İyi ki kimse ıslanmadı.Luckily nobody got wet.
Kedim ıslanmaktan hoşlanmaz.My cat doesn't like to get wet.
Kediler ıslanmaktan nefret ederler.Cats hate to get wet.
Yağmurdan ıslanmamaya çalış.Try not to get wet because of the rain.
Kediler ıslanmaktan hoşlanmazlar.Cats don't like to get wet.
Tom ıslanmayı umursamıyor.Tom doesn't mind getting wet.
Kediler ıslanmayı sevmezler.Cats don't like getting wet.
Eh, en azından o ıslanmadı.Well, at least she didn't get wet.
Ayaklarımın ıslanmasını istemiyorum.I don't want to get my feet wet.
Tom ıslanmamak için elinden geleni yaptı.Tom tried his best not to get wet.
Sen sadece ıslanmak istemiyorsun.You just don't want to get wet.
Tom, paçaları ıslanmasın diye onları sıvadı.Tom rolled up his pant legs so they wouldn't get wet.
Yağmur yağarken ıslanmak istemiyorsan sana bir şemsiye gerekir.You need an umbrella when it's raining if you don't want to get wet.
Tom ıslanmamıştı.Tom wasn't wet.
Bunun ıslanmasına izin verme.Don't let this get wet.
Tom çok ıslanmayacağını umarak ağacın altına bir barınak götürdü.Tom took shelter under the tree, hoping he wouldn't get too wet.
Japon ve Amerikan bilimadamlarının ortak araştırmaları ıslanma olayının üstünedir.The US and Japanese coast guards are investigating the cause of the accident.
Hayır, ıslanmadım.No, I didn't get wet.
Teknenin bir yanında atıyorsunuz ve aslında hiç ıslanmadan suya dalıyorsunuz.You throw it over the side of your boat and you basically scuba dive without getting wet.
Şu an bu mercan resifinde ıslanmadan yürüyebilirsiniz.And so now you can walk through a coral reef without getting wet.
Ama sadece çoraplarımız ıslanmadı.But they're not the only things wet.
Nefesinizi kesen zarafet... ...üstelik tozlanması ya da ıslanması sorun yaratmıyor.Elegance that leaves you breathless and yet, it doesn't mind getting dusty - or wet.
Damlacık boyutundaki azalma ile ıslanma ile ilgili yeni deneysel gözlemler geldi.With the reduction in droplet size came new experimental observations of wetting.
Sadece vajinal ıslanma, kadının orgazm olduğu anlamına gelmemektedir.[1]Vaginal lubrication alone does not mean that the woman has had an orgasm.[1]
Bu, ıslanma derecesini değiştirerek çalışır.This works by altering the degree of wetting.
Bir yağmurluk giyiyordum bu yüzden çok ıslanmadım.Je portais un imperméable, donc je ne me suis pas tellement mouillé.
Önemli nokta, ıslanmamış ekmek bırakılmamasıdır.Il faut être attentif à ne pas laisser le pain brûler.
Yandaki şekilde ıslanmanın çeiştli dereceleri tarif edilmiştir.Les élévations latérales sont ainsi décrites.
Kedim ıslanmayı sevmez.A mi gato no le gusta mojarse.
Kedim ıslanmak istemiyor.Mi gato no quiere mojarse.
Islanma derecesi (ıslanabilirlik) ahezif ve kohezif kuvvetler arasındaki dengeyle belirlenir.È determinato dal bilanciamento delle forze di adesione e coesione.
Oysa aynı kişi yürüdüğü zaman ıslanmamak için şemsiyesini gidiş yönüne doğru hafifçe eğmek zorundadır.Чтобы не промокнуть, человек должен наклонить зонт в направлении движения.
Böylelikle hem suya olabildiğince yakın hem de hiç ıslanmadan uzun yollar katedilebilir.Поэтому рекомендуется пить как можно больше воды перед погружением и после него.
Islanma derecesi (ıslanabilirlik) ahezif ve kohezif kuvvetler arasındaki dengeyle belirlenir.يتم تحديد درجة الترطيب (قابلية ترطب) عن طريق توازن القوة بين الالتصاق وقوات التماسك.
Islanma derecesi (ıslanabilirlik) ahezif ve kohezif kuvvetler arasındaki dengeyle belirlenir.O grau de umectação (molhabilidade) é determinado por um equilíbrio as forças de aderência e coesivas.
Islanma derecesi (ıslanabilirlik) ahezif ve kohezif kuvvetler arasındaki dengeyle belirlenir.Het niveau waarop isotopie zich bevindt houdt het midden tussen coherentie en cohesie.
Önemli nokta, ıslanmamış ekmek bırakılmamasıdır.Met warm rijzen is geen brood te bakken.
İyi ki kimse ıslanmadı.Gelukkig werd niemand nat.
Böylelikle hem suya olabildiğince yakın hem de hiç ıslanmadan uzun yollar katedilebilir.Det handlar om att vara under vattnet så länge som möjligt med bara ett enda andetag.
Önemli nokta, ıslanmamış ekmek bırakılmamasıdır.Ty lyckan förvissnar vid bristen på bröd.
Suda ıslanmaz.Не розмокає у воді.
Böylelikle hem suya olabildiğince yakın hem de hiç ıslanmadan uzun yollar katedilebilir.Možnosti jak udržet vodu co nejčistší nebo alespoň prodloužit intervaly výměn však existují.
Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.Veden ilmastus ei ole tarpeen, ennen kuin poikaset lähtevät uimaan.
Bütün vücudu ıslanmayan yer kalmayacak şekilde yıkamak.En tørdragt lukker helt tæt, så kroppen ikke bliver våd.
Oysa aynı kişi yürüdüğü zaman ıslanmamak için şemsiyesini gidiş yönüne doğru hafifçe eğmek zorundadır.それを一滴もこぼさないように、おじいさんはゆっくりゆっくり歩いてくるの。
Bütün vücudu ıslanmayan yer kalmayacak şekilde yıkamak.水洗して残留した定着液をすべて洗い流す。
Suda ıslanmaz.水に浮かない。
Samanın ıslanmayacağı bir şekilde depolanması gerekir.然其巢穴栖止处终不可得。
Suda ıslanmaz.물에는 녹지 않는다.
Önemli nokta, ıslanmamış ekmek bırakılmamasıdır.Не е „на добро“ ако оставиш торбата без хляб.
En belirgin özelliği bu tip uygulamanın yüzme temalı değil, ıslanma amaçlı kurulmasıdır.Bistvena lastnost litosfere ni kompozicija, temveč lastnost plavanja.
En belirgin özelliği bu tip uygulamanın yüzme temalı değil, ıslanma amaçlı kurulmasıdır.Selle meetodi iva on selles, et virtuaalsed koordinaadid ei ole mitte täisarvud, vaid ujukomaarvud.
Ama sadece çoraplarımız ıslanmadı.Aber nicht nur die Socken sind nass.
Ama sadece çoraplarımız ıslanmadı.Ale nie tylko one są mokre.
Ama sadece çoraplarımız ıslanmadı.Dar nu sunt singurele lucruri ude.
Ama sadece çoraplarımız ıslanmadı.Il n'y a pas que les chaussettes qui sont trempées.
Ama sadece çoraplarımız ıslanmadı.Αλλά δεν είναι τα μόνα πράγματα που είναι βρεγμένα.
Hayır, ıslanmadım. Islanacak mıyım? Islanacak mıyım?"아냐, 젖지 않았네. 내가 물에 젖게 될까? 내가 물에 젖게 될까?"
Hayır, ıslanmadım. Islanacak mıyım? Islanacak mıyım?""Όχι, δε βράχηκα!" " Θα βραχώ; Θα βραχώ;"
Hayır, ıslanmadım. Islanacak mıyım? Islanacak mıyım?"לא, לא התרטבתי. האם אירטב? האם אירטב?"