ısrar ile cümle

ısrar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom onunla yalnız başına konuşmakta ısrarcı oldu.Tom insisted on speaking to you alone.
Israr edersen giderim.I'll go if you insist.
Ben istemedim ama o ısrar etti.I didn't want to, but he insisted.
Tom oldukça ısrarlıydı.Tom was quite insistent.
O, analizinin doğru olduğuna ısrar ediyor.She maintains that her analysis is correct.
Neden gitmekte ısrar ediyorsun?Why do you insist on going?
Masum olduğum konusunda ısrar ediyorum.I insist that I'm innocent.
Tom onunla birleşmemde ısrar etti.Tom insisted that I join him.
Tom çok ısrarcıydı.Tom was very insistent.
Ben muhtemelen bir şeyi yanlış anladım, bu yüzden ısrar etmeyeceğim.I probably misunderstood something, so I won't insist.
Bugün buraya gelmemizi ısrar eden sendin.You were the one who insisted we come here today.
Tom orduya katılmam için ısrar ediyor.Tom has been urging me to join the army.
Tom erken ayrılmamızda ısrar eden kişiydi.Tom was the one who insisted that we leave early.
Tom seni görmek için ısrar ediyor.Tom insists on seeing you.
Annesinin vazgeçmesini ısrarla istedi.He insisted that the mother gave up.
Tom kalmakta ve partiden sonra temizlik yapmamıza yardım etmekte ısrar etti.Tom insisted on staying and helping us clean up after the party.
Tom partiden sonra temizlik yapmamıza yardımcı olmak için kalmayı ısrar etti.Tom insisted on staying to help us clean up after the party.
Tom bu kurşun geçirmez yeleği giymem için ısrar etti.Tom insisted I put on this bulletproof vest.
Tom bana yardım etmek için ısrar etti.Tom insisted on helping me.
Tom doğruyu söylediğinde ısrar ediyor.Tom insists he's telling the truth.
Helen bunun doğru olduğunda inatla ısrar ediyor.Helen stubbornly insists that this is true.
Tom seninle konuşmakta ısrar ediyor.Tom insists on talking to you.
Tom seninle konuşmakta ısrar etti.Tom insisted on talking to you.
Tom konuşmakta ısrar etti.Tom insisted on speaking.
Bunu yapmak istemedim ama Tom ısrar etti.I didn't want to do this, but Tom insisted.
O, özellikle bu konuda ısrar etti.He particularly insisted on this.
Mary onu yapmadığında ısrar etti.Mary insisted that she didn't do it.
Tom sizi görmeye gelmek için ısrar etti.Tom insisted on coming to see you.
Tom ısrarlı, değil mi?Tom is persistent, isn't he?
Tom faturayı ödemem için ısrar etti.Tom insisted that I pay the bill.
Tom akşam yemeği için ödeme konusunda ısrar etti.Tom insisted on paying for dinner.
Tom gitmekte ısrar etti.Tom insisted on going.
Tom masum olduğunu konusunda ısrar etti.Tom insisted on his innocence.
Tom Mary ile oraya gitmemi ısrar etti.Tom insisted that I go there with Mary.
Bazı çevreler aynı şeyi ısrarla söyleyip duruyorlar.Certain circles keep saying the same thing insistently.
Bu konuda ısrar ediyorum.I insist on that.
Bunu şimdi yapmamızı ısrar ediyorum.I insist that we do this now.
Ben derhal ayrılmamızda ısrar ediyorum.I insist that we leave immediately.
Tom resmimi çekmek için ısrar etti.Tom insisted on taking my picture.
Tom onu ilk adı ile çağırmamı bırakmamda ısrar ediyor.Tom insists I stop calling him by his first name.
Çok ısrarcısın.You're too insistent.
Tom futbol izlemede ısrar etti.Tom insisted on watching football.
Dan suçsuz olduğunda ısrar etti.Dan insisted he was innocent.
Dan yalan makinesi testine girmekte ısrar etti.Dan insisted on taking a lie detector test.
Tom haklı olduğu konusunda ısrar etti.Tom insisted that he was right.
Tom onu yapmadığı konusunda ısrar etti.Tom insisted that he didn't do it.
Tom masum olduğu konusunda ısrar ediyor.Tom insists he's innocent.
Tom bunun kendi hatası olmadığında ısrar etti.Tom insisted that this wasn't his fault.
O bütün gece evde olduğuna ısrar etti.She insisted that she was home the entire night.
Tom Mary'nin çirkin olduğunu söylemek istemediğinde ısrar etti.Tom insisted that he didn't mean to say that Mary was ugly.
O, ısrarlı bir sesle erkek kardeşinin mektubu teslim etmesini istedi ve öldü.In an insistent voice, he asked his brother to hand over the letter and he died.
Tom bunun asla olmadığında ısrar etti.Tom insisted it never happened.
Üzgünüm ama benim ısrar etmem gerek. Onunla konuşmak zorundayım.I'm sorry, but I must insist. I have to talk to him.
Ben bu konuda ısrar ettim.I insisted on that.
Hata yapmak insana mahsustur ama hatada ısrar etmek şeytanidir.To err is human, but to persist in error is diabolical.
O, deniz kenarında bir villa satın almakta ısrar ediyor.He insists on buying a seaside villa.
Neden benimle gitme konusunda bu kadar ısrarcısın?Why are you so insistent on going with me?
Erkek kardeşim tek başına gitmekte ısrar etti.My brother insisted on going alone.
Tom yanlış bir şey yapmadığında ısrar etti.Tom insisted that he had done nothing wrong.
Mary yanlış bir şey yapmadığında ısrar etti.Mary insisted that she had done nothing wrong.

İlgili Sayfalar