şöylemesine ile cümle

şöylemesine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
Çocuk annesi ona açmamasını söylemesine rağmen pencereyi açtı.The boy opened the window, although his mother told him not to.
Babam bana katılmamamı söylemesine rağmen toplantıya katıldım.I attended the meeting though my father told me not to.
Tom'a bildiği her şeyi Mary'ye söylemesine izin verilmedi.Tom wasn't allowed to tell Mary everything he knew.
Tom'un bildiği her şeyi Mary'ye söylemesine izin verilmedi.Tom was not permitted to tell Mary everything he knew.
Tom'un Mary'ye söylemesine gerek yoktu. O zaten biliyordu.Tom didn't need to tell Mary. She already knew.
Tom'un başka birinin bir şey söylemesine asla izin vermeyen bir ünü vardır.Tom has a reputation of never letting anyone else say anything.
Tom'un bana söylemesine gerek yok. Ben zaten biliyorum.Tom doesn't have to tell me. I already know.
Ona kullanmamasını söylemesine rağmen, Tom Mary'nin bilgisayarını kullanmaya karar verdi.Tom decided to use Mary's computer even though she had told him not to.
Onun bir şey söylemesine izin vermeyin.Don't let him say anything.
Tom'un sana söylemesine izin vereceğim.I'll let Tom tell you.
Tom, Mary'nin onu söylemesine bira z şaşırmıştı.Tom was a little surprised that Mary said that.
Çocuk annesi ona açmamasını söylemesine rağmen pencereyi açıyor.The child is opening the window even though his mother told him not to.
Annesi açmamasını söylemesine rağmen Tom pencereyi açtı.Tom opened the window even though his mother told him not to.
Tom'un sana ne yapacağını söylemesine izin verme.Don't let Tom tell you what to do.
Tom'un ne yapacağını sana söylemesine izin verir misin?Do you let Tom tell you what to do?
Kimsenin bana söylemesine gerek yoktu. Ben zaten biliyordum.Nobody had to tell me. I already knew.
Bunu Tom'un ona gerçeği söylemesine borçlusun.You owe it to Tom to tell him the truth.
Mary'nin yalan söylemesine Tom bile şaşırdı.Even Tom is surprised that Mary lied.
Tom'un Mary'ye John'un geldiğini söylemesine gerek yoktu.Tom wasn't supposed to tell Mary that John was coming.
Tom'un ne yapılacağını bize söylemesine ihtiyacımız yok.We don't need Tom telling us what to do.
Onların sana söylemesine izin vereceğiz.I'll let them tell you.
Onun sana söylemesine izin vereceğiz.I'll let him tell you.
Tom'un bana ne yapacağımı söylemesine gerek yok. Ben zaten biliyorum.Tom doesn't need to tell me what to do. I already know.
Tom'un onu bana söylemesine gerek yoktu. Ben zaten onu biliyordum.Tom didn't need to tell me that. I already knew that.
Tom'un onu nasıl yapacağımı söylemesine gerek yok.Tom doesn't need to tell me how to do that.
Tom'un bana ne yapacağımı söylemesine gerek yok.Tom doesn't need to tell me what to do.
Tom'un yalan söylemesine gerek yoktu.Tom didn't have to lie.
Tom sevdiğini söylemesine rağmen gerçekten Mary'yi sevmiyor.Tom doesn't really like Mary, even though he says he does.
Birinin bana ne yapacağımı söylemesine memnun oldum.I'm glad someone told me what to do.
Birisinin bana söylemesine sevindim.I'm glad someone told me.
Tom'a kimsenin söylemesine gerek yoktu. O zaten biliyordu.Nobody had to tell Tom. He already knew.
Tom'un şarkı söylemesine izin verme.Don't let Tom sing.
Tom Mary'nin ona şantaj yaptığını söylemesine karşın ayrıntı vermedi.Tom said Mary was blackmailing him, but he didn't elaborate.
Kimsenin senin değersiz olduğunu söylemesine izin verme.Don't let anyone tell you you're worthless.
Tom'un şarkı söylemesine izin veremeyiz.We can't let Tom sing.
Tom'un bizimle şarkı söylemesine izin vermeyeceğiz.We're not going to let Tom sing with us.
Onlar Tom'un yalnızca bir şarkı söylemesine izin verdiler.They only allowed Tom to sing one song.
Tom Mary'nin grubuyla şarkı söylemesine izin vermeyecek.Tom won't let Mary sing with his band.
Mary'nin Tom'un grubuyla şarkı söylemesine Tom izin vermeyecek.Tom won't let Mary sing with his band.
O öyle olduğunu söylemesine rağmen Tom Mary'nin mutlu olmadığını biliyordu.Tom knew Mary wasn't happy, even though she said she was.
Bence Tom istemediğini söylemesine rağmen bunu yapmak istiyor.I think Tom wants to do that, even though he says he doesn't.
Tom'un bizimle şarkı söylemesine izin vermedim.I didn't let Tom sing with us.
Tom'un şarkı söylemesine izin verecek misin?Will you let Tom sing?
Tom'un şarkı söylemesine izin vermeyiz.We don't let Tom sing.
Tom'un şarkı söylemesine izin verdim.I let Tom sing.
Tom'un, Mary'ye bunu nasıl yapacağını söylemesine gerek yoktu.Tom didn't need to tell Mary how to do that.
Tom Mary'nin şarkı söylemesine izin vermezdi.Tom wouldn't let Mary sing.
Tom bunu yapmam gerektiğini söylemesine rağmen, yapmadım.Even though Tom said I should do that, I didn't.
Tom, Mary'nin grubuyla şarkı söylemesine izin vermezdi.Tom wouldn't let Mary sing with his band.
Tom'un bana yapılması gereken şeyi iki kere söylemesine gerek yoktu.Tom didn't need to tell me twice what needed to be done.
Zaten bildiğim için Tom'un bana sebebini söylemesine gerek yoktu.Tom didn't need to tell me why because I already knew.
Tom'un kimseye bir şey söylemesine gerek yoktu.Tom didn't need to tell anybody anything.
Tom'un Mary'ye söylemesine gerek yoktu ama söyledi.Tom didn't need to tell Mary, but he did.
Tom'un başka bir şey söylemesine gerek yoktu.Tom didn't need to say anything else.
Tom, Mary'nin bir şey söylemesine izin vermedi.Tom didn't let Mary say anything.
Tom'un bir şey söylemesine gerek olmayacak.Tom won't have to say anything.
Tom'un bir şey söylemesine gerek yoktu.Tom didn't need to say a thing.
Tom'un şarkı söylemesine izin vermeyeceğimI'm not going to let Tom sing.
İrlandalı katılımcı İngilizce olarak söylemesine rağmen sorunun cevabını haritadaki İrlandaca oldu.The Irish entry was sung in English, but the translation of the question in the map was in Irish.
Biz sadece daha güzel şeyler söylemesine yardım ettik.We just helped him word things better.

İlgili Sayfalar