Seni ısırmadığı için şanslısın.You're lucky because he didn't bite you.
Sen şanslısın çünkü seni ısırmadı.You're lucky because he didn't bite you.
Annem benim şanslı numaralarımdansa loto makinesinin keyfi seçimini tercih eder.My mother prefers the arbitrary selection of the lottery machines over my lucky numbers.
Şanslısınız. Uçak zamanında geldi.You're in luck. The plane is on time.
Ne kadar şanslısın!How lucky you are!
Böyle arkadaşlarınız olduğu için çok şanslısınız.You are very fortunate that you have such friends.
Sen böyle iyi arkadaşlara sahip olduğun için şanslısın.You are fortunate for having such good friends.
Birden şanslı oldum.Suddenly I got lucky.
şanslıydık savaşı kazandıkWe had the luck to win the battle.
Ben şanslı bir muhabbet kuşuyum, değil mi?I am a lucky budgie, aren't I?
Sürücü ölümden kurtulacak kadar şanslıydı.The driver was so fortunate as to escape death.
Allan şanslıydı ve vergi muhasebesi sınavını geçti.Allan was lucky and passed the tax accountant examination.
Ne kadar şanslıyız!How lucky we are!
Ama o şanslıydı.But he was lucky.
O şanslıydı ve biz konser için biletler aldık.It was lucky that we got the tickets for the concert.
Seninle burada karşılaştığım için ne kadar şanslıyım!How lucky I am to meet you here!
Kouji şanslıydı; onun trafik kazası yalnızca arabasının yanında küçük bir çizik bıraktı.Kouji was lucky; his traffic accident left only a minor scratch on the side of his car.
Edgar Degas birçok ressamlardan daha şanslı idi.Edgar Degas was luckier than many painters.
Onu bulduğun için şanslıydın.You were lucky to find it.
O böyle bir karısı olduğu için şanslı.He is fortunate having such a good wife.
Böylesine şefkatli bir aileye sahip olduğun için şanslısın.You are fortunate to have such loving parents.
Siz şanslısınız.You're in luck.
Burada olduğumuz için şanslıydık.You were fortunate to be here.
Yedinin şanslı bir sayı olduğuna inanılıyor.Seven is believed to be a lucky number.
Yedi şanslı bir sayıdır.Seven is a lucky number.
Yedinin şanslı bir rakam olduğu söylenir.Seven is said to be a lucky number.
Yedi bazen şanslı bir sayı olarak kabul edilir.Seven is sometimes considered a lucky number.
Maria kendi kendine, "çok şanslıyım" dedi.Maria said to herself, "I am very lucky".
Şanslı biri değil misin?Aren't you the lucky one?
O, ölümden döndüğü için çok şanslı.He was so fortunate as to escape death.
Şu ana kadar şanslıydım.I have been lucky until now.
Ben bugün şanslıyım.I'm lucky today.
Başarmamın nedeni şanslı olmamdı.The reason I succeeded was because I was lucky.
Beni umursayan arkadaşlarım olduğu için çok şanslıyım.I am very lucky to have friends who care about me.
Beni düşünen arkadaşlara sahip olduğum için çok şanslıyım.I am very lucky to have friends who care about me.
Beni önemseyen arkadaşlarım olduğu için çok şanslıyım.I am very lucky to have friends who care about me.
Yaralanmadan kaçmak için yeterince şanslıydım.I was lucky enough to escape unhurt.
Ne kadar şanslıyım!How lucky I am!
Ben şanslıydım.I was lucky.
İyi bir koltuk bulacak kadar şanslıydım.I was lucky enough to get a good seat.
Ben ne şanslı bir çocuk olduğumu biliyorum.I know what a lucky boy I am.
İyi bir sağlığa sahip olduğum için, kendimi şanslı sayıyorum.I count myself lucky in having good health.
Ben zamanında orada olduğum için şanslıydım.I was lucky to be there on time.
Petrolün keşfi şanslı bir rastlantıydı.The discovery of oil was a lucky accident.
Onunla karşılaştırıldığında şanslıyım.I am fortunate compared with him.
Onunla tanıştığım için şanslıydım.I was fortunate to make his acquaintance.
Ne şanslı bir kişi o!What a lucky person he is!
O, kaybettiği kitabı bulacak kadar şanslıydı.He was fortunate to find the book he had lost.
O, sınavı geçtiği için şanslıydı.He was fortunate to pass the exam.
O kendini şanslı addetti.He considered himself lucky.
Şanslıydı ki istediği okula girdi.She had the good fortune to get into the school she wanted to.
Sınavı geçmek için şanslıydı.She was fortunate to pass the exam.
İyi bir çocuk bakıcısı bulabildiğim için şanslıydım.I was lucky that I was able to find a good babysitter.
Gerçekten şanslısın, değil mi?You really are lucky, aren't you?
Ne kadar şanslı olduğunun farkında değilsin.You don't realize how lucky you are.
Bugün çok şanslıydım.I've been very lucky today.
Kendinizi şanslı sayabilirsiniz!You can count yourself lucky!
Tom anahtarlarını bulduğu için şanşlı.Tom was lucky to find his keys.
Şanslıysam kazanabilirim.I may win if I'm lucky.
O şanslı doğdu.She was born lucky.