Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Ale jati jsouce žádostí na poušti, pokoušeli Boha silného na pustinách.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Ale zdjęci będąc chciwością na puszczy, kusili Boga na pustyniach.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.ampak vdali so se poželjivosti v puščavi, izkušali Boga mogočnega v samoti.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Ardieron de apetito en el desierto y probaron a Dios en la soledad
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.arsero di brame nel deserto, e tentarono Dio nella steppa
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Ci i -a apucat pofta în pustie, şi au ispitit pe Dumnezeu în pustietate.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.de grebes af Attrå i Ørkenen, i Ødemarken fristed de Gud;
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.De grepos av lystnad i öknen och frestade Gud i ödemarken.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Di padang gurun mereka dirangsang nafsu, dan mencobai Allah
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Epekedés epeszté õket a pusztában, és próbára tevék Istent a sivatagon.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Heissä syttyi himo erämaassa, ja he kiusasivat Jumalaa autiossa maassa.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Ils furent saisis de convoitise dans le désert, Et ils tentèrent Dieu dans la solitude.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.광야에서 욕심을 크게 발하며 사막에서 하나님을 시험하였도다
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.mas deixaram-se levar pela cobiça no deserto, e tentaram a Deus no ermo.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.men de blev grepet av begjærlighet i ørkenen, og de fristet Gud på det øde sted.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Nhưng có lòng tham dục quá đỗi tại trong đồng vắng, Và thử Ðức Chúa Trời nơi vắng vẻ.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Nhưng có lòng tham dục quá_đỗi tại trong đồng vắng , Và thử Ðức_Chúa_Trời nơi vắng_vẻ .
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Potom sa ich zmocnila náramná žiadosť na púšti, a pokúšali silného Boha na pustine.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Und sie wurden lüstern in der Wüste und versuchten Gott in der Einöde.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Zij wilden afgoden gaan vereren in de woestijn en zo daagden zij God uit daar in die woestenij.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Αλλ' επεθυμησαν επιθυμιαν εν τη ερημω, και επειρασαν τον Θεον εν τη ανυδρω.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Но се полакомиха твърде много в пустинята, И изпитаха Бога в безводната страна;
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.ויתאוו תאוה במדבר וינסו אל בישימון׃
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.بل اشتهوا شهوة في البرية وجربوا الله في القفر.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.反 倒 在 曠 野 大 起 慾 心 、 在 荒 地 試 探 神
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.反倒 在 曠野 大 起 慾心 、 在 荒地 試 探 神
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.Hyrder i Mængde ødelægger min Vingård, nedtramper min Arvelod, min yndige Arvelod gør de til øde Ørk;
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.많은 목자가 내 포도원을 훼파하며 내 분깃을 유린하여 나의 낙토로 황무지를 만들었도다
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.Mnohí pastieri zkazili moju vinicu, pošliapali môj podiel, obrátili môj vzácny podiel na hroznú púšť.
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.Mnozí pastýři zkazí vinici mou, pošlapají podíl můj, podíl mně velmi milý obrátí v poušť nejhroznější,
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.Wiele pasterzy popsuje winnicę moję, podepczą dział mój; dział mój bardzo miły obrócą w pustynię srogą.
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.Много овчари развалиха лозето Ми, Потъпкаха Моя дял, Обърнаха любимия Ми дял в непроходима пустиня.
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.רעים רבים שחתו כרמי בססו את חלקתי נתנו את חלקת חמדתי למדבר שממה׃
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.رعاة كثيرون افسدوا كرمي داسوا نصيبي جعلوا نصيبي المشتهى برية خربة.
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.許 多 牧 人 毀 壞 我 的 葡 萄 園 、 踐 踏 我 的 分 、 使 我 美 好 的 分 變 為 荒 涼 的 曠 野
Pek çok çoban bağımı bozdu, Tarlamı çiğnedi, Güzelim tarlamı ıssız çöle döndürdü.許多 牧人 毀壞 我 的 葡萄園 、 踐踏 我 的 分 、 使我 美好 的 分變為 荒涼 的 曠野
Punta Espinosa'da bir yıldan fazla yaşadım. biz oraya ıssız ada diyorduk çünkü hiç insan yoktu.푼타 에스티노사에서 1년간 살았습니다. 그리고 우리는 여길 무인이라고 불렀죠. 사람이 살지 않았기 때문이죠.
Punta Espinosa'da bir yıldan fazla yaşadım. biz oraya ıssız ada diyorduk çünkü hiç insan yoktu.Ik heb meer dan een jaar in Punta Espinosa gewoond. We noemen het onbewoond omdat er geen mensen zijn.
Punta Espinosa'da bir yıldan fazla yaşadım. biz oraya ıssız ada diyorduk çünkü hiç insan yoktu.Przez ponad rok mieszkałam na wyspie Punta Espinosa. Jest bezludną wyspą, ponieważ nie ma tam żadnych ludzi.
Punta Espinosa'da bir yıldan fazla yaşadım. biz oraya ıssız ada diyorduk çünkü hiç insan yoktu.Punta Espinosa è dove ho vissuto per più di un anno. E la chiamiamo disabitata perché lì non ci sono persone.
Punta Espinosa'da bir yıldan fazla yaşadım. biz oraya ıssız ada diyorduk çünkü hiç insan yoktu.Punta Espinosa là nơi tôi đã sống hơn một năm. và chúng tôi gọi nó là đảo hoang bởi vì không có người ở đó
Punta Espinosa'da bir yıldan fazla yaşadım. biz oraya ıssız ada diyorduk çünkü hiç insan yoktu.Viví más de un año en Punta Espinosa.
Punta Espinosa'da bir yıldan fazla yaşadım. biz oraya ıssız ada diyorduk çünkü hiç insan yoktu.Живях на Пунта Еспиноза повече от година. А го наричаме необитаем, защото там няма хора.
Punta Espinosa'da bir yıldan fazla yaşadım. biz oraya ıssız ada diyorduk çünkü hiç insan yoktu.На полуострове Пунта-Эспиноса я прожила больше года. Мы считаем его необитаемым, потому что там нет людей.
Punta Espinosa'da bir yıldan fazla yaşadım. biz oraya ıssız ada diyorduk çünkü hiç insan yoktu.פונטה אספינוזה היא המקום בו חייתי מעל שנה. ואנו מכנים אותה 'בלתי-מיושבת', כי אין שם בני אדם.
Punta Espinosa'da bir yıldan fazla yaşadım. biz oraya ıssız ada diyorduk çünkü hiç insan yoktu.私達はそこを無人島と呼びました 他に人がいなかったからです しかし動植物は豊かで
Suya çok alçak kalıyorlar. ve hepsi ıssız,biri haricinde... ...35 tane koruyucusu var.1つを除いてすべて無人島です そこには約35人の管理者が住んでいます 長い間無人島でした
Suya çok alçak kalıyorlar. ve hepsi ıssız,biri haricinde... ...35 tane koruyucusu var.수면 아주 가까이 있고, 하나의 섬을 제외하고는 모두 무인도이며, 약 35명 정도의 관리인이 있습니다.
Suya çok alçak kalıyorlar. ve hepsi ıssız,biri haricinde... ...35 tane koruyucusu var.Daratannya sangat rendah, dan tidak berpenghuni, kecuali satu pulau yang dijaga oleh sekitar 35 orang.
Suya çok alçak kalıyorlar. ve hepsi ıssız,biri haricinde... ...35 tane koruyucusu var.Die Inseln liegen tief am Wasser und sind alle unbewohnt, ausgenommen einer, um die sich 35 Verwalter kümmern.
Suya çok alçak kalıyorlar. ve hepsi ıssız,biri haricinde... ...35 tane koruyucusu var.Están muy a nivel del mar, todas están deshabitadas, excepto una que tiene unos 35 cuidadores.
Suya çok alçak kalıyorlar. ve hepsi ıssız,biri haricinde... ...35 tane koruyucusu var.Jsou velmi nízko při hladině a všechny jsou neobydlené, až na jeden ostrov se zhruba 35 správci.
Suya çok alçak kalıyorlar. ve hepsi ıssız,biri haricinde... ...35 tane koruyucusu var.Nagyon alacsony ott a víz, mind lakatlan, egy kivételével, ahol körülbelül 35 gondozó tartózkodik.
Suya çok alçak kalıyorlar. ve hepsi ıssız,biri haricinde... ...35 tane koruyucusu var.Są nisko nad poziomem morza i wszystkie są niezamieszkane, oprócz jednej, na której mieszka 35 strażników.
Suya çok alçak kalıyorlar. ve hepsi ıssız,biri haricinde... ...35 tane koruyucusu var.São muito rentes à água, e são todas desabitadas, exceto uma ilha que tem cerca de 35 vigilantes.
Suya çok alçak kalıyorlar. ve hepsi ıssız,biri haricinde... ...35 tane koruyucusu var.Sunt foarte scunde, şi toate nelocuite, cu excepţia uneia care are în jur de 35 de îngrijitori.
Suya çok alçak kalıyorlar. ve hepsi ıssız,biri haricinde... ...35 tane koruyucusu var.Είναι πολύ χαμηλά στο νερό και είναι ακατοίκητα, εκτός από ένα που έχει περίπου 35 φροντιστές.
Suya çok alçak kalıyorlar. ve hepsi ıssız,biri haricinde... ...35 tane koruyucusu var.Они сильно погружены в воду и необитаемы, кроме одного острова, на котором живут около 35 опекунов.
Suya çok alçak kalıyorlar. ve hepsi ıssız,biri haricinde... ...35 tane koruyucusu var.שהם מאד קרובים למים, וכולם בלתי מיושבים, פרט לאי אחד שיש בו כ-35 משגיחים.
Suya çok alçak kalıyorlar. ve hepsi ıssız,biri haricinde... ...35 tane koruyucusu var.هي منخفضة جداً بالنسبة لمستوى الماء، و جميعها غير مأهولة بالسكان، ما عدا واحدة بها حوالي 35 راعٍ.