şaşı ile cümle
şaşı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.They performed miracles among them, and wonders in the land of Ham.
Ey Mısır, senin orta yerinde, Firavunla bütün görevlilerine Belirtiler, şaşılası işler gösterdi.Who sent signs and wonders into the midst of you, Egypt, on Pharaoh, and on all his servants;
Kötülük tasarlayan yolunu şaşırmaz mı? Oysa iyilik tasarlayan sevgi ve sadakat kazanır.Don't they go astray who plot evil? But love and faithfulness belong to those who plan good.
Ey gökler, şaşın buna, Tir tir titreyin, şaşakalın›› diyor RAB."Be astonished, you heavens, at this, and be horribly afraid. Be very desolate," says Yahweh.
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.All the multitudes were amazed, and said, "Can this be the son of David?"
Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diye sordular.When the disciples heard it, they were exceedingly astonished, saying, "Who then can be saved?"
Bunları işiten halk, Onun öğretişine şaşıp kaldı.When the multitudes heard it, they were astonished at his teaching.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.He marveled because of their unbelief. He went around the villages teaching.
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.They were exceedingly astonished, saying to him, "Then who can be saved?"
Bunu duyanların hepsi, çobanların söylediklerine şaşıp kaldılar.All who heard it wondered at the things which were spoken to them by the shepherds.
Yetkiyle konuştuğu için Onun öğretişine şaşıp kaldılar.and they were astonished at his teaching, for his word was with authority.
Kendisi ve yanındakiler, tutmuş oldukları balıkların çokluğuna şaşıp kalmışlardı.For he was amazed, and all who were with him, at the catch of fish which they had caught;
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.But Peter continued knocking. When they had opened, they saw him, and were amazed.
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.We are pressed on every side, yet not crushed; perplexed, yet not to despair;
Şimdi yanınızda bulunmayı ve sesimin tonunu değiştirmeyi isterdim. Bu halinize şaşıyorum!but I could wish to be present with you now, and to change my tone, for I am perplexed about you.
İsa konuşmasını bitirince, halk Onun öğretişine şaşıp kaldı.And it came to pass, when Jesus had ended these sayings, the people were astonished at his doctrine:
Çünkü yolunu şaşırmış koyunlar gibiydiniz, şimdiyse canlarınızın Çobanı'na ve Gözetmeni'ne döndünüz.For ye were as sheep going astray; but are now returned unto the Shepherd and Bishop of your souls.
Allah'ın şaşırttığı kimseye bir (çıkar) yol bulamazsın!For them who are not given the guidance by God, you will never find a way.
Şaşırırsınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah, herşeyi bilir.God makes this manifest to you lest you wander astray, for God has knowledge of everything.
Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın.You cannot intercede with God for him whom God would not show the way.
Allah dilediği kimseyi şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru yola koyar.God sends whosoever He wills astray, and leads whom He will to the straight path.
Doğrusu birçokları, bilmeden keyiflerine uyarak halkı şaşırtıyorlar.Surely many (men) mislead others into following their vain desires through lack of knowledge.
Bu, cidden şaşılacak bir şey!This is indeed surprising!"
Dediler ki: "Allah'ın işine mi şaşıyorsun?"Why are you surprised at the command of God?
Allah kimi şaşırtırsa artık ona yol gösteren olmaz!Whosoever God allows to go astray has none to show him the way.
Rabbim, onlar insanlardan birçoğunu şaşırttılar.Many a man have they led astray, O Lord.
Onu söylememi, bana ancak şeytan unutturdu. (Balık), şaşılacak biçimde denizin içinde yolunu tuttu!Only Satan made me forget to mention this; but the wonder is the fish escaped to the sea."
Üstlerini cennet yaprağıyle örtmeğe başladılar. Adem Rabbinin buyruğuna karşı geldi de şaşırdı.Adam disobeyed his Lord, and went astray.
O, gerçekten apaçık, şaşırtıcı bir düşmandır.""He is certainly an enemy and a corrupter."
Allah kimi şaşırtırsa artık onu yola getiren olmaz.Whoever God allows to go astray has none to show him the way.
Allah kime de yol gösterirse; artık onu şaşırtan olmaz.And none can lead him astray who has been guided by God.
Allah kimi şaşırtırsa artık ona yol gösteren olmaz.Whoever God allows to go astray has none to show him the way.
İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtır.That is how God sends the unbelievers astray.
Mal ve oğullar sahibi olmuş diye (yolunu şaşırmış).Simply because he possesses wealth and children.
Fakat bahçeyi görünce: "Herhalde biz yolu şaşırdık." dediler.When they saw (and did not recognise it) they said: "Surely we have lost the way.
Böylece Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğni doğru yola iletir.None knows the armies of your Lord save Him self.
Seni şaşırmış bulup yola iletmedi mi?Did He not find you perplexed, and show you the way?
Allah, -şaşırıp sapmayasınız diye- açıklar. Allah, herşeyi bilendir.God makes this manifest to you lest you wander astray, for God has knowledge of everything.
Allah, kimi dilerse onu şaşırtıp-saptırır, kimi dilerse de onu dosdoğru yol üzerinde kılar.God sends whosoever He wills astray, and leads whom He will to the straight path.
Onlar, gerçekten şaşırıp sapmışlardır ve doğru yolu bulamamışlardır.Misguided are they surely, and will never come to guidance.
(Haram ayları) Ertelemek ancak inkarda bir artıştır. Bununla kafirler şaşırtılıp-saptırılır.Intercalating a month is adding to unbelief.
Gerçekten bu, şaşırtıcı bir şey!.."This is indeed surprising!"
Dediler ki: "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun?"Why are you surprised at the command of God?
(Veya miadını şaşırmaz.)Surely God does not go back on His promise.
"Rabbim, gerçekten onlar insanlardan birçoğunu şaşırtıp-saptırdı.Many a man have they led astray, O Lord.
Sen, yoksa Kehf ve Rakim Ehlini Bizim şaşılacak ayetlerimizden mi sandın?Do you think the men of the cave and Ar-Raqim were so strange among Our signs?
Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın."You have done a strange thing!"
Dediler ki: "Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın."They exclaimed: "O Mary, you have done a most astonishing thing!
Benim Rabbim şaşırmaz ve unutmaz."My Lord neither errs nor forgets."
Firavun, kendi kavmini şaşırtıp saptırdı ve onları doğruya yöneltmedi.The Pharaoh had led his people astray, and did not rightly guide them.
Dedi ki: "Biz senden sonra kavmini deneme (fitne)den geçirdik, Samiri onları şaşırtıp-saptırdı."He said: "We have put your people on trial in your absence; and Sameri has led them astray."
Adem, Rabbine karşı gelmiş oldu da şaşırıp-kaldı.Adam disobeyed his Lord, and went astray.
"Babamı da bağışla, çünkü o şaşırıp sapanlardandır."Forgive me and my father: He was surely among those who went astray.
Doğrusu bu, şaşırtıcı bir şey."This is indeed a strange thing!"
İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtıp-saptırır.That is how God sends the unbelievers astray.
Kim sizden bunu yaparsa, artık o, elbette yolun ortasından şaşırıp-sapmış olur.Whoever of you does this will have gone astray from the right path.
Ama onu görünce: "Muhakkak biz (gideceğimiz yeri) şaşırmışız" dediler.When they saw (and did not recognise it) they said: "Surely we have lost the way.
"Böylece onlar, çoğu kimseyi şaşırtıp-saptırdılar.And they misled many.
İşte Allah, dilediğini böyle şaşırtıp-saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir.None knows the armies of your Lord save Him self.
Doğrusu bu şaşılacak bir şey" dedi.This is indeed surprising!"