Şaşkınlıkla gözleri büyüdü.Her eyes become round in surprise.
Mary şaşkınlıkla ona baktı.Mary stared back at him in surprise.
Depremin ardından, insanlar şaşkınlıkla yerdeki derin çukura baktılar.After the earthquake, people stared into the deep hole in the ground in surprise.
Ona şaşkınlıkla baktı.He stared at her in astonishment.
O, şaşkınlıkla bana baktı.He looked at me in surprise.
O şaşkınlıkla etrafına bakındı.She looked around in wonder.
El yazısı kullanabilen genç insanların sayısının gitgide azaldığını şaşkınlıkla öğrendim.I was amazed to learn that fewer and fewer young people can write in cursive.
"Burada ne yapıyorsun?" diye şaşkınlıkla bana sordu."What are you doing here?" he asked me in surprise.
O şaşkınlıkla durakladı.She paused in surprise.
Tom'un gözleri şaşkınlıkla açıldı.Tom's eyes widened in surprise.
Tom şaşkınlıkla etrafına bakındı.Tom glanced around in astonishment.
Tom şaşkınlıkla baktı.Tom stared in astonishment.
Mary şaşkınlıkla baktı.Mary stared in astonishment.
Tom şaşkınlıkla Mary'ye baktı.Tom looked at Mary in astonishment.
Saldırı devrimci İran tarafından tamamen şaşkınlıkla karşılandı.The attack took revolutionary Iran completely by surprise.
Her türlü sese şaşkınlıkla tepki vermektedirler.I shall deliver you from all sinful reactions.
Demeter şaşkınlıkla çocuğu elinden ateşe düşürür.Rudra brings him out of the fire miraculously.
Bu arada Doktor ve arkadaşları şaşkınlıklar içinde ortada kalır.The Doctor and his companions become heavily involved.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.The decision took everyone by surprise.
Kral şaşkınlıkla ona baktı.The King stared at him in amazement.
"Neden bana, sevgili, oldukça içi boş geliyor!" Diye şaşkınlıkla bakarak belirtti.lined the floor. "Why, dear me, it sounds quite hollow!" he remarked, looking up in surprise.
Ve şaşkınlıkla karşıladım ki, bana yüzde 100 destek verdiler.And to my astonishment, they backed me 100 percent.
RAB sizi delilikle, körlükle, şaşkınlıkla cezalandıracak.Yahweh will strike you with madness, and with blindness, and with astonishment of heart;
(Şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve dediler ki: Haşa Rabbimiz! Bu bir beşer değil...He is no mortal but an honourable angel."
(Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak şaşkınlıklarını arttır!So do not give the evil-doers increase but in error.
Sen de o zalimlerin sadece şaşkınlıklarını artır.So do not give the evil-doers increase but in error.
Belli bir süreye kadar onları şaşkınlıkları içinde bırak.So leave them to their ignorance for a time.
Ki şaşkınlıkları içinde umursamıyorlar.Who are lost in deception.
Görür görmez hepsi onu gözlerinde çok büyüttüler ve (şaşkınlıkla) ellerini kestiler.And she said: come forth to them.
(Şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve dediler ki: Haşa Rabbimiz!They said: "How perfect is Allah (or Allah forbid)!
Çok kişiyi yoldan saptırdılar. Sen de o zalimlerin sadece şaşkınlıklarını artır.They have misled many, so do not increase the wrongdoers except in confusion.”
ABD'li ve İngiliz diplomatlar şaşkınlıklarını gizlemediler ve açıklama istediler.US and UK diplomats did not hide their amazement and sought clarification.
DUI Kostov'un kararını şaşkınlıkla karşıladı.DUI expressed surprise at Kostov's decision.
Bunun yerine, şaşkınlıkları artık bu hareketi görmelerine izin veren beyinlerinden gelecekti. [1]Instead, their surprise would come from their brain now allowing them to see this motion.[23]
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Alle lernten sie auswendig.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Tout le monde fut stupéfait.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.Danny le dispara en presencia de su hijo pequeño, y luego es herido de bala en el hombro durante la huida.
Bu arada Doktor ve arkadaşları şaşkınlıklar içinde ortada kalır.Susan y el Doctor, mientras tanto, se ven envueltos en líos casamenteros.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Todo el mundo se sorprendió con esto.
Ona şaşkınlıkla baktı.Lo guardò con stupore.
Saldırı devrimci İran tarafından tamamen şaşkınlıkla karşılandı.L'attacco colse i rivoluzionari dell'Iran completamente di sorpresa.
Bu arada Doktor ve arkadaşları şaşkınlıklar içinde ortada kalır.Il Dottore e i suoi compagni ne rimangono coinvolti.
Onun sözlerinden şaşkınlıkla dedim ki, benim adım Çimnaz değil, Sonadır.Rivela, verso la fine, che il suo vero nome è Lucy e non Wildstyle.
Saldırı devrimci İran tarafından tamamen şaşkınlıkla karşılandı.Вторжение застало Иранское государство врасплох.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Все воспринимают выступление с недоумением.
Andrea ise tüm bu olanları şaşkınlıkla izlemektedir.Потому что Маргарет оказалась полна сюрпризов.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.Danny involuntariamente mata-o na frente de seu jovem filho, que então é ferido durante a fuga.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Todos ficaram muito surpresos.
Seyircilerin arasında arkadaşları va ailesi de vardır ve herkes onu şaşkınlıkla alkışlar.Para todos os amigos e fãs, todos vocês devem estar confusos.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Iedereen gaapt er stomverbaasd naar.
Vito şaşkınlıkla Leo'ya sorar onun nereye gittiğini.Hyde vraagt aan Leo wat hij aan het doen is.
Seyircilerin arasında arkadaşları va ailesi de vardır ve herkes onu şaşkınlıkla alkışlar.De vrienden worden door een menigte onthaald en iedereen is blij.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.Danny nieświadomie zabija go w obecności jego syna, następnie zostaje ranny podczas ucieczki.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Wszyscy przeżywają niesamowite przygody.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Усіх дивувала його феноменальна пам'ять.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Ale všichni byli nemile překvapeni.
Her türlü sese şaşkınlıkla tepki vermektedirler.Někteří řidiči reagují zmateně.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.I-a luat pe toți prin surprindere.”
Vito şaşkınlıkla Leo'ya sorar onun nereye gittiğini.Ken îi spune lui Archie, bâlbâindu-se cumplit, unde a plecat Otto.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Mindenki döbbenten figyeli őt.