şaşır ile cümle
şaşır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu şaşırtıcı bir şekilde güçlü bir bağlantı süper iletkenliğine yol açar.[1]This surprisingly leads to strong coupling superconductivity.[19]
Beni en çok şaşırtan şey buydu...That is what amazed me about him the most...
Bu olay Mercury'yi şaşırttı ve hayal kırıklığına uğrattı.[3][4]This incident puzzled and disappointed Mercury.[20][21]
Konuşma Rus heyetini bile şaşırttı.The speech surprised even the Russian delegation.
Belki de şaşırtıcı olmayan bir şekilde, listede keşiş yoktu [3]Perhaps unsurprisingly, the list contained no monks.[12]
Godfrey şaşırtıcı derecede yetkin ve becerikli olduğunu kanıtlar.Godfrey proves to be surprisingly competent and resourceful.
Polis, uşak odasını arar ama hiçbir şey bulamaz ve Cornelia şaşırır.The police search the butler suite, but find nothing, distressing Cornelia.
Fabienne, Luc'un bu kadar çok torunu olduğunu öğrenince şaşırır.Fabienne is surprised to know that Luc had so many grandchildren.
Şaşıran sanatseverler eserleri satın aldılar.Shocked art lovers came to buy.
Gemiler normalde denizdedir ve rıhtım sahneleri şaşırtıcı bir şekilde yoktur.[2]Ships are normally at sea, and dock scenes surprisingly absent.[63]
Venüs ve Bir Ölümlü Tarafından Şaşırtılmış Üç GüzelVenus and the Three Graces Surprised by a Mortal
Şirimni Muharebesi Sasireti Muharebesi Tao-KlarcetiBattle of Shirimni Battle of Sasireti Tao-Klarjeti
Virginia çok şaşırır ama bunu hakime anlatmayacağını söyler.Virginia is visibly shocked, yet she states she will not reveal this to the judge.
Berywam, 2015 yılında Fransız Beatbox Şampiyonası sırasında herkesi şaşırtmak için kuruldu.Berywam was formed in 2015 to the surprise of everyone during the French Beatbox Championship.
Mayıs 1999'da Sudan'a, kendisini eleştirenlerin çoğunu şaşırtan coşkulu bir karşılamayla döndü.He returned to Sudan in May 1999 to a rapturous welcome that surprised many of his detractors.
1977 ve 1979 arasında şaşırtıcı bir üç sıra meydana geldi.A surprising three straight occurred between 1977 and 1979.
Lakin Almanlar buldukları pilotun bir kadın olduğunu görünce şaşırdılar.Upon hearing machine-gun fire the Germans surrounding her dispersed and ran towards the noise.
"Onu evden çıkarken gördüğümüze şaşırdık."We were surprised to see him get out of home.
Yapımcı Jack Rollins, yaptıklarının "çok şaşırtıcı, çok yeni, olabildiğince taze" olduğunu söyledi.Producer Jack Rollins said their act was "so startling, so new, as fresh as could be.
Abdülkerim Kasım'ın ani darbesi ABD hükümetini şaşırttı.Abd al-Karim Qasim's sudden coup took the U.S. government by surprise.
Filoktetes'i canlı bulan Yunanlılar, bundan sonra ne yapacaklarını şaşırırlar.Surprised to find the archer alive, the Greeks balked on what to do next.
Ne yapmaları konusunda şaşırmış bir şekilde, tanrıça Themis'i görmeye giderler.Confused on how to carry out their destiny, they go to see the goddess Themis.
Gözetiminiz George Orwell'i eğlendirebilirdi; kesinlikle onu şaşırtmazdı." [1]Your oversight would have amused George Orwell; it certainly would not have surprised him."[34]
Şaşırtıcı bir şekilde, Levy ona tutarı ödemeyi kabul ederek onu geri gönderdi.To his great surprise, Levy cabled him back agreeing to pay him the amount.
Cobain'in birkaç arkadaşı intiharına şaşırmıştı.Several of Cobain's friends were surprised by his suicide.
Tabii ki tamamen şok oldum, ama tamamen şaşırmadım.Of course I was totally shocked, but I wasn’t entirely surprised.
Kod gizlenebilir, ancak şaşırtma tersine mühendislikle yapılabilir.The code can be obfuscated, but obfuscation can be reverse-engineered.
Rinko Takeo'nun kendisine evlenme teklif etmesine şaşırdı ve heyecanla mutlu bir şekilde kabul etti.Rinko then was surprised that Takeo proposed to her and happily agrees in excitement.
Genç neslin en şaşırtıcı gerçeği sessizliğidir.The most startling fact about the younger generation is its silence.
Biraz şaşırtıcı şekilde Balas kazandı ve Dimitrios'un babası, annesi ve ağabeyi öldürüldü.Somewhat surprisingly, Balas won, and Demetrius' father, mother, and older brother were all killed.
Sadece kısmen iyileşmiş olsa da, Rahibe Colomba ortaya çıktığında şaşırır.While she is only partially recovered, she is surprised when Sister Colomba shows up.
Halid, yerine geçen Yusuf ibn Umar'ın gelişiyle kesinlikle şaşırmıştı.Khalid certainly was taken by surprise by the arrival of his replacement, Yusuf ibn Umar.
Fosil kayıtları, Laramidya'da şaşırtıcı çeşitlilikte hadrosaur formları gösteriyor.The fossil record shows a staggering variety of hadrosaur forms in Laramidia.
Bankanın başarısızlığı doğası gereği hızlıydı ve içeridekileri şaşırttı.The failure of the bank was rapid in nature and surprised insiders.
Eğer şaşıran Kadeş Kralı savaşa tam olarak hazırlanmayı başarsaydı bu saldırı gerçekleşemezdi.It cannot be established if the surprised King of Kadesh had managed to fully prepare for battle.
Bir mantıkçı ve bir solipsistten gelen sürprizi beni şaşırttı." [1]Coming from a logician and a solipsist, her surprise surprised me."[13]
Gönderdiği böceklerin birçoğu şaşırtıcı derecede güzel.Many of the insects that he has sent are surprisingly fine.
Beni şaşırtmadı.Es überrascht mich nicht.
Tom'un sarhoşken araba sürmekten tutuklanması beni hiç şaşırtmadı.Es überraschte mich nicht im Geringsten, dass Tom wegen Trunkenheit am Steuer inhaftiert wurde.
Tom'un bir avukat tutamaması beni hiç şaşırtmadı.Es hat mich überhaupt nicht überrascht, dass Tom sich keinen Anwalt leisten konnte.
Konuşamayacak kadar çok şaşırmıştım.Ich war so überrascht, dass es mir die Sprache verschlagen hat.
Onun akıllılığı sık sık beni şaşırtır.Ihre Klugheit erstaunt mich oft.
O, küçük bir hediye ile onu şaşırttı.Sie überraschte ihn mit einem kleinen Geschenk.
O da şaşırmıştı.Sie war auch überrascht.
Tom Maria'nın evlenmiş olduğunu duyunca, şaşırdı.Tom war überrascht zu hören, dass Maria geheiratet hatte.
Hiç şaşırmadım.Ich bin gar nicht überrascht.
Mary hakkında bilmediğin bir şey var ve öğrenince şaşıracaksın.Es gibt da etwas, was du über Maria nicht weißt, und wenn du's erfährst, wirst du staunen.
Tom Mary'yi John'la gördüğüne şaşırmadı.Tom war nicht überrascht, Mary mit John zusammen zu sehen.
Tom Mary'nin John'u sevmediğine şaşırmadı.Tom war nicht überrascht, dass Mary John nicht mochte.
Tom Mary'nin John'u öptüğünü gördüğünde şaşırmış görünüyordu.Tom schien überrascht zu sein, als er sah, wie Mary John küsste.
Bu tek kelimeyle şaşırtıcı.Das ist einfach erstaunlich.
Bu neden seni şaşırtıyor?Warum überrascht dich das?
Bana yardım etmek istemeyişin beni şaşırtıyor.Es wundert mich, dass du mir nicht helfen willst.
Zekeriya onu görünce şaşırdı, korkuya kapıldı.Und als Zacharias ihn sah, wurde er bestürzt, und Furcht überkam ihn.
Askerleri komutanlarının neden ilerleyemediğinden şaşırmışlardır.Warum den Managern der Aufbruch nicht gelingt.
Şafak sökerken Türklerin üzerilerine doğru geldiğini gören Doria çok şaşırmıştı.In der Morgendämmerung musste Doria jedoch überrascht sehen, dass die Türken in seine Richtung segelten.
Neye uğradıklarını şaşıran çift bir anda dünyaya inerler.Es folgt eine ziemlich offene Unterhaltung der beiden, nach der sie sich ineinander verlieben.
Özgüveniyle insanları şaşırtmaktadır.Gegenüber Menschen ist er scheu.
Ne yapacağını, ne diyeceğini şaşırır.Ohne zu wissen, was sie tun sollen, sagen sie zu.
Şaşırdığı zaman “Vaaaa” diyerek şaşkınlığını belirtir.Als er dabei auf eine Harke tritt und sich wehtut, schreit er aber gleich los: „Verfluchte Harke!“.