ısı ile cümle

ısı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Kendi işini yapmayı gerçekten istiyor musun?Do you really want to run your own business?
O, ışığı kapattı.He turned off the light.
Onları nereden ısırdın?Where did you bite them?
Biz ona yardım etmezsek Tom işi bitiremeyecek.Tom won't be able to finish the job unless we help him.
Tom ışık anahtarına uzandı ve onu kapattı.Tom reached for the light switch and turned it off.
Hey. Işıkları kim kapattı?Hey. Who turned out the lights?
Artık işini sevmiyor musun?Don't you like your job anymore?
İşi çok zor buluyor musun?Do you find the work too hard?
Tom sana onun işinden neden çıktığını anlattı mı?Did Tom tell you why he quit his job?
İşi istediğini hâlâ düşünüyor musun?Are you still thinking that you'd like the job?
Hala işinden ayrılmayı düşünüyor musun?Are you still planning to quit your job?
Burada işimiz bitti mi?Are we done here?
O aptalca bir isim.That's a stupid name.
Zaten bir işim var.I already have a job.
Nasıl bir işin içine girdiğimden haberim yoktu.I didn't know what I was getting into.
Bu işi severim.I love this job.
O kırmızı ışıkta geçmemeliydim.I shouldn't have run that red light.
Sanırım onun son işini neden bıraktığını Tom'a sormamız gerekiyor?I think we should ask Tom why he left his last job.
Tom'a, Mary'nin önerdiği işi almayı düşünmesi gerektiğini söyledim.I told Tom he should consider taking the job Mary offered him.
Sadece işimi yapmaya çalışıyorum.I'm just trying to do my job.
İşi almadığına şaşırdım.I'm surprised you didn't get the job.
Kırmızı ışıkta geçmemeliydim.We shouldn't have run that red light.
Yapacak işimiz var.We have work to do.
Tartışacak bir işim var.We have some business to discuss.
Tartışacak işimiz var.We have business to discuss.
Eve dönmeden önce yapacak daha çok işimiz var.We have a lot more work to do before we can go home.
Yapacak çok işimiz var, bu yüzden mola verecek zamanımız yok.We have a lot more to do, so we don't have time to take a break.
Bu işi zamanında bitirmek kolay olmayacak.It's not going to be easy to finish this job on time.
Bu işin üstesinden gelemeyeceksin.You won't be able to handle this job.
Sen kendi işini önemsemelisin.You need to mind your own business.
İşi almazsam, Tom'a söylerim.If I don't get the job, I'll tell Tom.
Tom işi almazsa, ben size söylerim.If Tom doesn't get the job, I'll tell you.
Tom yeni işini seviyor gibi görünüyor.It looks like Tom likes his new job.
O senin işin değildi.That wasn't your job.
O benim işim.That's my job.
Bu senin işin.That's your job.
Onlar bile kendi isimlerini nasıl yazacaklarını bilmiyorlardı.They didn't even know how to write their own names.
Bir işim çıktı, bu yüzden bugünkü toplantıya katılamam.Something's come up, so I can't attend today's meeting.
O, sorumsuzluğundan dolayı işini kaybetti.He lost his job through his irresponsibility.
Onun yeni bir işi ve yeni bir erkek arkadaşı var.She has a new job and a new boyfriend.
İşi bitirelim.Let's finish the job.
Bu işi bitirmek için bir testereye ihtiyacım var.I need a hacksaw to finish this job.
Burnumu başkalarının işine sokmam.I don't poke my nose into other people's business.
Seninle daha fazla vakit geçirmek isterim, ama işime geri dönmeliyim.I'd love to be able to spend more time with you, but I have to get back to work.
İşini takdir ediyorum.I appreciate your work.
Georgina kanayıncaya kadar dudaklarını ısırdı.Georgina bit her lips until they bled.
Onun ısıtmalı bir yüzme havuzu var.She has a heated swimming pool.
Sana işini geri önermek istiyorum.I'd like to offer you your job back.
Tom'un işi yapmayı kabul ettiğini düşündüm.I thought Tom had agreed to do the job.
Dur. Kırmızı ışık var.Stop. There's a red light.
İşimi kaybedeceğime inanamıyorum.I can't believe I'm going to lose my job.
Tom'un önce Mary ile görüşmeden işini bıraktığına inanamıyorum.I can't believe Tom quit his job without talking it over with Mary first.
Artık senin işine bakamam.I can't cover for you anymore.
Eşim ve ben ikizler için isimler üzerinde karar veremiyoruz.My wife and I can't decide on names for the twins.
Bu işi yalnız yapamam.I can't do this job alone.
Sen olmadan bu işi yapamam.I can't do this job without you.
Tom yardım olmadan basit bir işi bitiremez bile.Tom can't even finish a simple job without help.
Işık anahtarını bulamıyorum.I can't find the light switch.
Sana işini geri veremeyiz.We can't give you your job back.
Gelecek pazartesiye kadar işi yaptırabileceğimizi garanti edemiyorum.I can't guarantee we'll be able to get the job done by next Monday.
İlgili Sayfalar