Fırtınadan sonra, deniz sakindi.After the storm, the sea was calm.
Fırtına sakinleşti gibi görünüyor.It appears the storm has calmed down.
O sakinleşti.It has cooled off.
İçmende sakınca yok, ama ölçülü iç.It's all right to drink, but drink in moderation.
Sakın tekrar uyuma!Don't go back to sleep!
Ayakkabımın arkasına yapışmış sakız var.There's gum stuck to the back of my shoe.
Biraz sakinleşmelisin.You should relax a bit.
Hey beyler, lütfen biraz sakin olun.Hey guys, please be quiet.
Etraf çok sakindi.The surrounding area was very quiet.
Herkes, lütfen sakin olsun.Everyone, please be quiet.
Birlikte gelmemin bir sakıncası var mı?Would you mind if I came along?
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki birçok sakinler İspanyolca konuşurlar.Many inhabitants of the United States speak Spanish.
Doktor: sakin ol ve sonra sabahleyin beni ara.Doctor: Take a chill pill and then call me in the morning.
Sakinlerinin % 10'u Japonya'dan geliyor.10% of the inhabitants come from Japan.
Gelecek hafta bir tatil yapmamın bir sakıncası var mı?Would it be OK if I took a vacation next week?
Bir fincan kahvenin benim için bir sakıncası yok.I wouldn't mind a cup of coffee.
Lütfen sakinleş.Please calm down.
Onlar genellikle kırmızı ışıklarda parmaklarını şakırdatırlar.They usually drum their fingers at red lights.
Onunla sinemaya gitmeyi kabul edene kadar o sakinleşmedi.She wouldn't let up until I agreed to go to the movies with her.
Kasaba sakinleri tarafından terk edildi.The town was deserted by its inhabitants.
Şehir sakinleri tarafından terk edildi.The city was deserted by its inhabitants.
Borsada çok sakin bir gündü.It was a very calm day in the stock market.
Dün sakin bir rüzgar vardı.There was a calm wind yesterday.
Yoga, onu sakin olmasına yardımcı olur.Yoga helps her to be calm.
Bunu yarına bırakmanınızın bir sakıncası var mı?Would you mind leaving it until tomorrow?
Yarın sabah, onlar Şakira'nın konseri için biletler satıyor.Tomorrow morning, they're selling tickets for the Shakira concert.
Bu makale hem askeri harcamaları azaltmanın sakıncalarını hem de faydalarını analiz eder.This article analyzes both the benefits and the drawbacks of reducing military spending.
Ondan sakınmak en iyisi.It's best to steer clear of him.
Sakin ol! O kadar gergin olma!Take it easy! Don't be so nervous.
Hiçbir şey söylemeyip sakinliğimi korudum.I kept still and said nothing.
O şimdi emekli, Yves memnun ve sakin bir yaşam için sabırsızlanabilir.Now that he's retired, Yves can look forward to a contented and placid life.
Onlar sakince durdu ve konuşmaları dinledi.They stood calmly and listened to speeches.
Onlar Reagan'ın sakin ve düşünceli göründüğünü söyledi.They said Reagan seemed calm and thoughtful.
Onun sakin bir konuşma şekli var.He had a calm way of speaking.
Jefferson sakin kaldı.Jefferson remained calm.
Su sakin ve çok maviydi.The water was calm and very blue.
Sakince kapıya yürüyün.Walk calmly to the door.
Sakin bir kış akşamıydı.It was a calm winter evening.
Herkes sakin olsun lütfen.Please stay calm, everyone.
O vadi sakin bir günde güzeldi.That glen was beautiful on a calm day.
Eğer sormamın bir sakıncası yoksa, neden dün dışarıya çıkmadın?If you don't mind my asking, why did you go out yesterday?
Jack şimdi sakin.Jack is quiet now.
Sakin olun ve iyi geçinin.Take it easy and get well.
Favori sakız türün nedir?What's your favorite kind of chewing gum?
Kuzu postuna bürünmüş kurttan sakının.Beware the wolf in sheep's clothing.
Size katılmamın bir sakıncası var mı çocuklar?Mind if I join you guys?
Hiç sakızın var mı?Do you have any gum?
Her gün Çin yemeği yememin bir sakıncası olduğunu sanmıyorum.I don't think I'd mind eating Chinese food every day.
Benden sakındığını biliyorum.I know you've been avoiding me.
Sakıncası yoksa, valizinizi kontrol edebilir miyiz?If you don't mind, may we inspect your suitcase?
Bu gibi durumlarda sakin kalmak en iyisidir.In situations like these, it's best to remain calm.
Çoğu insan et yemenin bir sakıncası olmadığını düşünüyor.Most people think that it's OK to eat meat.
Biraz yüksek sesle konuşmanızda bir sakınca var mı?Would you mind speaking a little louder?
Tom'a sigara içmekten ve içki içmekten sakınması söylendi.Tom was told to abstain from smoking and drinking.
Tom sakindir.Tom is quiet.
Tom'un ayakkabılarından birinin altına sakız yapışmıştı.Tom had some gum stuck on the bottom of one of his shoes.
Doktor Tom'a sakinleştirici verdi.The doctor gave Tom a sedative.
Eğer Tom ödevini bitirdikten sonra TV izlerse benim için sakıncası yok.It's OK with me if Tom watches television after he finishes his homework.
Tom Mary'den sakin olmasını rica etti.Tom asked Mary to be quiet.
Ben yüzmeyi iyi bilmediğim için, boyumu aşan yerde yüzmekten sakınırım.As I'm not good at swimming, I avoid swimming out of my depth.