Aslında onların hepsi iyi insanlar.They are all good men at heart.
Onlar yeni olanın eski olandan daha iyi olduğuna kesin gözüyle bakıyorlar.They take it for granted that what is new is better than what is old.
Onlar iyi bir fırsat kaçırdı.They missed a good chance.
Onlar bugüne kadar iyi komşulardı.They have been good neighbors to this day.
Onlar odalarını iyi kullanıyorlar.They make good use of their rooms.
Onların iyi bir avı vardı.They had a good hunt.
Yaşam giderlerini kıssalar iyi olur.They had better cut down their living expenses.
Onlar ona iyi davrandılar.They have treated her well.
Onlar iyi durumda.They are well off.
Ağızlarını kapalı tutsalardı iyi olurdu.They had better have kept their mouths shut.
İyi habere mutlu oldular.They were delighted at the good news.
Onu hafife almasan iyi olur.You'd better not make light of him.
Ona güvenmek için daha iyi tanımalıydın.You should have known better than to trust him.
O, bana biraz iyi tavsiye verdi.She gave me some good advice.
Onun kahve yapmada iyi olduğunu biliyor muydun?Did you know she is good at making coffee?
O, sana en iyi dileklerini gönderdi.She sent you her best wishes.
Onun yalnız yaşaması iyi değil.It is not good for her to live alone.
Onun iyi İngilizce konuşabildiğini herkes biliyordu.Everybody knew she could speak English well.
Onun çok az iyileşme umudu vardır.There is little hope of her recovery.
Sanırım o seni affedinceye kadar saklansan iyi olur.I think you'd better lie low until she forgives you.
Mademki o yorgun, bir süre dursak iyi olur.Seeing that she is tired, we had better stop for a while.
Tom çok iyi niyetli.She doesn't have a lazy bone in her body.
O ve ben iyi geçiniriz.She and I get on well.
Onun konuştuğu kadar iyi Fransızca konuşurum.I speak French as well as she does.
Lütfen ona en iyi teşekkürlerimi söyleyin.Please give my best thanks to her.
Boşanma davası açmak için iyi bir nedeni vardı.She had good reason to file for a divorce.
O, daha iyi günler gördü.She has seen better days.
Ona doktor olarak hitap etmek daha iyi olabilir.It might be better to address her as Doctor.
Onun dans etmedeki becerisi iyi bilinir.Her skill in dancing is well known.
Onun Fransızca bilgisi benimkinden iyidir.Her knowledge of French is greater than mine.
Onun görüşüne göre, o şu ana kadar gördüğü en iyi müzisyen.In her opinion, he is the best musician she has ever seen.
Onun tavsiyesini alsan daha iyi olur.You had better take her advice.
Onun evine gitme hakkında dikkatli olsan iyi olur.You'd better be careful about going to her house.
Gözleri onun en iyi organıdır.Her eyes are her best feature.
Onun arzusu iyi bir öğretmen olmaktır.Her wish is to become a good teacher.
Onun erkek kardeşi iyi bir sürücüdür.Her brother is a good driver.
Onun sağlığı giderek daha iyi hale gelmektedir.Her health is becoming steadily better.
Onun kırık bacağı henüz iyileşmedi.Her broken leg has not healed yet.
Onun kompozisyonu birkaç yazım hatası dışında çok iyi.Her composition is very good except for a few errors in spelling.
Sesini çok iyi taşır.Her voice carries very well.
Onun sesi iyi taşıyor.Her voice carries well.
O yaşta kendisi daha iyi bilir.She should know better at her age.
Onun babası gençken iyi yüzebilirdi.Her father could swim well when he was young.
Onun annesi iyi bir piyanisttir.Her mother is a good pianist.
Onun kitapları oldukça iyi satıyor.Her books sell pretty well.
O çok iyi şekilde piyano çalar.She plays the piano very well.
O, iyi bir İngiliz spikerdir.She is a good English speaker.
İlginç hikayeler uydurmada iyidir.She is good at making up interesting stories.
O, en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında Oscar adaylığını kazandı.She won an Oscar nomination for best supporting actress.
Piyanoyu çok iyi çalamaz.She can't play the piano very well.
O, antikanın iyisinden anlar.She has an eye for antiques.
o, iyi bir eş olacak.She will make a good wife.
O iyi bir çözüm düşündü.She thought of a good solution.
O iyi bir plan düşündü.She thought of a good plan.
Onun aklına iyi bir fikir geldi.A good idea struck her.
O iyi bir yaşam sağlamaktadır.She makes a good living.
Odasını her zaman iyi durumda tutar.She always keeps her room in good order.
O hem Hindistan'da hem de Çin'de iyi tanınmaktadır.She is well known in both India and China.
O iyi motorsiklet sürer.She rides a motorcycle well.
O iyi motorsiklet kullanır.She rides a motorcycle well.