şömine ile cümle
şömine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bir baca dumanı bir şömineden dışarıya taşır.A chimney carries smoke from a fireplace to the outside.
O, şömine rafında.It's on the mantelpiece.
Bu çok güzel bir şömine.This is a very nice fireplace.
Şöminedeki külleri temizleyin.Clean the ashes out of the fireplace.
Saat şöminenin üzerindedir.The clock is above the fireplace.
Şöminenin önünde bir masan var mı?Do you have a table in front of the fireplace?
Okumaktan, şöminenin yanında sarılmaktan ve yavaş dans etmekten zevk alırım.I enjoy reading, cuddling by the fireplace and slow dancing.
Bu gece şömine kullanmalıyız.We should use the fireplace tonight.
Burada bir şömine vardı fakat sanırım o yıkıldı.There used to be a fireplace here but I guess it's been torn down.
Tom'un annesi onun mezuniyet resmini şömine rafında muhafaza etti.Tom's mother kept his graduation picture on the mantel.
Şöminemin üstünde asılı duran tabloyu bana veren kişi Tom'du.Tom was the one who gave me the painting that's hanging above my fireplace.
Tom şöminenin üzerindeki saate baktı.Tom looked at the clock on the mantelpiece.
Şimdiye kadar ilk kez kendimi bir şöminenin yanında ısıttım.This is the first time I've ever warmed myself by a fireplace.
Şöminenin yanında oturdular.They sat by the fireplace.
Evinde bir şömine var mı?Do you have a fireplace in your home?
Tom ve Mary her ikisi de şöminenin önünde oturuyorlardı.Tom and Mary were both sitting in front of the fireplace.
Şömineye bir kütük daha attım.Put another log in the fireplace.
Tom şömine rafından çerçeveli resmi aldı ve ona daha yakından baktı.Tom took the framed photo off the mantelpiece and took a closer look at it.
Tom mektubu şömineye attı.Tom threw the letter into the fireplace.
Şöminenin yanında oturalım.Let's sit by the fireplace.
Şöminenin üzerinde kaç tane resim olduğunu fark ettin mi?Did you notice how many pictures were on the mantel?
Kedi şöminenin önünde kıvrılmış yatıyordu.The cat fell asleep curled up in front of the fireplace.
Tom Mary'nin şöminenin yanında durduğunu gördü ve onunla konuşmak için uğradı.Tom saw Mary standing by the fireplace and went over to talk to her.
Tom şöminenin üzerinde asılı resmin çok para edebileceğini düşündü.Tom thought that the picture hanging above the fireplace might be worth a lot of money.
Tom şömineye yaslandı.Tom leaned against the mantelpiece.
Sıcak bir şöminenin yanında oturmak hoştur.It's nice sitting alongside a hot fireplace.
Bizim oturma odasında gerçek bir şömine var.There is a real fireplace in our living room.
Oturma odasında bir şömine var.The living room has a fireplace.
Tom orada şöminenin yanında duruyor.Tom is standing over there near the fireplace.
Kendimi şöminenin önünde ısıttım.I warmed myself in front of the fireplace.
Şöminenin üstündeki duvarda bulunan resim Tom tarafından yapıldı.The painting on the wall above the fireplace is by Tom.
Tom'a şöminenin üstünde asılı olan tabloyu veren kişi benim.I'm the one who gave Tom the painting that's hanging above his fireplace.
Tom ve Mary konuşarak şöminenin önünde oturdular.Tom and Mary sat in front of the fireplace, talking.
Aynı zamanda şömine kullanımı da başladı.He begins chain smoking as well.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.I lingered most about the fireplace, as the most vital part of the house.
Onun sıçramayı yaptı ve görünüyordu, şömine kanepe etrafına bakmak gelmek.It made her jump and look around at the sofa by the fireplace, from which it seemed to come.
Mr. Yabancı şömine sırtını döndü ve onun arkasında ellerini koymak geri.Mr. Henfrey had intended to apologise and withdraw, but this anticipation reassured him.
Şöminedeki odunun yanması bittiğinde, aile kuzenleri ziyaret etmeye çıkar.After the wood in the stove has finished burning, the family is off to visit the cousins.
Evin şöminesinde törenle yakılan kütük anlamına gelen badnjak eve getiriliyor.Badnjak, the log that is ceremonially burned on the domestic hearth, is brought into the home.
Plöckl şöminenin birisi tarafından yakıldığını gözlemledi.Plöckl observed that the oven had been heated by someone.
Plöckl ayrıca şömineden çıkan dumanın iğrenç bir kokusu olduğunu fark etti.Plöckl also noticed that the smoke from the fireplace had a disgusting smell.
Bina hala iki güzel Rönesans şöminesi içermektedir.[1][2]The building still contains two fine Renaissance fireplaces.[1][2]
Brienz dağ evi şeklindeki kasalı İsviçre şömine raf guguklu saati.Swiss mantel cuckoo clock with case in the shape of a Brienz chalet.
Genellikle bir şöminenin, piyanonun veya masanın üzerine oyulmuş bir heykeldir.Usually it is a sculptured head on a mantelpiece or a piano or desk.
Alanda ayrıca iki çocuk dişi, Abevilyen taş aletler ve bir şömine de bulundu.Also found at the site were two child teeth, Abbevillian stone tools and a fireplace.
Bir bomba yan taraftaki evi yıktı ve şömineyi havaya uçurdu.A bomb destroyed the house next door and the fireplace was blown onto his cot.
Şöminenin yerine, çatıda dumanın dışarı çıkmasına yardımcı olan bir delik bulunurdu.An Stelle eines Kamins diente ein Loch im Dach als Abzug für den Rauch.
Her odada ocak (şömine) mutlaka bulunur.In allen Kleidern haben sie einen deutlichen Überaugenstreif.
Bir şöminede taş parçaları odun ateşinde ısıtırlır.Es werden dann mittelgroße Steine direkt in einem Feuer erhitzt.
Telefon görüşmesinden sonra, içi parçalanan Elio şöminenin yanına oturur.Después de colgar, un acongojado Elio se sienta junto al fuego.
Spike yanmadan kutuyu şömineden çıkarırken Xander da bir kılıcı Doc'a saplar.Mientras Spike rescata la caja, Xander clava una espada en el pecho de Doc.
O sırada Griffinlerin evinde şöminenin içinden bir kıvılcım, yerdeki halının üzerine sıçrar.Nel frattempo, Catman batte alla porta di una casa che sembra essere in fiamme.
Aynı zamanda şömine kullanımı da başladı.Contemporaneamente fu avviata la costruzione del chiostro.
Her odada ocak (şömine) mutlaka bulunur.Над каждым объёмом (пристроем) здания возводится крыша.
O sırada Griffinlerin evinde şöminenin içinden bir kıvılcım, yerdeki halının üzerine sıçrar.Тем временем в доме Гриффинов на каминный коврик падают угольки.
Dinlenme odası rahat koltuklar, bir şömine ve birçok masa içerir.Там много мягких кресел, большой камин и столы для занятий.
Aynı zamanda şömine kullanımı da başladı.Em seguida inicia-se o tratamento da própria queimadura.
O sırada Griffinlerin evinde şöminenin içinden bir kıvılcım, yerdeki halının üzerine sıçrar.Ao mesmo tempo, na casa dos Griffins, uma brasa sai da lareira e segue até o tapete.
Her odada ocak (şömine) mutlaka bulunur.In alle funderingsplaten zijn (dicht gezette) scheuren aangetroffen.
Bu şömine neredeyse yüz yıldır kullanılmıyordur.Deze haard is zeker in geen honderd jaar gebruikt.