şaşırt ile cümle

şaşırt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu duyuru çoğu kişiyi şaşırtacak olsa da çok az kişi bundan üzülecektir."이 소식은 많은 이들을 놀라게 하겠지만, 이 소식 때문에 슬퍼하는 이는 거의 없으리라.”
Şaşırtılırsa, korkutulursa ya da kızdırılırsa ısırabilir.스트레스를 받거나 흥분하거나 추운 경우 몸을 떤다.
Bu çok da şaşırtıcı değildir.하지만 이것은 그리 놀랄 일이 아니다.
Mevsim değişimlerine karşı şaşırtıcı derecede duyarlıdır.서식지 변화에 아주 민감하다.
Bunca yeteneğine rağmen hala şaşırtıcı bir şekilde genç ve tecrübesizdir."그는 비록 아직 어리나, 특출게도 이미 안정감과 경험을을 겸비하고 있습니다.
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.특화형은 보통 그 성질상 공격적인 마법이 인스톨되어있는 경우가 많다.
Bu grevler dalgası Almanlar'ı şaşırtmıştı.이 물자 공수라는 발상은 독일군 통수부를 놀라게 했다.
Aşağıdaki, klasik bir analizin nasıl şaşırtıcı sonuçlara yol açabileceğinin bir örneklemesidir.다만, 이런 지지율 상승 현상은 보수층의 결집 때문이라는 분석이 있다.
Bir sonraki katılım ise en şaşırtıcı olandır.다음과 같은 삼단논법이 가장 대표적인 예이다.
Erişim tarihi: 8 Mayıs 2014. ^ "Galatasaray'ın kupa alışkanlığı hayli şaşırtıcı".2008년 10월 8일. “할렐루야의 고양시 입성이 불편한 이유”.
Otizmin terminolojisi şaşırtıcı olabilir.오타쿠는 경멸적인 의미에서 사용될 수도 있다.
İnsanlar çok uzun bir süre gizli kitaplar, saklı mekanlar ve şaşırtıcı şeyler olduğuna inandı.זמן רב מידי אנשים האמינו שיש ספרים סודיים, מקומות מוסתרים ודברים מופלאים.
Hala epey küçük olan bu grup o zamanlar Fransız katolik topluluğuna şaşırtıcı baskınlar yapıyordu.הקבוצה הקטנה הזאת באותו זמן חלחלה באופן מפתיע לקהילה הצרפתית הקתולית באותו זמן.
Ancak hocasının sözü onu bir kat daha şaşırttı.תלמידיו שמעו ממנו פסקי הלכה נוספים.
Bu beklenmedik azil herkesi çok şaşırttı.לבסוף גיבור העידנים האמיתי הפתיע את כולם.
Ancak dörtlüğü öğrencileri şaşırtmıştır.לכל מורה מוצמדים 4 תלמידים.
Ve Konsey, şaşırtıcı bir şekilde bu ricaya olumlu cevap verdi.למרבה ההפתעה התשובה היא חיובית.
Sizi her an şaşırtabilir.דעו לכם שתמיד תהיו מופתעים.
Bununla beraber, onun politikadaki bazı usulleri şaşırtıcı derecede başarılıydı.נראה שרק מעטות מן האופרות שלו השיגו הצלחה של ממש.
Bununla beraber, onun politikadaki bazı usulleri şaşırtıcı derecede başarılıydı.И въпреки всичко неговата политика е учудващо успешна.
Netenyahu’nun ön seçimlerin favorisi Shimon Peres’e karşı kazanması birçok kişiyi şaşırttı.Победата на Нетаняху над Шимон Перес изненадва мнозина.
Otizmin terminolojisi şaşırtıcı olabilir.Терминологията свързана с Ваджраяна може да бъде объркваща.
Şaşırtmalı düzenleme esastır.Заповедта ме изненада.
Bu çok da şaşırtıcı değildir.Всъщност това не е учудващо.
Bu duyuru çoğu kişiyi şaşırtacak olsa da çok az kişi bundan üzülecektir."Това известие ще разтревожи мнозина, но малко ще скърбят за него“.
Genellikle çocuklarla iyi anlaşmakla birlikte, sinirlendirildiğinde veya şaşırtıldığında ısırabilir.Понякога може да се случи да си говори сам, когато е тревожен или се вълнува.
Onun mumyayı yöneten kişi olmasından şüphelenen John adamın ziyaretine gider ve onu şaşırtır.След като той си сяда на масата, за изненада на всички, Джон отива при него и го поздравява.
Şaşırtıcı bir akşamdı.Беше невероятна нощ.
En azından zevk veren bir bahçe değildir ki aydınlanma arayışından şaşırtmasın".Ne štedite se ni u pokorničkim činima, ni u molitvenim bdjenjima.
Ayrıca şaşırtmalı düzenleme de bir diğer temel ilkedir.Republičko uređenje je također još jedan princip.
"Batalla'dan şaşırtan istek".Uzbuđen sam zbog Batmana kojeg smo stvorili."
Birlikte film çevirebilmeleri her zaman şaşırtıcı olmuştu.Často sa tiež darilo filmy vymieňať.
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.Napodiv, aj napriek tomu tieto budovy pôsobili prijateľne esteticky.
Gerçekte Sovyet sistemi esnek ve şaşırtıcı biçimde uyum sağlayabilir olduğunu kanıtladı.Sovietsky systém sa však vo vojne prejavil ako veľmi pružný a prekvapivo prispôsobivý.
Ortaya çıkan sonuç gerçekten şaşırtıcı ve heyecan vericiydi.Útok bol prekvapivý a účinný.
Bir sonraki katılım ise en şaşırtıcı olandır.Jedenásty odsek závetu bol najväčšmi prekvapivým.
Carmen onlarla birlikte girmez ve nedeni olarak da birine aşık olduğunu söyleyip herkesi şaşırtır.Carmen je urazená, vyčíta mu, že ju nemiluje, že sa s ňou chcel len pobaviť.
Bu durum ikisini de şaşırtır.Obaja sú znepokojení.
Nevermind'ın başarısı müzik endüstrisini şaşırttı.Hudobný priemysel bol úspechom Nevermindu zaskočený.
Hıristiyan Haçlı ordularının ilk hareketlerinin Kudüs'teki Müslümanları şaşırttığı bildirilir.Vracajú sa tak k zdrojom evanjeliového radikalizmu prvých kresťanských spoločenstiev v Jeruzaleme.
68'de Galba, herkesi şaşırtan bir kararla, Vitellius'u Germania Inferior eyaleti ordu komutanlığına seçti.Konec leta 68 ga je Galba na splošno začudenje imenoval za poveljnika vojske v Spodnji Germaniji.
Ayrıca Misty Moore'ye şaşırtıcı bir şekilde benzemektedir.Po izgledu je bil precej podoben Mirage III.
7 Almanya Şampiyonluğu olmasına rağmen en son şampiyonluğunu 1958 yılında alması şaşırtıcıdır.Na turnirjih za Amatersko prvenstvo Francije se je najdlje uvrstil v polfinale leta 1958.
Birlikte film çevirebilmeleri her zaman şaşırtıcı olmuştu.SNEMANJE Snemanje filma je bilo tudi težko.
Ancak hareketin yönü, gökbilimcileri şaşırtmaktadır.Njena nenavadna zgradba je pritegnila pozornost astronomov.
Bu sonuç Pasquale Cicogna'yı çok şaşırtmıştı.Delo je ilustriral Igor Cvetko.
İnsanları şaşırtacağını biliyorduk.Žmones ji įkvepia.
Bazı elfler şaşırtıcı güzelliktedir.Kai kurie dariniai yra nuostabių formų.
Bu nedenle Manchester "çok şaşırtıcı bir hızla" genişlemeye başladı.Šie grįžo į Florenciją „didžiai gėdingai“.
Timsahın karnı şaşırtıcı derecede rahattır.Galvijai netikėtai sveiko.
O erken vardığında onu şaşırttı.Ji nustebino jį atvykusi anksti.
Bu durum ikisini de şaşırtır.Tulemus üllatas neid mõlemaid.
İçeceğin ismi insanları şaşırtmak için verilmiş gibi görünür.Jootmist kutsutakse rahvapäraselt ka tinutamiseks.
Sanatçı ardından mutfağa yönelerek burada kahvaltı yapmakta olan aileyi şaşırtır.Kunstnik kolis seejärel koos perekonnaga Harjumaale Põllkülla.
Bu beklenmedik azil herkesi çok şaşırttı.Vürsti ootamatu ilmumine hämmastab kõiki.
Bunca yeteneğine rağmen hala şaşırtıcı bir şekilde genç ve tecrübesizdir.Hoolimata oma kogenematusest on noormees väga isepäine ja egoistlik.
Bu teknik zamanda devamlılığı keser ve şaşırtıcı bir efekt üretir.Sellega ironiseerib ta sündmuste üle ja loob võõrandumisefekti.
Birçok röpörtajında da belirttiği gibi, kendisinin aktör Will Ferrell ile şaşırtıcı bir yüz benzerliği vardır.Hulk sarnaneb ka välimuselt pisut sarja peaosatäitja Lou Ferrignoga.
Nevermind'ın başarısı müzik endüstrisini şaşırttı.Edu raadio edetabeleis tõmbas Nixile muusikatööstuse tähelepanu.
İnsanları şaşırtacağını biliyorduk.See peaks uusaja inimest hämmastama.

İlgili Sayfalar