O, takımdaki herhangi bir oyuncudan daha iyidir.He is better than any other player in the team.
O, işini iyi yapar.It's worth his salt.
O, Bay Davidson'u iyi tanır.He knows Mr. Davidson well.
O teniste iyidir.He is good at tennis.
O iyi tenis oynar.He is good at tennis.
O iyi bir tenis oyuncusu.He is a good tennis player.
O çok iyi oynuyor.He plays very well.
Tenis oynamada çok iyiydi.He was very good at playing tennis.
O, tenis oynamada iyidir.He is good at playing tennis.
Teniste benim için iyi bir eştir.He is a good match for me in tennis.
O çok iyi bir müzisyendir.He's a very fine musician.
O, çok iyi bir top vurucusu.He is a very good batter.
O, çok iyi bir soru sordu.He asked a very good question.
O sadece çok iyi eğitimli aktörlerin gerçekten başarılı olabileceğini düşünüyor.He thinks that only very well trained actors can be really successful.
O, çok iyi tenis oynayabilir.He can play tennis very well.
O kartlarda iyidir.He's good at cards.
O, New York'u oldukça iyi bilir.He knows New York inside out.
O partiye gitmemek için iyi bir bahane uydurdu.He cooked up a good excuse for not going to the party.
O iyi bir kemancıdır.He is a good violinist.
O, iyi bir kemancıdır, değil mi?He is a good violinist, isn't he?
O, basketbolda iyidir.He is good at basketball.
O yakışıklıdır. Ayrıca sporda iyidir.He is handsome. In addition, he is good at sport.
O, hentbolde iyidir.He is good at handball.
Fransızca hakkında iyi bir okuma bilgisi var.He has a good reading knowledge of French.
O, Fransızcayı iyi konuşamıyordu.He could not speak French well.
İyi bir Fransızca bilgisi var.He has a good knowledge of French.
O, Fransızcayı iyi konuşabilir.He can speak French well.
En iyi satan romanı yazarak bir servet yaptı.He made a fortune by writing a best selling novel.
O pokerde çok iyidir.He is very good at poker.
İşi herkesten daha iyi yaptı.He did the work better than anyone else.
İyi bir kahvaltı ile gününe başladı.He started his day with a good breakfast.
O sadece on iki yaşında ama o onların en iyisiyle satranç oynar.He's only twelve, but he plays chess with the best of them.
Gözlüğüyle bile, o çok iyi görmez.Even with his glasses, he doesn't see very well.
O, oldukça iyileşti.He got quite well.
Öğretmeninin kompozisyonlarınla ilgili yorumlarını bir kez daha okusan iyi olur.You had better read your teacher's comments on your compositions one more time.
O yaşamak için uzun zamanı olmadığını çok iyi biliyordu.He knew full well that he didn't have long to live.
Daha iyi bir maaş alabilmek için Fransızca öğreniyor.He's learning French so he can get a better salary.
Gelecekte daha iyi çalışmaya karar verdi.He resolved to do better work in the future.
O daha iyi bir iş peşinde.He is after a better job.
O daha iyi bir iş arıyor.He is after a better job.
Daha iyi tedavi hakkına sahiptir.He is entitled to better treatment.
Daha iyi bir ücret talep etti.He demanded better pay.
O iyi bir hafızaya sahiptir.He has a good memory.
Onun iyi bir kamerası var.He has got a good camera.
O, iyi bir doktor olacak.He will become a good doctor.
O iyi bir doktor olacak.He will make a good doctor.
O, iyi bir karı seçti.He chose a good wife.
İyi bir ailede yetiştirilmiş gibi görünüyor.He must have been brought up in a good family.
O doğuştan iyi bir hafızasıya sahip.He has a naturally good memory.
O, iyi bir fikir hakkında düşündü.He thought of a good idea.
O iyi bir iş arıyor.He is seeking a good job.
O, iyi bir iş arıyordu.He was looking for a good job.
O iyi bir öğrenci.He is a good student.
Onun iyi bir öğretmen olduğu söyleniyor.He is said to have been a good teacher.
O sadece iyi bir vuruşçu değil fakat aynı zamanda harika bir savunma.He is not only a good batter but also a wonderful defense.
O iyi bir manzaranın tadını çıkarmak için üst katta bir oda kiraladı.He rented a room on the top floor in order to enjoy a good view.
O, iyi konuşur.He talks well.
En iyi halde ortalama bir not alacak.He will get an average mark at best.
O iyileşecek mi?Will he get well?
O iyi yüzebileceğini söyledi.He said he could swim well.