Ama salınımları ne kadar hılzı kesmemiz gerektiğini bilmiyoruz.気候変動のどの程度からが危険だというのか 不明なことがたくさんあります
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Aber schließlich gab er sich einen letzten Schwung und stand aufrecht da.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Ale nakonec si dal sám sebe jako poslední swing a napřímil se.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Ale nakoniec si dal sám seba ako posledný swing a vystrel sa.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Ale w końcu oddał się ostateczna huśtawka i wyprostował się tam.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Dar, în cele din urmă le-a dat el însuşi un leagăn final şi a stat în picioare acolo.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.De végül is adta magát a végső swing és megállt egyenesen ott.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.그러나 마침내 그는 자신에게 마지막으로 스윙을 준 직립이 있었다.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Ma alla fine lui stesso ha dato un colpo finale e si alzò in piedi lì.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Maar ten slotte gaf hij zichzelf een laatste swing en stond rechtop daar.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Mais enfin il s'est donné un élan définitif et il se tint debout.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Mas finalmente ele deu a si mesmo um balanço final e ficou em pé lá.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Men till sist gav han sig själv en sista sväng och stod upprätt där.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Men til sidst gav han sig selv en sidste sving og stod oprejst der.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Mutta viimein hän antoi itsensä lopullinen Swing ja seisoi pystyssä siellä.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Nhưng cuối cùng, ông đã cho mình một swing cuối cùng và đứng thẳng đó.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Pero al fin se dio un golpe final y puso en pie allí.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Tapi akhirnya ia menyerahkan diri ayunan final dan berdiri tegak di sana.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Toda pri zadnjem je dal sam končni swing in stal pokonci tam.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Αλλά επιτέλους έδωσε ο ίδιος την τελική στροφή και στάθηκε όρθια εκεί.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Але врешті-решт він дав себе остаточне гойдалки і став прямо там.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Но в конце концов он дал себя окончательное качели и стал прямо там.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.Но най-сетне той се даде окончателен люлка и застанаха там.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.אבל סוף סוף הוא נתן לעצמו הנדנדה הסופי עמד זקוף שם.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.ولكن في الماضي أعطى لنفسه البديل النهائي وقفت هناك في وضع مستقيم.
Ama sonunda kendisini son bir salıncak verdi ve dik orada duruyordu.彼は、彼の下半身の痛みのすべてを認識でもはやどんなにそれらがかもしれないなかった
Ama şöyle bir şey ekleyeyim: Salı günleri, Umema, 300 kalori yer.Om jag nu säger dig att i tisdags åt Umama 300 kalorier och att i tisdags åt Bill 300 kalorier.
Ama şöyle bir şey ekleyeyim: Salı günleri, Umema, 300 kalori yer.Quand vous le lisez dans un livre de math, il a l'air très compliqué.
Ama şöyle bir şey ekleyeyim: Salı günleri, Umema, 300 kalori yer.עכשיו, אם אני אגיד לכם שביום שלישי אוממה אכלה 300 קלוריות
Ama şöyle bir şey ekleyeyim: Salı günleri, Umema, 300 kalori yer.الآن اذا اخبرتكم انه في يوم الثلاثاء اكلت اميمة بمقدار 300 سعرة حرارية
Amerika'nın ise 5.8 gton. İşler bugünkü gibi giderse 2050'de Çin 23 gton salınım yapacak.Als er niets verandert, krijgen we in 2050 23 gigaton van China.
Amerika'nın ise 5.8 gton. İşler bugünkü gibi giderse 2050'de Çin 23 gton salınım yapacak.las de E. U. son 5.8.De seguir así, significa que tendremos 23 gigatoneladas de China para 2050.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.Aber der HERR verstockte das Herz Pharao daß er sie nicht lassen wollte.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.Ale Hospodin zatvrdil srdce faraonovo, a nechcel ich prepustiť.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.Ali GOSPOD je otrdil srce Faraonovo, da jih ni hotel izpustiti.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.Da forhærdede HERREN Faraos Hjerte, så han nægtede at lade dem rejse.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.De az Úr megkeményíté a Faraó szívét, és nem akará õket elbocsátani.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.Domnul a împietrit inima lui Faraon, şi Faraon n'a vrut să -i lase să plece.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.I zatwardził Pan serce Faraonowe, i nie chciał ich puścić.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.여호와께서 바로의 마음을 강퍅케 하셨으므로 그들을 보내기를 즐겨 아니하고
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.L`Éternel endurcit le coeur de Pharaon, et Pharaon ne voulut point les laisser aller.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.Maar opnieuw verhardde de HERE Farao's hart, zodat hij het volk niet wilde laten gaan.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.Ma il Signore rese ostinato il cuore del faraone, il quale non volle lasciarli partire
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.Men Herren forherdet Faraos hjerte, så han ikke vilde la dem fare.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.Men HERREN förstockade Faraos hjärta, så att han icke ville släppa dem.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.Mutta Herra paadutti faraon sydämen, niin että hän ei tahtonut päästää heitä.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.Nhưng Ðức Giê-hô-va làm cho Pha-ra-ôn cứng lòng, nên người không khứng cho dân Y-sơ-ra-ên đi.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.Nhưng_Ðức_Giê - hô-va làm cho Pha-ra-ôn cứng lòng , nên_người không khứng cho dân Y-sơ-ra-ên đi .
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.O Senhor, porém, endureceu o coração de Faraó, e este não os quis deixar ir:
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.Pero Jehovah endureció el corazón del faraón, y no quiso dejarlos ir
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.TUHAN menjadikan raja keras kepala sehingga ia tak mau mengizinkan bangsa Israel pergi
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.Zatvrdil pak Hospodin srdce Faraonovo, tak že nechtěl propustiti jich.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.Αλλ' ο Κυριος εσκληρυνε την καρδιαν του Φαραω, και δεν ηθελησε να εξαποστειλη αυτους.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.И ожесточил Господь сердце фараона, и он не захотел отпустить их.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.Но Господ закорави сърцето на Фараона, и той не склони да ги пусне.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.ויחזק יהוה את לב פרעה ולא אבה לשלחם׃
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.ولكن شدّد الرب قلب فرعون فلم يشأ ان يطلقهم.
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.但 耶 和 華 使 法 老 的 心 剛 硬 、 不 肯 容 他 們 去
Ancak RAB firavunu inatçı yaptı, firavun İsraillileri salıvermeye yanaşmadı.但 耶和華 使 法老 的 心剛硬 、 不 肯 容 他 們去
Arabalar ve kamyonlar CO2 salınımının yüzde 25'i kadarından sorumlular.25% CO2 na świecie wydzielają samochody i ciężarówki.