Ana içeriğe geç
Sözlük

ıy ile cümle

ıy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bir tatil için en iyi yer hakkında birbirimizle tartıştık.We argued with each other about the best place for a holiday.
Tatilinizden en iyi şekilde yararlanın.Make the most of your vacation.
Tatiller onun sağlığını iyi yapıyor gibi görünüyor.The holidays seem to be doing her health good.
Sıkıntı en iyi okuldur.Adversity is the best school.
Bay Yoshida Fransız tarihini çok iyi bilir.Mr Yoshida is at home in French history.
Tartışma söz konusu olduğunda o hepsinden iyidir.He is second to none when it comes to debating.
Sen benim en iyi arkadaşımsın.You are my best friend.
Sen en iyi arkadaşımsın.You are my best friend.
Onun da iyi bir hafızası var.She has a good memory, too.
İyi bir bellek onun silahıdır.A good memory is his weapon.
İyi hissediyor musunuz?Are you feeling OK?
İyi hissettiğimde yürüyüşe giderim.When I feel fine, I go for a walk.
İyi hissetmediğim için bütün gün evde kaldım.Not feeling well, I stayed home all day.
O gün iyi hissetmediğim için evde kaldım.Not feeling well, I stayed home on that day.
İyi hissetmiyorum. Bana bir ilaç verir misiniz?I don't feel well. Could you give me some medicine?
Şimdi iyi hissediyorum.I'm feeling fine now.
Şimdi kendimi iyi hissediyorum.I'm feeling fine now.
Kendine iyi bak.Take care.
Kendine iyi bak ve iyi zaman geçir!Take care of yourself, and have a good time!
Şüphesiz o iyi bir adam ama güvenilir değil.He is a good fellow, to be sure, but he isn't reliable.
Her şey iyi gidiyor.It's all right.
Omuzlarının üzerinde iyi bir kafaya sahipsin.You've got a good head on your shoulders.
Solgun görünüyorsun. Bir gün izin alsan iyi olur.You look pale. You'd better take a day off.
İyiliği olmayan güzelliğin değeri hiçbir şeydir.Beauty without goodness is worth nothing.
Yemekler arasında yemek yemek iyi değildir.It is not good to eat between meals.
İnansan iyi olur.You better believe it.
Yerel mağazalar turistlerle iyi iş yapar.Local shops do good business with tourists.
Hasta her gün iyileşiyordu.The patient was recovering daily.
Hasta sürekli iyileşiyor.The patient is steadily recovering.
Hasta azar azar iyileşti.The patient got better little by little.
Hastanın durumu daha iyiye doğru yöneldi.The condition of the patient turned for the better.
Hastanın iyileşme umudu yok.The patient is sick beyond all hope.
Hastanın iyileşeceğine dair kesin bir şey söyleyemem.I cannot say for certain that the patient will recover.
En iyiler çoğunlukla iyilerin düşmanıdır.The best is often the enemy of the good.
İyi eğlenceler.Have a nice time.
Biz iyi vakit geçiriyoruz.We are having a good time.
İyi vakit geçiriyor musunuz?Are you having a good time?
Umarım iyi bir gezi yaptınız.I hope you had a nice trip.
İyi hafta sonları!Have a nice weekend.
İyi uçuşlar.Have a nice flight.
Hafta sonun iyi geçti mi?Did you have a good weekend?
Öğrenciler İngilizcede iyi ilerleme yapıyorlar.The students are making good progress in English.
Öğrenciler boş zamanlarını iyi şekilde kullanmalılar.Students should make the most of their free time.
Öğrenci merkezi konuşmalara başlamak için iyi bir yer.The student center is a good place to strike up conversations.
Ne kadar çok öğrenirsek, cehaletimizi o kadar iyi farkederiz.The more we learn, the better we realize our ignorance.
O yakışıklı değil, şüphesiz, fakat o iyi huyludur.He is not handsome, to be sure, but he is good-natured.
Tartışmasız, o, iş için en iyi adam.He is, without question, the best man for the job.
Wendy'nin deniz kenarında yetiştiği doğru fakat o iyi bir yüzücü değil.It is true Wendy grew up at the seaside, but she isn't a good swimmer.
Bunun onu yapmak için en iyi yol olmayabileceğini kabul ediyorum.I admit this may not be the best way of doing it.
Genel olarak konuşulursa, kadınlar erkeklerden daha iyi dilcidirler.Generally speaking, women are better linguists than men.
Genel olarak konuşulursa kızlar erkeklerden daha iyi dilcidirler.Generally speaking girls are better linguists than boys.
Genelde işler iyi gidiyor.Altogether, things are going well.
Genel olarak, şirketim şimdi iyi gidiyor.On the whole, my company is doing well now.
Bir bütün olarak, sanırım planın çok iyi bir plan.On the whole, I think your plan is a very good one.
Kural olarak, Japon halkı yabancı dillerde iyi değil.As a rule, Japanese people are not good at foreign languages.
Evde kalmak dışarı çıkmaktan daha iyidir.It is better to stay in than go out.
Yabancı öğrencilerin İngilizceyi iyi konuşması zordur.It is difficult for foreign students to speak English well.
Bir dili öğrenmenin en iyi yolu, o dilin konuşulduğu ülkeye gitmektir.The best way to learn a foreign language is to go to the country where it is spoken.
Bir yabancı dili iyi konuşmak zaman alır.To speak a foreign language well takes time.
Bir yabancı bir dili öğrenmek için en iyi yol nedir?What is the best way to learn a foreign language?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod