Bu listede kodlarınızın çalıştırılması ile ortaya çıkan hata( lar) bulunur. İyi şanslar!داخل قائمة ابحث خطأ s من جاري التنفيذ الشعار رمز!
Bu listede kodlarınızın çalıştırılması ile ortaya çıkan hata( lar) bulunur. İyi şanslar!実行したコードのエラーを、このリストで見つけます。 健闘を祈る!
Buna tutun. İyi şanslar.그리고 이것을 들고 계셔 주십시요. 행운을 빕니다.
Buna tutun. İyi şanslar.ותחזיק את זה. שיהיה בהצלחה.
Buna tutun. İyi şanslar.وأمسك هذه. حظا موفقا لك.
Buna tutun. İyi şanslar.(笑)
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Ce que ces choses ont en commun est que les enfants vont oser.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Ciò che queste cose hanno in comune è che i bambini si buttano.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Điểm chung của những câu chuyện này là trẻ con sẽ làm những điều chúng nghĩ
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Ezekben a dolgokban az a közös, hogy a gyerekek adnak egy esélyt.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Fælles for de her ting er, at børn tager gerne en chance.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.이런 이야기들은 보시면 어린이들은 공통적으로
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Lo que estas cosas tienen en común, es que los niños se arriesgan.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.O que isto tem de comum é que os miúdos arriscam.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Te historie łączy fakt, że dzieci zawsze korzystają z okazji.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Tem rečem je skupno to, da bodo otroci poizkusili nove reči.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Toto všetko znamená, že deti sa chopia šance.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Tyto věci mají jedno společné. Děti se nebojí zkusit štěstí.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Vad dessa saker har gemensamt är att barn tar chanser.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Wat was er gemeenschappelijk? Kinderen nemen risico's.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Yang menjadi persamaan dari hal-hal tersebut adalah anak-anak akan mengambil kesempatan.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Yhteistä on se, että lapset ottavat riskejä.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Αυτό που έχουν κοινό αυτά τα παραδείγματα είναι ότι τα παιδιά θα ρισκάρουν.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Общото между тези истории е, че децата ще се възползват от възможността.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Що в цих історіях спільного — це те, що діти хапаються за можливість.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.ما تشترك فيه هذه القصص هو أن الأطفال سيجازفون.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.何も知らなくても子供はただやってみます
Büyüme şanslarıyla ilgileniyorsanız -- bu zaten sürekli tavana doğru gidiyor.Czekamy na wielkie wzrost możliwości idący ponad dach.
Büyüme şanslarıyla ilgileniyorsanız -- bu zaten sürekli tavana doğru gidiyor.Estás buscando oportunidad de crecimiento -- está atravesando el techo.
Büyüme şanslarıyla ilgileniyorsanız -- bu zaten sürekli tavana doğru gidiyor.Informationstechnologie bricht alle Rekorde.
Büyüme şanslarıyla ilgileniyorsanız -- bu zaten sürekli tavana doğru gidiyor.정보통신기술의 열기는 지붕을 뚫을 만큼 치솟고 있죠.
Büyüme şanslarıyla ilgileniyorsanız -- bu zaten sürekli tavana doğru gidiyor.Se state cercando opportunità di sviluppo -- sta crescendo proprio a dismisura.
Büyüme şanslarıyla ilgileniyorsanız -- bu zaten sürekli tavana doğru gidiyor.Voi căutaţi şanse de creştere -- aceasta crește vertiginos.
Büyüme şanslarıyla ilgileniyorsanız -- bu zaten sürekli tavana doğru gidiyor.Vous cherchez des opportunités de croissance -- ça va percer le plafond.
Büyüme şanslarıyla ilgileniyorsanız -- bu zaten sürekli tavana doğru gidiyor.Ze rijzen de pan uit.
Büyüme şanslarıyla ilgileniyorsanız -- bu zaten sürekli tavana doğru gidiyor.Вы ищете возможности роста? Эта область очень сильно развивается.
Büyüme şanslarıyla ilgileniyorsanız -- bu zaten sürekli tavana doğru gidiyor.התחום הזה מרקיע שחקים.
Büyüme şanslarıyla ilgileniyorsanız -- bu zaten sürekli tavana doğru gidiyor.إن النمو فيه يتطاول علوا و يتجاوز السقوف.
Büyüme şanslarıyla ilgileniyorsanız -- bu zaten sürekli tavana doğru gidiyor.著しく伸びることでしょう
CA: Lee Cronin, iyi şanslar.CA: 리 크론닌, 행운이 있기를 바랍니다 (LC: 대단히 감사합니다)
CA: Lee Cronin, iyi şanslar. Çok teşekkür ederim.) (Alkış)Кріс Андерсон:
CA: Lee Cronin, iyi şanslar. Çok teşekkür ederim.) (Alkış)כ.א.: לי כרונין, שיהיה בהצלחה.
CA: Lee Cronin, iyi şanslar. Çok teşekkür ederim.) (Alkış)ك.أ: لى كرونين، حظا طيبا.
CA: Lee Cronin, iyi şanslar.Lee Cronin, καλή τύχη -- Ευχαριστώ πολύ.
CA: Lee Cronin, iyi şanslar.(拍手)
Çünkü pek çok insan Arşimet'i Antik Yunanca'dan okuyacak değil, fakat okumak için bir şansları olmalı.Choć niewiele osób zrozumie starożytną grekę dzieła Archimedesa, wszyscy powinni mieć do niej dostęp.
Çünkü pek çok insan Arşimet'i Antik Yunanca'dan okuyacak değil, fakat okumak için bir şansları olmalı.Fordi mange mennesker ville aldrig læse Arkimedes på oldgræsk, men de burde have muligheden for det.
Çünkü pek çok insan Arşimet'i Antik Yunanca'dan okuyacak değil, fakat okumak için bir şansları olmalı.왜냐하면 고대 그리스어로 된 아르키메데스를 진짜로 읽으려는 사람은 많지 않겠지만, 누구나 읽을 기회는 있어야 하기 때문이죠
Çünkü pek çok insan Arşimet'i Antik Yunanca'dan okuyacak değil, fakat okumak için bir şansları olmalı.Moc lidí nebude číst Archiméda ve starořečtině, ale měli by mít možnost si ho přečíst.
Çünkü pek çok insan Arşimet'i Antik Yunanca'dan okuyacak değil, fakat okumak için bir şansları olmalı.Nu mulţi urmau să-l citească pe Arhimede în greaca veche, dar ar trebui să aibă posibilitatea s-o facă.
Çünkü pek çok insan Arşimet'i Antik Yunanca'dan okuyacak değil, fakat okumak için bir şansları olmalı.Veel mensen gaan Archimedes echt niet lezen in het Oud-Grieks, maar ze moeten wel de kans krijgen.
Çünkü pek çok insan Arşimet'i Antik Yunanca'dan okuyacak değil, fakat okumak için bir şansları olmalı.Защото малко хора ще четат Архимед на древногръцки, но те трябва да имат възможност да го четат.
Çünkü pek çok insan Arşimet'i Antik Yunanca'dan okuyacak değil, fakat okumak için bir şansları olmalı.והוא רצה לעשות את זה מתוך עיקרון. מפני שלא הרבה אנשים באמת יקראו את ארכימדס ביוונית עתיקה,
Çünkü pek çok insan Arşimet'i Antik Yunanca'dan okuyacak değil, fakat okumak için bir şansları olmalı.لأنّ الكثير من الناس لن تقرأ لأرخميدس باللّغة اليونانيّة القديمة، ولكن يجب أن تتوفّر لديهم الفرصة للقيام بذلك.
Çünkü pek çok insan Arşimet'i Antik Yunanca'dan okuyacak değil, fakat okumak için bir şansları olmalı.少なくとも知る機会はあるべきです そこで彼はアルキメデスを愛好する仲間を集め
-Daima. İyi şanslar.- Os <i>Rangers</i>vão á frente, Capitão.
-Daima. İyi şanslar.Srečno, sinko.
-Daima. İyi şanslar.Късмет.
Dışarıda olacağım. İyi şanslar.Budley je mrtev, človek.
Eğer canlı bomba Galler vatandaşı olsaydı, Galler'e iyi şanslar derdim.Als de zelfmoordterrorist uit Wales kwam, dan zou Wales het hebben geweten.