Tom bu işin adamı değil.Tom isn't the man for the job.
Ne zaman işini kaybettin?When did you lose your job?
Tom işini büyütmek istedi.Tom wanted to expand his business.
Tom işini uygun bir şekilde yapmak istedi.Tom wanted to do his job properly.
Ne işin var burada? Burası benim odam.What are you doing here? This is my room.
İşin tehlikeli olduğunu biliyoruz.We know the work is dangerous.
Eşyaların işine yaradığına memnun oldum.I'm glad things worked out for you.
Tom geçen ay işinden ayrıldı.Tom quit his job last month.
Karibu ultraviyole ışınlarını kullanarak kurtların yerini saptayabilir.Caribou can spot wolves using their ultraviolet vision.
Tom az önce işini kaybetti.Tom has just lost his job.
İdeal işiniz nedir?What is your ideal job?
Gelecek ayın konusunun odak noktası küresel ısınmanın etkileri olacak.The focus of next month's issue will be the effects of global warming.
Küresel ısınmayla ilgili konuşmamızı takip etmek istiyorum.I would like to follow up on our conversation about global warming.
Don artarken kalp ısınır.The heart warms as the frost increases.
Tom işinde geri kaldı.Tom has fallen behind in his work.
Konuşmayı bırakın ve işinize geri dönün.Stop talking and get back to work.
Film işine giriyorum!I am going into the movie business!
İşinizi gerçekten takdir ediyoruz.We truly appreciate your business.
Toplantı hızla ısındı.The meeting quickly became heated.
İşe yeni ısınıyoruz.We're just getting our feet wet.
Sağlık işindeyim.I'm in the health care business.
Sağlık hizmeti işindeyim.I'm in the health care business.
Tom, Mary'yi işini bırakmaya itti.Tom pushed Mary to quit her job.
Neden kendi işini başlatıyorsun?Why start your own business?
Ev işini yapıyorduk.We were doing the housework.
İşin içinde bir çocuk vardı.There was a child involved.
Gerçekten işini yapabiliyor musun?Can you really do your job?
Tom kendini işine adamıştır.Tom is dedicated to his job.
Tom bu işin peşini bırakmaz.Tom won't let go of this.
Tom işini bırakmak zorunda kaldı.Tom had to leave his job.
Tom işini bırakmak zorundaydı.Tom had to leave his job.
İşinizle gurur duyun.Be proud of your work.
Tom çiçek toptancısı olarak işinden emekli oldu.Tom retired from his job as a wholesaler of flowers.
Yapacak daha fazla işiniz var mı?Is there more to do?
Tom işini yapar.Tom does his job.
Karısı onu terk etti ve o işinden kovuldu.His wife left him and he was fired from his job.
Salata esrar içeriyordu ve sonra yeni işini sevdiğini fark etti.The salad contained marijuana and then he realized he loved his new job.
Bu senin en iyi işin değil.This is not your best work.
Sabah güneşinin ışınları ruhumun ateşini harekete geçirdi.The rays of the morning sun spark the fire of my soul.
İşin dışında çok fazla arkadaşım yok.I don't have many friends outside of school.
İşin uzun mu?Will you be long?
Tom senin işini yapmak zorunda.Tom has to do your work.
İşiniz ne kadar zor?How tough is your job?
Tom az önce işini bitirdi.Tom has just finished his work.
Tom gerçekten işinden hoşlanır.Tom really likes his job.
Mary işini gerçekten sever.Mary really likes her job.
İşiniz bütün bu yıllar boyunca nasıl değişti?How has your job changed over all the years?
Tom, Mary'nin eski işini istemiyor.Tom doesn't want Mary's old job.
İlk işini nasıl buldun?How did you get your first job?
Küresel ısınma hakkında konuşalım.Let's talk about global warming.
Bu, işinizi nasıl etkiliyor?How does this affect your business?
Şu anda kaç tane işin var?How many jobs do you have right now?
İnternet, işinizi nasıl değiştirdi?How has the Internet changed your job?
İşini bırakmak istediğini biliyorum.I know you want to quit your job.
Fadıl işine yakın olmak istedi.Fadil wanted to be close to his job.
Fadıl işinde uzun saatler geçirdi.Fadil spent long hours on his job.
Fadıl işini ve evini kaybetti.Fadil lost his job and house.
Fadıl polisin işini kolaylaştırmaya çalıştı.Fadil tried to make the police's work easy.
Süpermen'in x ışını görüşü adamantium'u görebilir mi?Can Superman's x-ray vision see through adamantium?
Tom hem işini hem de evini kaybetti.Tom has lost both his job and his house.