şansız ile cümle
şansız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.49
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şansızlık ve sefalet seni tehdit etti.Misfortune and misery threaten you.
Bu gerçekten şansızlık.It's really unfortunate.
Thomas Hardy'nin romanı Adsız Sansız Bir Jude<meta />'u bu pub'da yazdığına inanılır.It is believed that Thomas Hardy wrote much of his novel Jude the Obscure in this pub.
Ancak burada takım seçme konusunda şansızlık yaşadı.It was at this point that the team had yet another stroke of luck.
Şansız bir insan ve kötü bir kumarbazdır.He's not a bad guy and is a fantastic player.
Çok şansızım .How bad luck I have.
Şansızlık izah edilemez.You can't explain bad luck.
Falcıya göre abin şansız bir zamanda ölmüş o nedenle gömülmesi uygun olmazmışThe fortune teller said that he died in an unlucky hour, not suitable for burial.
Fakat, her zaman arkasında dezavantajlı veya şansız olan yüzde onluk bir kitleyi bırakacaktır.But it always leaves behind that 10 percent or more that is most disadvantaged or unlucky.
Şanssız gibi gözüken, ama şansızlığını şansa çeviren birisidir.Er ist ein Schürzenjäger und gilt als Pechvogel, der alles Unheil anzieht.
Dönemi şansız bir dönemdir.Ein Glück zur Stund.
Ancak burada takım seçme konusunda şansızlık yaşadı.Il a quelques difficultés à s'imposer dans cette équipe.
Dönemi, çok şansız bir dönemdir.Nomination - Miglior momento sfortunato.
Ancak burada takım seçme konusunda şansızlık yaşadı.Tom non ha altra scelta che dirigere l'orchestra.
Şansız bir insan ve kötü bir kumarbazdır.Ha una forte personalità ed è un calciatore grintoso.
Dönemi şansız bir dönemdir.ومرة جديدة كان على موعد مع القدر.
Bu gezi şansız başladı.A SORTE ESTÁ LANÇADA.
Ancak burada takım seçme konusunda şansızlık yaşadı.Maar alweer kwam een tegenslag de band tegemoet.
Dönemi, çok şansız bir dönemdir.Ta nasza młodość, ten szczęsny czas...
Şanssız gibi gözüken, ama şansızlığını şansa çeviren birisidir.Lyckans ost – En person som har tur i något.
Dönemi şansız bir dönemdir.Räcker med ett tillfälle.
Şanssız gibi gözüken, ama şansızlığını şansa çeviren birisidir.Він ледве не став жертвою замаху, на його щастя — невдалого.
Ancak burada takım seçme konusunda şansızlık yaşadı.Rozhodl se zkusit štěstí tam.
Bu gezi şansız başladı.Dermed er turen overstået.
Ancak burada takım seçme konusunda şansızlık yaşadı.Der hadde han derimot problemer med å få etablert seg på laget.
Dönemi şansız bir dönemdir.Có lòng mà gặp thời đắc dụng là điều may.
Ancak burada takım seçme konusunda şansızlık yaşadı.ただし事前の制約があるチームから抽選する。
Fakat, her zaman arkasında dezavantajlı veya şansız olan yüzde onluk bir kitleyi bırakacaktır.하지만 언제나 10% 혹은 그 이상의 장애를 가지고 있거나 불행한 사람들은 뒤쳐지기 마련입니다.
Fakat, her zaman arkasında dezavantajlı veya şansız olan yüzde onluk bir kitleyi bırakacaktır.Aber sie lässt immer jene 10 % oder mehr zurück, die am meisten benachteiligt oder erfolglos sind.
Fakat, her zaman arkasında dezavantajlı veya şansız olan yüzde onluk bir kitleyi bırakacaktır.Ale vždycky za sebou nechá těch deset procent nebo víc, kteří jsou nejvíc znevýhodněni nebo nešťastní.
Fakat, her zaman arkasında dezavantajlı veya şansız olan yüzde onluk bir kitleyi bırakacaktır.Ale zawsze zostawi w tyle 10% lub więcej tych najbardziej pokrzywdzonych lub najbardziej pechowych.
Fakat, her zaman arkasında dezavantajlı veya şansız olan yüzde onluk bir kitleyi bırakacaktır.Dar, întotdeauna, lasă în urmă acel 10% sau mai mult, care e cel mai dezavantajat sau ghinionist.
Fakat, her zaman arkasında dezavantajlı veya şansız olan yüzde onluk bir kitleyi bırakacaktır.Maar die 10 percent of meer die het meest benadeeld of ongelukkig zijn, wordt vergeten.
Fakat, her zaman arkasında dezavantajlı veya şansız olan yüzde onluk bir kitleyi bırakacaktır.Ma lascia sempre indietro il 10% o più dei più svantaggiati o sfortunati.
Fakat, her zaman arkasında dezavantajlı veya şansız olan yüzde onluk bir kitleyi bırakacaktır.Mas deixam sempre para trás aqueles 10% ou mais, que são mais desfavorecidos ou que não têm sorte.
Fakat, her zaman arkasında dezavantajlı veya şansız olan yüzde onluk bir kitleyi bırakacaktır.Nhưng nó cũng luôn luôn để lại sau 10 phần trăm hoặc hơn những nhóm thiệt hại hoặc không may mắn.
Fakat, her zaman arkasında dezavantajlı veya şansız olan yüzde onluk bir kitleyi bırakacaktır.Αλλά πάντα αφήνει πίσω αυτό το 10% ή και παραπάνω που είναι σε μειονεκτική θέση ή άτυχοι.
Fakat, her zaman arkasında dezavantajlı veya şansız olan yüzde onluk bir kitleyi bırakacaktır.Но коммерческий сектор всегда обходит стороной те 10 или больше процентов самых малоимущих и несчастных.
Fakat, her zaman arkasında dezavantajlı veya şansız olan yüzde onluk bir kitleyi bırakacaktır.אבל זה תמיד משאיר מאחור את אותם 10% או יותר שהם הכי מקופחים או חסרי מזל.
Fakat, her zaman arkasında dezavantajlı veya şansız olan yüzde onluk bir kitleyi bırakacaktır.لكنها دائماً تترك خلفها 10% او اكثر الذين هم اقل حظاً و اكثر عيوباً
Fakat, her zaman arkasında dezavantajlı veya şansız olan yüzde onluk bir kitleyi bırakacaktır.不運な人たちを 置き去りにするものなのです 社会事業には市場が
Şansızlık izah edilemez.A kudarcon nincs mit magyarázni.
Şansızlık izah edilemez. Bu sanki... ...müzik kulağı olmak gibidir.Δεν μπορείς να εξηγήσεις την κακή τύχη, είναι σαν... ένα μουσικό αυτί.
Şansızlık izah edilemez.Ghinionul nu se poate explica.
Şansızlık izah edilemez.Nemůžeš vysvětlit smůlu.
Şansızlık izah edilemez.Ongeluk kan je niet verklaren.
Şansızlık izah edilemez.Pech kann man nicht erklären.
Şansızlık izah edilemez.Да черт его знает, как это объяснить, это...
Şansızlık izah edilemez.- Няма обяснение за кутсузлука.