Tom neredeyse işin hepsini tek başına yaptı.Tom did almost all of the work by himself.
Tom sadece işini yapıyordu.Tom was just doing his job.
Tom artık işini yapamıyor.Tom can no longer do his job.
Tom işini bırakmak istediğini söylüyor.Tom says he wants to quit his job.
Tom Mary'nin işini neden bıraktığını biliyor.Tom knows why Mary quit her job.
İyi bir işin var.You have a good job.
Tom bütün ayak işini yaptı.Tom did all the legwork.
İşin yapıldığından emin olmak için onlarla birlikte takip edeceğim.I'll follow up with them to make sure that the work gets done.
Tom işinden sıkıldı.Tom was bored with his job.
Tom işinde çalışkan.Tom is diligent in his work.
İşini bitirmek için Tom'un biraz daha zamana ihtiyacı var.Tom needed more time to finish his work.
Tom işini bırakmak zorunda kalabilir.Tom may have to quit his job.
Tom işini bıraktığına pişman oldu.Tom regretted quitting his job.
Tom Mary'nin işini bırakmasını söyledi.Tom asked Mary to quit her job.
İşini bitirdiğinde dışarı çıktı.She went out when she finished her work.
Şimdi, işine devam et.Now, get on with your work.
İşini bırakmak istediğini Tom zaten biliyor.Tom already knows you want to quit your job.
Kozmik ışınlar, güneş sistemimizin ötesinden gelirler.Cosmic rays come from beyond our own solar system.
İşinde zorluklarla karşılaştı.He encountered difficulties in his work.
Bu işin arkasında Tom'un olduğuna emin misin?Are you sure that Tom is behind this?
O, bu işin adamı değil.He's not the right man for this job.
İşini geri aldığını sanıyordum.I thought you got your job back.
Her zaman işini sevdim.I've always loved your work.
Tom neden işini bırakmaya karar verdi?Why did Tom decide to quit his job?
Bugün yapacak çok işin var mı?Do you have a lot of things to do today?
Tıbbi izinden sonra işine devam etti.He resumed his work after a medical leave.
Tom, ciddi olarak işini kapatmayı düşünüyor.Tom is seriously considering packing his job in.
Bu durum Tom'un işine gelir.This situation would suit Tom.
İşini bırakman gerektiğini düşünmüyorum.I don't think you should quit your job.
Onunla işini tartışıyorduk.We were discussing his work with him.
İşine nasıl geliyorsun?How are you coming in your work?
Biz ultraviyole ışınları göremiyoruz ama böcekler görürler.We can't see ultraviolet light, but insects can.
Tom aynı hafta işini ve Mary'yi kaybettikten sonra devayı şişede aradı.Tom sought relief in the bottle, after losing both his job and Mary in the same week.
Tom işini seviyor mu?Does Tom like his job?
İşini seviyor mu?Does he like his job?
İşini sever mi?Does he like his job?
Seyahat ve toplum önünde konuşma, Tom'un işinin ayrılmaz parçalarıdır.Travel and public speaking are integral parts of Tom's job.
Tom bunun işin bir parçası olduğunu söyledi.Tom said it was part of the job.
Tom bu işin adamıdır.Tom is just right for the job.
Bu bizim işin parçası.That's part of our job.
Tom senin işinin peşinde olabilir.Tom could be after your job.
İşini iyi biliyorsun.You know your stuff.
Tom'un işini yapmasını bekliyoruz.We're just waiting for Tom to do his thing.
Yaptığın bütün işin ne kadar zor olduğunu biliyorum.I know how hard you all work.
Senin işinin bir hayranıyım.I'm a fan of your work.
İşinizi takip ediyorum.I've been following your work.
Şimdi işine devam et.Now get on with your work.
Tom işini bitirmiş gibi görünüyor.Tom seems to have finished his work.
Tom bir kullanılmış araba satıcısı olarak işini kaybetti.Tom lost his job as a used car salesman.
Oda gittikçe ısındı.The room gradually got hotter.
Kimsenin bunun üzerine işini kaybetmemesi gerekir.Nobody needs to lose their job over this.
Tom işinin anlamsız olduğunu düşünüyor.Tom thinks his job is pointless.
Tom babasının işini devraldı.Tom took over his father's business.
Tom dondurulmuş yoğurt işinde.Tom is in the frozen yogurt business.
Tom kendini işine adamıştı.Tom threw himself into his work.
Tom kendini işine verdi.Tom threw himself into his work.
Tom Mary'nin neden işini bırakmak istediğini biliyordu.Tom knew why Mary wanted to quit her job.
Senin işin hakkında hiçbir şey bilmiyorum.I don't know anything about your job.
Neden işini bırakmayı planladığını biliyorum.I know why you're planning to quit your job.
Tom işini neden bıraktığını Mary'ye söylemedi.Tom wouldn't tell Mary why he had quit his job.