şahsiyet ile cümle

şahsiyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu önemsiz şahsiyet kim?Who's this nobody?
O iyi bir şahsiyete sahiptir.She has a good figure.
Tuhaf şahsiyetleri hep sevdim.I always liked strange personalities.
Çok müstesna bir şahsiyetsin.You are an original masterpiece.
Orkestranın en önemli şahsiyetleri de Richard von Weizsäcker, Lech Walesa ve Václav Havel'dir.The patrons of the orchestra are Richard von Weizsäcker, Václav Havel and Lech Wałęsa.
Daniel James "Dan" Howell (doğum 11 Haziran 1991) İngiliz video blogger ve radyo şahsiyetidir.Daniel James "Dan" Howell (born 11 June 1991) is an English YouTuber and former radio personality.
Buna en uygun şahsiyet, Alman Kayser olacaktır" dedim”.The most suitable personage would be the German Kaiser."
Aşağıda isimleri zikredilen erdemli müminler bizin güvendiğimiz şahsiyetlerdir.The best liars, that is the true liars, believe in their own lies.
Siyasetçiler ve diğer kamu şahsiyetler de zap kurbanları olmuşlardır.Politicians and other public figures were also the targets of zaps.
Şahsiyet dizisindeki Kambura gerçekte neresi?"."Medcezir Dizisindeki Ev Nerede ?".
İnsan hayatının tamamen tükenmesi olan ölümle hukuki şahsiyet (kişilik) sona erer.C Thus as death feeds on men, the soul can feed on death, rendering the soul immortal.
Her zaman dadıları onlara çok yakın bir şahsiyet oldu.She dreams of becoming a great nurse someday.
Carter, 1959 devriminden beri Küba'yı ziyaret eden ABD Başkanlığı yapmış ilk siyasi şahsiyet oldu.He became the first major American political figure to visit Taipei since 1979.
Büyük çoğunluk tarafından Norveç tarihindeki en önemli şahsiyetlerden biri sayılır.Many consider him one of the most important rulers in Norwegian history.
"'Şahsiyet' Bir senaryo sıkıntısı daha"."영화 `또 하나의 약속`의 배우 박희정".
"Tarihte Ohri ve önemli şahsiyetler"."Historic moments, historic personalities".
Sadece şahsiyetim değil, vücudum da öyle.It's not just my personality, it's also my body.
O'nun lütfu, bir anlamda, önemli bir şahsiyet.His grace is, in a sense, a prominent personage.
İşte onlar, kendilerine kitap, hikmet, hükümranlık ve nübüvvet verdiğimiz şahsiyetlerdir.Those were the people to whom We gave the Book and the Law and the Prophethood.
Romanya'nın galibi şimdi uluslararası şahsiyetlerle yarışacak.Romania's winner will now compete in an international match up of personalities.
Önemli şahsiyetlerNotable locals
16. yüzyılda, Osmanlı yönetimi sırasında, Macaristan'da çok sayıda Müslüman şahsiyet doğdu.In the 16th century, during the Ottoman rule, numerous Muslim personalities were born in Hungary.
Birçok önemli şahsiyet Castiglione ve komününde ikamet etmiş veya bulunmuştur.Many notable figures have resided or reside in Castiglione and its comune.
Pek çok tanınmış Portekizli şahsiyet Pedro Nunes'te eğitim gördü.Many well known Portuguese personalities have studied in Pedro Nunes.
Tudor tarihi ve edebiyatında önemli bir şahsiyettir. [1]She is a prominent figure in Tudor history and literature.[1]
Şehrin dikkate değer şahsiyetlerinden birisi, retorikçi Hermagoras idi.One of the city's more noteworthy figures was the rhetorician Hermagoras.
Jan Matejko, reform döneminin sayısız şahsiyetini bu tabloya doldurdu.Jan Matejko crowded onto this painting numerous personalities of the reform era.
Lê Lợi, Vietnam tarihinin en ünlü şahsiyetlerinden ve en büyük kahramanlarından biridir. [1]Lê Lợi is among the most famous figures of Vietnamese history and one of its greatest heroes.[1]
Bu metodolojiler daha sonra Müslüman dünyasındaki diğer tarihi şahsiyetlere de uygulandı.These methodologies were later applied to other historical figures in the Muslim world.
Seçkin şahsiyetler veya daha düşük rütbeli kişiler arasında bu türden hiçbir şey dolaşıma girmedi.Nothing of the sort had been circulated among their distinguished figures or those of lower ranks.
Salih el-Ali, Suriye'nin bağımsızlığını kazanmasından sonra tanınan bir şahsiyet haline geldi.Saleh Al-Ali became a celebrated figure after the Syria's independence.
Orkestranın en önemli şahsiyetleri de Richard von Weizsäcker, Lech Walesa ve Václav Havel'dir.Die Schirmherren des Orchesters sind Richard von Weizsäcker, Lech Wałęsa und Václav Havel.
Hemen hemen bütün eserlerinde geleneği, halk, kültür, din ve şahsiyet ile yorumlamaktadır.Fast immer geht es ihm dabei um den Vierklang Mensch, Glaube, Kultur und Landschaft.
Fakat kişisel hayatındaki bazı şahsiyetler için de zaman bulmuştur.Es ist auch viel passiert in meinem Privatleben.
Carter, 1959 devriminden beri Küba'yı ziyaret eden ABD Başkanlığı yapmış ilk siyasi şahsiyet oldu.Später besuchte er als erster ehemaliger US-Präsident seit 1959 Kuba.
Kanat Кurdoev gibi bazı Kürt şahsiyetleriyle yapılan söyleşilere de yer verilmiştir.Auch sie werden wie dort mit Kragprofilen dekoriert.
İnsan hayatının tamamen tükenmesi olan ölümle hukuki şahsiyet (kişilik) sona erer.Der Mensch sei dort in den Tod eingeweiht worden, die Verwandlung aller Verwandlungen seines Lebens.
Svidler, Fischer Random Chess'in (ayrıca Satranç960 olarak da adlandırılır) önemli şahsiyetlerinden birisidir.Shuffle Chess ist ein Vorläufer der Chess960-Schachvariante, auch als Fischer-Random-Chess bezeichnet.
Modern Şili kültüründe, birçok önemli şahsiyet iz bırakmıştır.In der materiellen Kultur des Westens hinterließen sie einige deutliche Spuren.
Orkestranın en önemli şahsiyetleri de Richard von Weizsäcker, Lech Walesa ve Václav Havel'dir.Les parrains de l'orchestre sont Richard von Weizsäcker, Lech Wałęsa et Václav Havel.
Svidler, Fischer Random Chess'in (ayrıca Satranç960 olarak da adlandırılır) önemli şahsiyetlerinden birisidir.Svidler est aussi un expert du Fischer Random Chess (aussi appelé Chess960).
Büyük çoğunluk tarafından Norveç tarihindeki en önemli şahsiyetlerden biri sayılır.C'est l'un des historiens les plus importants de l'époque normande.
Üçüncü Reich'in son aylarında Voss, Goebbels ve eşi Magda Goebbels'in yakın bir şahsiyeti oldu.Dans les derniers mois de la guerre, il devient le confident de Goebbels et sa femme, Magda.
Fakat kişisel hayatındaki bazı şahsiyetler için de zaman bulmuştur.On peut aussi y décrypter des références à sa vie personnelle.
Naaşı önemli şahsiyetlerin gömüldüğü Novodeviçi Mezarlığı'nda defnedildi.On le retrouve par exemple dans les sépultures des nobles qui furent enterrés dans les environs.
18. yüzyılın ikinci yarısı boyunca çok yüksek derecede ünlü bir şahsiyet olmuştur.Au XVIIIe siècle, elle bénéficie d'une grande réputation populaire.
Corto ayrıca kimi tarihi şahsiyetleri bilir ve tanır.Castan y réalise également quelques histoires courtes et illustrations.
Büyük çoğunluk tarafından Norveç tarihindeki en önemli şahsiyetlerden biri sayılır.Es considerado una de las personalidades más importantes de la historia de Noruega.
Şahsiyet sahibi, cesur ve hayırsever bir hanım olarak tanınmıştı.Gester era conocido como una persona generosa y amistosa.
Burada iken şehrin yeraltı sanat sahnesinin başlıca şahsiyetlerinden olmuştu.Durante su historia, la ciudad ha tenido una presencia artística de primer plano.
Cyrano de Bergerac gerçekte 17. yüzyılda Fransa'da yaşamış bir şahsiyetti.Thomas Hibernicus fue un franciscano de Irlanda del siglo XIII.
Arap ICT Dernekleri Birliği’nden 2010 Yılı “Arap ICT Şahsiyeti” Ödülü, Bahreyn Krallığı (2010).Arab ICT Personality edizione 2010, conferito dall'Union of Arab ICT Associations, Regno del Bahrein(2010).
Orkestranın en önemli şahsiyetleri de Richard von Weizsäcker, Lech Walesa ve Václav Havel'dir.I patron dell'orchestra sono stati Richard von Weizsäcker, Václav Havel e Lech Wałęsa.
Şahsiyet bir bütündür.La persona come totalità figurale.
Buna karşı çıkan tek bilinen şahsiyet Şeyh Nazım Kıbrısi olmuştur.Lei, che è l'unica animata da vero spirito patriottico, rifiuta sdegnata.
Büyük çoğunluk tarafından Norveç tarihindeki en önemli şahsiyetlerden biri sayılır.Molti lo considerano uno dei capi più importanti della storia norvegese.
Buna en uygun şahsiyet, Alman Kayser olacaktır" dedim”.La parte più bella l'ha composta Castellari."
Sultan Melikşâh çok hâlim-selîm, affedici, fakat devlet ve millet işlerinde ciddî, müstesna bir şahsiyetti.Il popolo è sì devoto, ma solo esteriormente (pellegrinaggi, culto delle reliquie e delle indulgenze).
Dindar bir kişiliğe sahip olan Gevher Şad, halk tarafından sevilen, fakirlere yardım eden bir şahsiyetti.Мы потеряли настоящего государственного деятеля, человека, который искренне любил бедняков.
"'Şahsiyet' Bir senaryo sıkıntısı daha".«More Bang for the Book.»

İlgili Sayfalar