Onun söylediklerinin çoğuyla aynı fikirdeyim.I am in agreement with most of what he says.
Onun söylediği mantıklı değil.What he is saying does not make sense.
Onun ne söylediğini anlamayı zor buldum.I found it difficult to understand what he was saying.
Onun söylediğine inanma.Don't believe what he says.
Onun yaptıklarıyla söyledikleri birbirini tutmuyor.His actions run counter to his words.
Onun davranışı söylediği ile çelişiyor.His behavior conflicts with what he says.
Yaptıkları her zaman söyledikleriyle bağdaşmıyor.His actions do not always correspond to his words.
İki çocuğu şöyle dursun, karısı şimdi onun büyük babasına bakmak zorundaydı.His wife now had to take care of his grandfather, not to mention their two children.
Onun hobileri gitar çalmak ve şarkı söylemektir.His hobbies are playing the guitar and singing.
Ebeveynleri ona bir üniversiteye girmesini söyledi.His parents told him to get into a university.
Onun hikayesinin ne kadar çok gerçek olduğunu söyleyemem.I cannot say how far his story is true.
Onun söylediği gerçeğe aykırıdır.What he has said is contrary to fact.
Bir ay önce onu gördüğünü söyledi.He said he had seen her a month before.
Bana yaklaşık olarak saat yedide burada olacağını söyledi.He told me he would be here about seven.
O, çok mutlu olduğunu söyledi.He said that he was very happy.
O eskiden öyle söylerdi ama şimdi söylemiyor.He used to say so, but now he doesn't.
O benden hoşlanmadığını fakat yardımıma ihtiyacı olduğunu söyledi.He said that he disliked me, but that he needed my help.
O, her sabah uzun bir yürüyüşe gittiğini söyledi.He said that he goes for a long walk every morning.
O, onlara harika zaman geçirdiğini söyledi.He told them that he had had a wonderful time.
O, on yıl boyunca Kaliforniya'da olduğunu söyledi.He said that he had been in California for ten years.
O asla yalan söylemedi.He has never told a lie.
O, kırk yaşındayken enerjisini kaybetmiş olduğunu söyledi.He said he had lost his vigor at forty.
Dokuz olduğunu söyledi.He said that it was nine o'clock.
O size bir şey söyledi mi?Did he tell you anything?
O, size gerçeği söyledi mi?Did he tell you the truth?
O, çok uzun konuşmayacağını söyleyerek başladı.He began by saying that he would not speak very long.
O, Amerika şöyle dursun, Avrupa'ya gitmedi.He has been to Europe, not to mention America.
Onun Britanya'da olduğu söylenir.It is said that he is in Britain.
İtalya'ya gittiğini söyledi.He told me that he was going to Italy.
O her zaman bir kelimeyi çok fazla söyler.He always says one word too many.
O her zaman bize bir şey söylemeye çalışıyor.He's always trying to say something to us.
O her zaman gerçeği söyler.He always tells the truth.
Yalan söyleyemez.He is incapable of telling a lie.
O, yalan söylediğini itiraf etti.He made an admission that he had lied.
O yalan söylemedi. Aslında bütün gerçeği söyledi.He didn't tell a lie. As a matter of fact, he told the whole truth.
O bir yalan söylemiş olabilir.He may have told a lie.
O bir yalan söyleyerek kendini rezil etti.He disgraced himself by telling a lie.
O yalan söyleme eğilimindedir.He tends to tell lies.
O, iyi şarkı söyleyemez.He cannot sing well.
Büyükbabasının doksanın üzerinde olduğunu söyledi.He told me that his grandfather is over ninety.
O, küvette şarkı söylemeyi sever.He likes to sing in the bathtub.
O aç olduğunu söyledi ve sonra ayrıca susuz olduğunu da ekledi.He said he was hungry, and then he added that he was also thirsty.
O kendini kaybetti ve bana kötü sözler söylemeye başladı.He lost his temper and began calling me names.
O gitar eşliğinde şarkı söyledi.He sang to guitar accompaniment.
O başarılı olmak için emin olduğunu söyledi; O, ancak başarısız oldu.He said he was sure to succeed; he failed, however.
O asla yalan söylemez.He never tells lies.
Onun burada öldüğü söyleniliyor.He is said to have died here.
O, Simon ve Garfungel hitlerinden bir potpori söyledi.He sang a medley of Simon and Garfunkel hits.
Yakında döneceğini söyledi.He said that he would be back soon.
Hemen döneceğini söyledi.He said that he would be back right away.
Onun İspanya hakkında çok şey bildiği söyleniyor.He is said to know a lot about Spain.
O kolayca yalan söyledi.He lied readily.
O öyle söylemedi.He did not say so.
O öyle söylemiş olabilir.He may have said so.
O onu söyler söylemez o üzüldü.No sooner had he said it than he was sorry.
O, öyle söylediğini inkar ediyor.He denies having said so.
O bana orada yüzmememi söyledi.He told me not to swim there.
Oraya gitmek için yol boyunca ayakta kalması söylendi.He was told to remain standing all the way to go there.
Olay hakkında yalan söylemekle suçlandı.He was accused of having lied about the affair.
Kötü haber söylendiğinde o ciddi görünüyordu.He looked grave when told the bad news.