Aslında, yerleşik halk radyoaktif ışınlara maruz kalmaktadır.In fact, the inhabitants have been exposed to radioactive rays.
İşin aslı, ben onun hakkında hiçbir şey duymadım.The fact is, I have heard nothing about it.
İşin aslın bakarsan, o doğrudur.As a matter of fact, it is true.
Aslında Dünya ısınıyor.Actually, the earth is getting warmer.
İşin doğrusu iflas kaçınılmaz.As a matter of fact, bankruptcy is inevitable.
Patron, işe zamanında gelmediği için Mike'ın işine son verdi.The boss gave Mike the ax for not coming to work on time.
Bahar gelince hava ısınır.When spring comes, it gets warm.
İşiniz iyi gidiyor, duyuyorum.Your business is flourishing, I hear.
Gelecekte gazetecilik işine girmek istiyorum.I'd like to get into journalism in the future.
Ben senin yeni işinden hoşlandığına eminim.I'm sure you like your new job.
Yeni işin hakkında ne düşünüyorsun?How do you like your new job?
Yeni işin nasıl?How's your new job?
Eğer onula işin bittiyse, gazeteyi okumama izin ver.Let me read the newspaper if you've finished with it.
İşin bitince kâğıdı alabilir miyim?Can I have the paper when you're finished with it?
Sen kendi işine baksan daha iyi olur.You'd better mind your own business.
Diğer insanların işine karışmayın.Don't meddle in other people's affairs.
Diğer insanların işine burnunu sokmaktan vazgeç.Stop sticking your nose into other people's business.
İşini umutsuzluk içinde terk etme.Don't give up your work in despair.
Pencereden dışarı bakmayın. İşinize yoğunlaşın.Don't look out the window. Concentrate on your work.
İşin öğlenden önce bitmesi gerekiyor.The work must be finished before noon.
Ona kendi işine bakmasını söyle.Tell him to mind his own business.
Başka insanların işine karışmamalısın.You shouldn't interfere in other people's business.
Isını ölçeyim.Let me take your temperature.
Ev işinde bana yardım edecek birine ihtiyacım var.I need someone to help me with housework.
Sanırım hava ısınıyor.I think it's getting warmer.
Motoru ısınıncaya kadar çalıştır.Run the engine till it gets warm.
Küresel ısınmanın karbondioksit emisyonu ile doğrudan ilgili olduğu söyleniyor.It is said that global warming is directly related to carbon dioxide emissions.
Küresel ısınma, vahşi hayvanlar için de ciddi sorunlara neden olabilir.Global warming can cause serious problems for wild animals, too.
Naomi az önce işini bitirdi.Naomi has just finished her work.
Telefonla işin bitti mi?Are you through with the phone?
Hava her gün ısınıyor.It is getting warmer every day.
Günden güne hava ısınıyor.It is getting hotter day by day.
Günden güne hava gittikçe ısınıyor.It is becoming warmer day by day.
İşini niçin bıraktığı bir sırdır.It is a mystery why he quit his job.
Emekli olduğunda onun işini oğlu devraldı.When he retired, his son took over his business.
Eski işine döndürmek için firmasını ikna etti.He persuaded his firm to let him go back to his old job.
Onun işini bırakacağından eminim.I am certain that he will quit his job.
İşini bırakması için her türlü nedeni var.He has every reason to quit his job.
Onun işini terk etmek için karar verdiğini bilmiyordum.I didn't know he had decided to leave his job.
Ona işinde sana yardım ettir.Get him to help you with the work.
Şirketi işini genişletiyor.His company is extending its business.
Onun işinde gelecek yok.There is no future in his job.
Onun işinin iflasın eşiğinde olduğunu duydum.I hear his business is on the verge of going bankrupt.
Onun işinin iflasın eşiğinde olduğunu duyuyorum.I hear his business is on the verge of ruin.
O, babasının işini devraldı.He has taken over his father's business.
Yine de o işini asla yapmadı.He never did his work anyhow.
Biz onu ofiste bulamıyoruz. O, işini bırakmış olabilir.We cannot find him in the office. He may have quit his job.
O işinde oldukça iyidir, ama inisiyatiften yoksundur.He is quite good at his job, but lacks initiative.
O, tamamen işine dalmış.He is completely absorbed in his business.
İşini çoktan bitirdi.He has already finished his work.
O onun işine maloldu.That cost him his job.
O, işin zor olduğunu biliyor.He is aware that the work is difficult.
İşin peşini bırakmamaya karar verdi.He has decided to carry on the work.
O, işini iyi yapar.It's worth his salt.
O, işinin ehlidir.It's worth his salt.
Kalmaya ve babasının işini sürdürmeye karar verdi.He decided to stay and carry on his father's business.
Niçin o, işinde başarısız oldu?Why did he fail in business?
Mademki o, işinden ayrıldı ona güvenemem.Now that he has quit his job, I can't depend on him.
Tamamen işine dalmıştı.He was completely absorbed in his work.
O,asla işin kolayına kaçmayan bir insandır.He is a person who never cuts corners.