Ben seninle şakalaşmasaydım, bekleme odasını terk etmezdin.Hätte ich nicht damals gescherzt, <br />würdest du nicht den Wartebereich verlassen haben.
Ben seninle şakalaşmasaydım, bekleme odasını terk etmezdin.Jeśli nie żartowałbym dookoła, nie opuściłabyś poczekalni.
Ben seninle şakalaşmasaydım, bekleme odasını terk etmezdin.Kalau aku tidak membuat lelucon, kau tidak harus mengosongkan ruang tunggu.
Ben seninle şakalaşmasaydım, bekleme odasını terk etmezdin.Se non avessi scherzato allora, non avresti lasciato libera la sala di attesa.
Ben seninle şakalaşmasaydım, bekleme odasını terk etmezdin.Si je n'avais pas fait l'andouille à ce moment là, tu ne serais pas sortie de la loge.
Ben seninle şakalaşmasaydım, bekleme odasını terk etmezdin.Αν δεν είχα αστειευτεί εκείνη την μέρα, δεν θα είχες φύγει από την αίθουσα αναμονής.
Ben seninle şakalaşmasaydım, bekleme odasını terk etmezdin.Если бы я не шутил тогда, ты бы не освободила помещение
Ben, şey, şakaları elden çıkarabildiğini duydum.농담을 운반할 수 있다고 들었는데
Ben, şey, şakaları elden çıkarabildiğini duydum.Saya, ah, dengar anda bisa membeli lelucon.
Ben, şey, şakaları elden çıkarabildiğini duydum.Yo.. eh.. escuche que usted puede mover chistes.
Bilhassa ben -- ve şaka yapmıyorum -- 19 yaşına kadar gerçek ıspanak veya brokoli yemedim.저도 농담안하고 19살이 될때까지 진짜 시금치와 브로콜리를 먹어본적이 없었습니다.
Bilhassa ben -- ve şaka yapmıyorum -- 19 yaşına kadar gerçek ıspanak veya brokoli yemedim.19歳まで本物のほうれん草とブロッコリーを食べた事ない 「要らない物だな!お肉はいっぱいあったし
Bilhassa ben -- ve şaka yapmıyorum -- 19 yaşına kadar gerçek ıspanak veya brokoli yemedim.Eu, de exemplu, si nu glumesc, nu am mancat spanac sau broccoli real pana la 19 ani.
Bilhassa ben -- ve şaka yapmıyorum -- 19 yaşına kadar gerçek ıspanak veya brokoli yemedim.Ik bijvoorbeeld, geen grap heb geen echte spinazie of broccoli gegeten tot mijn 19de
Bilhassa ben -- ve şaka yapmıyorum -- 19 yaşına kadar gerçek ıspanak veya brokoli yemedim.Já například -- a teď si nedělám legraci -- jsem něměl opravdový špenát nebo brokolici až do 19 let.
Bilhassa ben -- ve şaka yapmıyorum -- 19 yaşına kadar gerçek ıspanak veya brokoli yemedim.Ja, na przykład, i nie jest to żart, nie jadłem prawdziwego szpinaku ani brokułów aż skończyłem 19 lat.
Bilhassa ben -- ve şaka yapmıyorum -- 19 yaşına kadar gerçek ıspanak veya brokoli yemedim.Ja som -- nežartujem -- nejedol ozajstný špenát či brokolicu, kým som mal 19 rokov.
Bilhassa ben -- ve şaka yapmıyorum -- 19 yaşına kadar gerçek ıspanak veya brokoli yemedim.Jómagam, -- nem viccelek -- nem ettem valódi spenótot vagy brokkolit 19 éves koromig.
Bilhassa ben -- ve şaka yapmıyorum -- 19 yaşına kadar gerçek ıspanak veya brokoli yemedim.Olen tosissani. En syönyt pinaattia tai parsakaalia kuin vasta 19-vuotiaana.
Bilhassa ben -- ve şaka yapmıyorum -- 19 yaşına kadar gerçek ıspanak veya brokoli yemedim.Per quanto mi riguarda, non ho mangiato spinaci né broccoli fino all'età di 19 anni.
Bilhassa ben -- ve şaka yapmıyorum -- 19 yaşına kadar gerçek ıspanak veya brokoli yemedim.Yo, al menos -- y no estoy bromeando -- no comí espinacas o brócoli de verdad hasta que tenía 19 años.
Bilhassa ben -- ve şaka yapmıyorum -- 19 yaşına kadar gerçek ıspanak veya brokoli yemedim.Εγώ, για παράδειγμα - και δεν αστειεύομαι - δεν έτρωγα αληθινό σπανάκι ή μπρόκολο μέχρι που ήμουν 19.
Bilhassa ben -- ve şaka yapmıyorum -- 19 yaşına kadar gerçek ıspanak veya brokoli yemedim.Аз, например... и не се майтапя... не бях ял истински спанак или броколи докато не станах на 19.
Bilhassa ben -- ve şaka yapmıyorum -- 19 yaşına kadar gerçek ıspanak veya brokoli yemedim.Я, например, и это не шутка, не ел настоящий шпинат или брокколи до 19 лет.
Bilhassa ben -- ve şaka yapmıyorum -- 19 yaşına kadar gerçek ıspanak veya brokoli yemedim.אני, למשל -- ואני לא צוחק -- לא אכלתי תרד או ברוקולי אמיתיים עד גיל 19.
Bilhassa ben -- ve şaka yapmıyorum -- 19 yaşına kadar gerçek ıspanak veya brokoli yemedim.أنا مثلاً -- وأنا لا أمزح-- لم أتناول سبانخ أو البروكلي طبيعي حتى بلغت 19 عاماً.
Bilhassa ben -- ve şaka yapmıyorum -- 19 yaşına kadar gerçek ıspanak veya brokoli yemedim.以我為例,唔係講笑 到十九歲至食到真嘅菠菜同西蘭花
Biraz düşünmenizi istiyorum şimdi. Ben bir kahve alıp geleyim siz düşünürken. Şaka şaka buradayım.Kdybych měl utratit 5 dolarů, jak bych chtěl mých 5 dolarů utratit?
Biraz düşünmenizi istiyorum şimdi. Ben bir kahve alıp geleyim siz düşünürken. Şaka şaka buradayım.Trzeba spojrzeć, gdzie zyskuję najwięcej satysfakcji z każdego dolara.
Biraz şaka için hazır mısınız?Bereit für ein paar Witze?
Biraz şaka için hazır mısınız?Đã sẵn sàng cho vài chuyện cười ?
Biraz şaka için hazır mısınız?¿Están listos para algunos chistes?
Biraz şaka için hazır mısınız?Gotowe na kilka żartów?
Biraz şaka için hazır mısınız?Készen álltok néhány viccre?
Biraz şaka için hazır mısınız?Klaar voor een paar grapjes?
Biraz şaka için hazır mısınız?농담 몇 가지 할까요?
Biraz şaka için hazır mısınız?Prêts pour quelques plaisanteries ?
Biraz şaka için hazır mısınız?Připraveni na pár vtipů?
Biraz şaka için hazır mısınız?Pronte per alcune barzellette?
Biraz şaka için hazır mısınız?Prontos para algumas piadas?
Biraz şaka için hazır mısınız?Redo för lite skämt?
Biraz şaka için hazır mısınız?Siap untuk beberapa lelucon?
Biraz şaka için hazır mısınız?Sunteţi gata pentru nişte glume?
Biraz şaka için hazır mısınız? (Topluluk:Έτοιμοι για μερικά αστεία; (Κοινό:
Biraz şaka için hazır mısınız?Готови ли сте за няколко вицове?
Biraz şaka için hazır mısınız?Готові до пари жартів?
Biraz şaka için hazır mısınız?Ну, что пара шуток, готовы?
Biraz şaka için hazır mısınız?מוכנים לבדיחות?
Biraz şaka için hazır mısınız?مستعدون لبعض النكات؟
Biraz şaka için hazır mısınız?(聴衆「聞きたい」)
Bir başka kişi şaka yaptı:Inny komentator żartował:
Bir başka kişi şaka yaptı:Otro comentarista en línea bromeó:
Bir başka kişi şaka yaptı:Outro comentarista on-line brincou:
Bir başka kişi şaka yaptı:Un altro commentatore ha voluto fare dello spirito:
Bir başka kişi şaka yaptı:Un autre commentateur du site plaisante :
Bir başka kişi şaka yaptı:Следующий онлайн-комментатор пошутил:
Bir defasında bana kendi öğrencilerinin ona yaptığı bir şakayla ilgili bir hikaye anlattığını anımsıyorum.Emlékszem egyszer elmondott egy történetet egy esetről, mikor diákjai megtréfálták.
Bir defasında bana kendi öğrencilerinin ona yaptığı bir şakayla ilgili bir hikaye anlattığını anımsıyorum.Ik herinner me dat hij me eens een verhaal vertelde over een grap die de studenten met hem uithaalden.
Bir defasında bana kendi öğrencilerinin ona yaptığı bir şakayla ilgili bir hikaye anlattığını anımsıyorum.Îmi amintesc că odată mi-a spus o poveste despre o glumă pe care i-au făcut-o studenţii.
Bir defasında bana kendi öğrencilerinin ona yaptığı bir şakayla ilgili bir hikaye anlattığını anımsıyorum.Jag minns att han en gång berättade en historia om ett skämt som några studenter utsatte honom för.