudi içer.Bread and good wine is to be found there, but only Jews make wine.
Kuru incirler ayrıca aperitif olarak da yenir ya da şarabın yanına katık edilirdi.Dried figs were also eaten as an appetizer or when drinking wine.
Kadeh beyaz bir zemin üzerinde kendi ekseni etrafında döndürülürek, şarabın rengi incelenir.The wine glass is put at an angle in order to see the colors.
Çünkü bütün uluslar Azgın fuhşunun şarabından içtiler.The guests drank wine from gem-encrusted gold goblets.
Genç kadın kadehini ağzına doğru götürmüş, şarabını bitirmek üzere.She's got it up to her mouth and she's just finishing it off.
Şarabın 200 çeşidini bilen bir komşum var.I have a neighbor who knows 200 types of wine.
Sadece Beyaz Cheval şarabına yönelik değil tadımda ikram edilen tüm şaraplar için geçerli.And it wasn't just to that wine.
İyi! pardon, elim kaydı ! İyi şarap! Ah, Demek şarabın içine zehir koydunuz!Pardon me, my hand slipped good wine! oh, who would have thought you have put poison in the wine!
Elindeki kırmızı şarabının ardından fikrini belirttiShe opines, over her Cabernet Sauvignon

İlgili Sayfalar