ısrar ile cümle
ısrar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
"İlk önce gerçekler var," Sayın Sandy Wadgers ısrar etti."Pa so dejstva prvi," je vztrajal gospod Sandy Wadgers.
"İlk önce gerçekler var," Sayın Sandy Wadgers ısrar etti."Poďme si fakty prvý," naliehal pán Sandy Wadgers.
"İlk önce gerçekler var," Sayın Sandy Wadgers ısrar etti."Pojďme si fakta první," naléhal pan Sandy Wadgers.
"İlk önce gerçekler var," Sayın Sandy Wadgers ısrar etti."Vamos a tener los primeros hechos", insistió el Sr. Wadgers arena.
"İlk önce gerçekler var," Sayın Sandy Wadgers ısrar etti."Vamos ter os fatos primeiro", insistiu o Sr. Sandy Wadgers.
"İlk önce gerçekler var," Sayın Sandy Wadgers ısrar etti."Vessünk a tények első," ragaszkodott hozzá, Mr. Sandy Wadgers.
"İlk önce gerçekler var," Sayın Sandy Wadgers ısrar etti."라고 먼저 사실을하자,"씨 샌디 Wadgers가 주장.
"İlk önce gerçekler var," Sayın Sandy Wadgers ısrar etti."Zróbmy faktów pierwsze," nalegał pan Sandy Wadgers.
"İlk önce gerçekler var," Sayın Sandy Wadgers ısrar etti."Ας τα πραγματικά περιστατικά κατ 'αρχάς," επέμεινε ο κ. Sandy Wadgers.
"İlk önce gerçekler var," Sayın Sandy Wadgers ısrar etti."Давайте факти по-перше," наполягав пан Сенді Wadgers.
"İlk önce gerçekler var," Sayın Sandy Wadgers ısrar etti."Давайте факты во-первых," настаивал г-н Сэнди Wadgers.
"İlk önce gerçekler var," Sayın Sandy Wadgers ısrar etti."Нека са фактите за първи път", настоя г-н Санди Wadgers.
"İlk önce gerçekler var," Sayın Sandy Wadgers ısrar etti.وقال "دعونا نملك الحقائق أولا" ، وأصر السيد ساندي Wadgers.
"İlk önce gerçekler var," Sayın Sandy Wadgers ısrar etti."それでは、右の熱心な'そこにドアが開いているという点で完全に動作するのだろう必ずしましょう 。
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""A kitartás a siker első számú oka."
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""A persistência é a razão número um para o nosso sucesso."
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""Das Durchhalten ist der Hauptgrund unseres Erfolgs."
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""Envishet är den främsta orsaken till vår framgång."
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""인내야말로 우리 성공의 가장 첫번째 이유죠."라고 했습니다.
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""La persévérance est la raison numéro une de nos succès."
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""La tenacia é la principale ragione del nostro successo"
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""Persistencia es la razón número uno del éxito"
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""Persistenţa este motivul numărul unu pentru succes."
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""Sự bền bỉ là nguyên do số một cho sự thành công của chúng ta."
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""Sukces zawdzięczamy głównie wytrwałości."
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""Vedholdenhed er den største årsag til vores succes."
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""Vytrvalost je důvod číslo jedna pro náš úspěch."
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""Vytrvalosť je hlavným dôvodom nášho úspechu."
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""Vztrajnost je številka ena našega uspeha."
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""Η επιμονή είναι η νούμερο ένα αιτία για την επιτυχία μας".
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""Главная причина нашего успеха — настойчивость".
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""Головна причина нашого успіху — наполегливість".
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""Настойчивостта е причина номер едно за успех."
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""התמדה היא הסיבה מספר אחד להצלחה שלנו".
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi.""الاصرار هو السبب الرئيسى فى نجاحنا"ـ
"Israrcılık bizim için başarının bir numaralı sebebi."失敗してもやり通す。「向かい風」の中でも貫徹する!
Israr da etmemişti ama Bay Mohammed'den izin istemeye devam etti.그는 주장 하지 않았다, 하지만 그는 씨 무하마드에 게 계속
Israr da etmemişti ama Bay Mohammed'den izin istemeye devam etti.لم يصر، لكنه استمر يسأل السيد إليجاه محمد
Israr edince geldim. Cristina ile ayrıldık. Biliyorsun değil mi?Ştii că m-am despărţit de Cristina, nu?
Israr edince geldim. Cristina ile ayrıldık. Biliyorsun değil mi?Tu sais bien sûr que Cristina et moi, on n'est plus ensemble, n'est-ce pas?
-Israr ediyorsan.- Okay.
-Israr ediyorsan.-Olkoon sitten.
-Israr ediyorsan.-Om du insisterar.
-Israr ediyorsan.- Se insistes...
-Israr ediyorsan.- Se insisti.
-Israr ediyorsan.- Si insistes.
-Israr ediyorsan.- Skoro nalegasz.
-Israr ediyorsan.-Αφού επιμένεις.
-Israr ediyorsan.- Ну, как скажешь.
Israr ediyorum.- Aber natürlich.
Israr ediyorum.Belum. Oh, tapi tentu saja.
Israr ediyorum.Chưa được. Oh, nhưng tất nhiên.
Israr ediyorum.Ei vielä.
Israr ediyorum.Ikke endnu. Åh, men selvfølgelig.
Israr ediyorum.Ik sta erop.
Israr ediyorum.Insist.
Israr ediyorum.Inte än. Åh, men naturligtvis.
Israr ediyorum.Jeszcze nie. Oh, ale oczywiście.
Israr ediyorum.Non ancora. Oh, ma naturalmente.
Israr ediyorum.Ragaszkodom hozzá.