Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.Iubitul meu este alb şi rumen, osebindu-se din zece mii.
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.Kekasihku gagah dan tampan, unggul di antara sepuluh ribu orang
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.나의 사랑하는 자는 희고도 붉어 만 사람에 뛰어난다
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.Lương nhơn tôi trắng và đỏ , Ðệ nhứt trong muôn người .
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.Lương nhơn tôi trắng và đỏ, Ðệ nhứt trong muôn người.
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.Mein Freund ist weiß und rot, auserkoren unter vielen Tausenden.
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.Mi amado es blanco y sonrosado; sobresale entre diez mil
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.Miły mój biały i rumiany, i zacniejszy nad innych dziesięć tysięcy.
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.Milý můj jest bílý a červený, znamenitější nežli deset tisíců jiných.
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.Min elskede er hvit og rød, utmerket fremfor ti tusen.
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında."Minun rakkaani on valkoinen ja punainen, kymmentä tuhatta jalompi.
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.»Min vän är strålande vit och röd, härlig framför tio tusen.
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.Min Ven er hvid og rød, herlig blandt Titusinder,
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.Moj ljubi je bel in rdeč, odličnik med desetimi tisoči.
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.Môj milý je biely a rumenný, výtečný nad iných desať tisíc.
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.Mon bien-aimé est blanc et vermeil; Il se distingue entre dix mille.
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.O meu amado é cândido e rubicundo, o primeiro entre dez mil.
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.Ο αγαπητος μου ειναι λευκος και ερυθρος, διακρινομενος μεταξυ μυριαδων
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.Возлюбленный мой бел и румян, лучше десяти тысячдругих:
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.Възлюбеният ми е бял и румен, Личи и между десет хиляди.
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.דודי צח ואדום דגול מרבבה׃
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.حبيبي ابيض واحمر. معلم بين ربوة.
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.我 的 良 人 、 白 而 且 紅 、 超 乎 萬 人 之 上
Sevgilimin teni pembe-beyaz, ışıl ışıl yanıyor! Göze çarpıyor on binler arasında.我的良人 、 白 而且 紅 、 超乎 萬人 之上
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.Agora estão a fazer coelhos fluorescentes e todo o tipo de coisas fluorescentes.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.Ahora se están haciendo conejos flúo y todo tipo de cosas flúo.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.A teď dělají i svítící králíky a všechno co může svítit.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.A teraz vyrábajú aj svietiace králiky a všetko, čo môže svietiť.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.Et maintenant ils se mettent à concevoir des lapins brillants et toutes sortes de choses brillantes.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.Giờ thì người ta còn tạo cả Thỏ Phát Sáng và đủ thứ phát sáng khác.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.Iar acum fac iepuri luminescenți și tot soiul de lucruri luminescente.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.이제 사람들은 빛나는 토끼나 빛나는 다른 것들도 만듭니다.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.Ma már világító nyulakat hoznak létre, és mindenféle világító dolgot.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.Nu zijn ze gloeikonijnen aan het maken en gloei-allerlei.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.Och nu ska de göra självlysande kaniner och få alla möjliga saker att lysa.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.Og nu laver de gløde-kaniner og gløde-alt-muligt.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.Ora fanno i coniglietti Fluo e fanno brillare ogni genere di oggetto.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.Sekarang mereka membuat kelinci Glow dan semua hal yang berpendar.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.Sie werden jetzt Leucht-Hasen und alle möglichen anderen Leucht-Dinge machen.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.Teraz powstają świecące króliki i inne świecące rzeczy.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.Και τώρα φτιάχνουν λαμπερά κουνέλια και κάνουν λαμπερά ένα σωρό πράγματα.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.А сейчас они еще создают светящихся кроликов и много других светящихся вещей.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.И сега правят светещи зайци и светват всякакви неща.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.עכשיו הם עושים גם ארנבים זוהרים וכל מיני דברים אחרים זוהרים.
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.وهم الان يحاولون صناعة أرانب مضيئة والتي تضيء .. ونحو ذلك ..
Şimdi de ışıldayan tavşanlar yapıyorlar. ışıldayan bir sürü canlı yapıyorlar.光らせようとする方もいます 光るニワトリだって作れるでしょうね
Soğuk havanın ciğerlerimi yakışını hissedebiliyordum ve yüzümde ışıldayan güneşi görmek için yukarı baktım.Je pouvais le sentir me brûler les poumons, et j'ai levé la tête pour sentir le soleil sur mon visage.
Soğuk havanın ciğerlerimi yakışını hissedebiliyordum ve yüzümde ışıldayan güneşi görmek için yukarı baktım.호흡이 가빠지는 것을 느낄 수 있었고 하늘을 올려다보니 햇살이 제 얼굴을 비추고 있었어요.
Soğuk havanın ciğerlerimi yakışını hissedebiliyordum ve yüzümde ışıldayan güneşi görmek için yukarı baktım.la soarele care-mi strălucea în față.
Soğuk havanın ciğerlerimi yakışını hissedebiliyordum ve yüzümde ışıldayan güneşi görmek için yukarı baktım.Potevo sentir bruciare i miei polmoni, e guardai in alto perché il sole potesse splendere sulla mia faccia.
Soğuk havanın ciğerlerimi yakışını hissedebiliyordum ve yüzümde ışıldayan güneşi görmek için yukarı baktım.Spojrzałam na niebo łapiąc promienie słońca.
Soğuk havanın ciğerlerimi yakışını hissedebiliyordum ve yüzümde ışıldayan güneşi görmek için yukarı baktım.Tôi có thể cảm nhận được nó đang đốt cháy lá phổi của mình, tôi ngước lên để cho ánh nắng chiếu vào mặt
Soğuk havanın ciğerlerimi yakışını hissedebiliyordum ve yüzümde ışıldayan güneşi görmek için yukarı baktım.Погледнах нагоре, за да видя как слънцето огрява лицето ми.
Soğuk havanın ciğerlerimi yakışını hissedebiliyordum ve yüzümde ışıldayan güneşi görmek için yukarı baktım.יכולתי לחוש בצריבתו בריאות שלי, והסתכלתי למעלה לראות את השמש זורחת אל מול פני.
Soğuk havanın ciğerlerimi yakışını hissedebiliyordum ve yüzümde ışıldayan güneşi görmek için yukarı baktım.شعرت باحتراق الهواء في رئتّي ، ورفعت بصري لرؤية الشمس تسطع في وجهي.
Soğuk havanın ciğerlerimi yakışını hissedebiliyordum ve yüzümde ışıldayan güneşi görmek için yukarı baktım.太陽の光を浴びようと顔をあげました すると急に目の前が真っ暗になりました
Sonuçta, Hindistan hakkında gözlerinde ışıltılı yıldızlarla ayrılır.Als Resultat geht sie begeistert und fasziniert von Indien nach Hause.
Sonuçta, Hindistan hakkında gözlerinde ışıltılı yıldızlarla ayrılır.Het resultaat zijn sterretjes in haar ogen over India.
Sonuçta, Hindistan hakkında gözlerinde ışıltılı yıldızlarla ayrılır.Hun tager derfra med stjerner i øjnene om Indien, som et resultat deraf.
Sonuçta, Hindistan hakkında gözlerinde ışıltılı yıldızlarla ayrılır.Kết quả là bà ra về với niềm vui trong ánh mắt về Ấn Độ.