Ve bayadır söylüyorum ki bu şaibeli bir durum çünkü şimdi gösteriliyor kiAnd this whole time I've been saying that it's shady because it's now been shown that,
Allah, bahire, saibe, vasile ve ham diye bir şey yapmamıştır.God has not sanctioned Baheerah or Sa'ibah, Waseelah or Ham.
Allah Bahriye'den, Saibe'den, Vasiyle'den ve Ham'dan hiçbirini (meşru) kılmamıştır.God has not sanctioned Baheerah or Sa'ibah, Waseelah or Ham.
Allah ne bahîre yapmıştır ne sâibe ne vasîle ne de hâm.God has not sanctioned Baheerah or Sa'ibah, Waseelah or Ham.
Allah bahira, saibe, vasile ve ham diye bir şey (meşru) kılmamıştır.God has not sanctioned Baheerah or Sa'ibah, Waseelah or Ham.
Allah, ne "bahîre"yi, ne "sâibe"yi, ne "vesile"yi ve ne de "hâm"ı meşru kılmıştır.God has not sanctioned Baheerah or Sa'ibah, Waseelah or Ham.
Yunan vergi mükellefleri şaibeli anlaşmada 100 milyon avroya varan zarara uğramışlardı.Greek taxpayers stood to lose up to 100m euros in the dubious deal.
Drenica'da sonuçlar yine şaibeliDrenica results questioned … again
Bu çelişkili hedefler, bu şaibeli işlere yönelik bir talep yaratmış durumda.These contradictory goals have created a demand for these shadowy businesses.
Telekom Srbija ihalesi şaibesini sürdürüyorTelekom Srbija tender remains controversial
Sanatçının sağlık durumu iyileşmekte olsa da, hukuki durumu şaibeli olmaya devam ediyor.Although the singer's health condition is improving, his legal situation remains in question.
Armo davasında, 2006 yılında 30 şaibeli istihsal prosedürünün gerçekleştiği ortaya çıkarıldı.In the Armo case, 30 questionable procurement procedures were found to have taken place during 2006.
Savcılar, şaibeli nedenlerle davadan alındı.Prosecutors have withdrawn for shadowy reasons.
Aradan 10 yıl geçer ve Henry şaibeli şekilde ölür.Затем, проходят года, Генри умирает.
Claudius'un ilk yıllarında Appius Silanus şaibeli bir şekilde idam edilmişti.Senatorn Appius Silanus avrättades tidigt under tvivelaktiga omständigheter.
Aradan 10 yıl geçer ve Henry şaibeli şekilde ölür.Вони прожили разом 9 років, та потім Джеррі помер від пухлини.
Claudius'un ilk yıllarında Appius Silanus şaibeli bir şekilde idam edilmişti.Νωρίς στη θητεία του Κλαύδιου εκτελέστηκε, υπό άγνωστες συνθήκες, ο Άππιος Σιλανός.
Claudius'un ilk yıllarında Appius Silanus şaibeli bir şekilde idam edilmişti.Appius Junius Silanus ble henrettet tidlig i Claudius' regjeringstid under usikre omstendigheter.
"'Şaibe'ye selam ödüle devam".Chúc Đại Hãn trường thọ an vui”.
Clash Of Champions 2016 şovunda kemerini şaibeli bir şekilde korur.그리고 WWE 클래쉬 오브 챔피언스 2016에서 쓰리플 매치에서 타이틀를 방어를하게 된다.
Bu dini geçiş bazen Yahudilikleri şaibeli olanların Yahudiliğini tasdiklemek için de yapılmaktadır.יחד עם זאת, ייתכן והמס נגבה לפעמים גם מנוצרים באמתלה שאורח חייהם יהודי.
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.Dzięki temu reformatorzy w Parlamencie lustrują podejrzane kontrakty.
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.Hierdoor aangemoedigd zijn nu hervormers in het parlement dubieuze contracten aan het onderzoeken.
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.구성했습니다. 그리고 이에 고무되어 국회 개혁파는 이중 계약에 대하여 조사를 벌이고 있어요.
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.les réformateurs au Parlement sont maintenant en train d'enquêter sur des contrats douteux.
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.los reformistas en el Parlamento están investigando los contratos dudosos.
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.На этой волне члены парламента, поддерживающие реформы, взялись за расследование сомнительных контрактов.
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.בתחום הנפט, דבר שדירבן רפורמטורים בפרלמנט לחקור חוזים מפוקפקים.
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.في قطاع النفط، مدفوعين بهذا مصلحون في البرلمان الآن يحققون عقودا مشكوكٌ فيها.
Bundan güç alan Parlamento'daki reform yanlıları şaibeli kontratları incelemeye aldılar.議会の改革者達がいま 疑惑のある契約を調査中です これらの事例は新たな希望と 新たな可能性をもたらします
Ve bayadır söylüyorum ki bu şaibeli bir durum çünkü şimdi gösteriliyor kiE todo este tempo eu venho dizendo que ele é obscuro, porque agora está provado que,
Ve bayadır söylüyorum ki bu şaibeli bir durum çünkü şimdi gösteriliyor ki아까 내가 통킹만 사건에는 좀 구리고 수상한 곳이 있다고 했다;
Ve bayadır söylüyorum ki bu şaibeli bir durum çünkü şimdi gösteriliyor kiそれは怪しげな、今示されているので まあ 1 つは、トンキン湾