Ana içeriğe geç
Sözlük

ısın ile cümle

ısın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom işini değiştirdiğinden beri çok daha mutlu.Tom's a lot happier since he changed jobs.
Tom bana yeni işinden bahsetti.Tom told me about his new job.
İşini nasıl yapacağını sana söyler miyim?Do I tell you how to do your job?
Tom sana hiç işini nasıl yapacağını söyler mi?Does Tom ever tell you how to do your job?
Tom herkese işini bıraktığını söyledi.Tom told everyone that he quit his job.
Sen hiç Tom'a işinden bahsettin mi?Have you ever told Tom about your work?
Tom'un işini sevmediğini nasıl söyleyebilirsin?How could you tell Tom didn't like his job?
İşin çoğu elle yapılmak zorunda.Most of the work has to be done by hand.
İşinde neyi başarmak istiyorsun?What do you want to achieve in your work?
Yalnız başına on adamın işini yaptı.Alone, he did the work of ten men.
O, işinde geride kaldı.He fell behind in his work.
İşte bizim işçilerden birinin işinin bir örneği.Here is a sample of the work of one of our workmen.
İşin bitmemiş olduğunu söylemeye utanıyorum.I am ashamed to say that the job is not finished.
Yeni işin için tebrikler.Congratulations on your new job.
Tom yeni işini gerçekten sevdiğini söylüyor.Tom says he really likes his new job.
Tom, şirketin şubesi merkez ofisi ile birleşince işini kaybetti.Tom lost his job when his branch of the company amalgamated with head office.
Ben bu işin stresine katlanamadım.I couldn't tolerate the stress of this work.
Tom yeni işinden gerçekten zevk alıyor.Tom's really enjoying his new job.
"İklim Değişikliği" mi yoksa "Küresel Isınma" mı demem gerekir?Should I say "Climate Change" or "Global Warming"?
"Ben sadece bir soru soruyordum." "Kendi işine bak.""I was just asking a question." "Mind your own business."
Bu işin hiç üstesinden gelemeyeceğiz.We'll never get through it.
Yapacak işin var.You have work to do.
Tom'un gübre yığını o kadar çok ısındı ki o kendiliğinden yaktı.Tom's compost heap got so hot that it spontaneously combusted.
Harika bir işin var.You have a great job.
Sen işini yaptın.You've done your job.
İşini iyi yaptın.You did your job well.
İşini kaybettiğini duydum.I heard you lost your job.
Bir buhar makinesi onun vasıtasıyla ısının işe dönüştürüldüğü bir makinedir.A steam engine is a machine by means of which heat is transformed into work.
Bence Tom işini seviyor.I think Tom likes his job.
Sanırım Tom işini seviyor.I think Tom likes his job.
Tom'un işini sevdiğini düşünüyorum.I think Tom likes his job.
Tom'un işini sevdiğinden oldukça eminim.I'm pretty sure that Tom likes his job.
İşine geri dön.Go back to your work.
Yapacak çok işin var.You have too much to do.
İşini kaybedeceksin.You're going to lose your job.
Sen sadece işini yapıyorsun.You're just doing your job.
Şimdi yapacak başka işin yok mu?Don't you have other work to do right now?
Tom on üç yaşındayken ilk işini buldu.Tom got his first job when he was thirteen.
İşini çok ciddiye alıyorsun.You take your job too seriously.
Sizin için biçilmiş kaftan işiniz var.You have your work cut out for you.
Senin önünde bir sürü işin var.You've got a lot of work ahead of you.
İşinin çoğunu evde yapıyorsun, değil mi?You do a lot of your work at home, don't you?
Hâlâ yapacak çok işin var.You still have a lot of work to do.
Tom işini bilir.Tom knows his job.
Normalden daha yüksek bir vücut ısın var.You're running a fever.
Sürme işini bana bırak.Leave the driving to me.
İşin diğer siparişine başlayalım.Let's move on to the next order of business.
Buradaki işin nedir?What's your job here?
Tom işine odaklandı.Tom focused on his work.
Tom işinden başını kaldırıp baktı.Tom looked up from his work.
Tom işini yapıyor.Tom is doing his work.
İşin çoğunu Tom yaptı.Tom did most of the work.
Tom hafta sonları tüm yemek pişirme işini yapar.Tom does all the cooking on weekends.
İşini biraz daha ciddiye almalısın.You should take your work a little more seriously.
Tom gerçekten kendini işine adamış, değil mi?Tom is really dedicated, isn't he?
Tom oldukça işine bağlı, değil mi?Tom is quite conscientious, isn't he?
Tom yayıncılık işinde.Tom is in the publishing business.
Tom işine bağlı görünüyor.Tom seems conscientious.
Tom işine bağlıydı.Tom was conscientious.
Tom işin zor olacağının farkındaydı.Tom was aware that the job would be difficult.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod