ısı ile cümle

ısı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Aylardan temmuzdu. Isı yoğundu.It was July. The heat was intense.
Protesto eden biri işini kaybetti.Anyone who protested, lost his job.
Adams işin kolay olmasını beklemiyordu.Adams did not expect the job to be easy.
On milyon işçinin hâlâ işi yoktu.Ten million workers still did not have jobs.
O işimizi görmeli.That should do the trick.
Ten ışık yaymaz... ya da yayar mı?Flesh does not emit light... or does it?
Sen benim ışığımı engelliyorsun.You're blocking my light.
Dilimi ısırdım.I bit my tongue.
İsimsizlik veya ayrıntılı referans, her ikisi de iyidir.Anonymity or detailed reference are both fine.
Evlilikte mutluluk tamamen şans işi.Happiness in marriage is entirely a matter of chance.
Bu işi bir gün içinde tamamlayamayız.We cannot complete this work in a day.
O isimde birini tanımıyorum.I don't know anybody by that name.
Bip sesini işittikten sonra mesajınızı bırakın.Leave your message after hearing the beep.
Kanayıncaya kadar dilimi ısırdım.I bit my tongue until it bled.
Isı ezici.The heat is overwhelming.
Şu an sadece ısınıyorum.I am only warming up now.
Yuriko, mobilya işine taşınmayı planlıyor.Yuriko is planning to move into the furniture business.
Yuriko mobilya işine geçmeyi planlıyor.Yuriko is planning to move into the furniture business.
Küresel ısınma hakkında söylediklerini etkileyici buldum.I found it fascinating what you were saying about global warming.
Peige işi bitirecek olan kişidir.Peige is the person who will finish the work.
Ben işi bitirdim.I finished the work.
İşimden nefret ediyorum.I hate my job.
İşi bitirmelisin.You should finish the work.
İşi yarın yapacağım.I'll do the work tomorrow.
Benim işim bu şeyleri bilmektir.My job is to know these things.
Işık kayboldu.The light faded out.
Işık saniyede yaklaşık 186.000 mil hızla yol alır.Light travels at about 186,000 miles per second.
Onun işini yapmamalısın.You shouldn't do his work.
Biz işini paylaşıyoruz.We're sharing your work.
Yeni işini seviyor mu?Does she like her new job?
Henry isimli birisi sizi görmek istedi.Someone named Henry wanted to see you.
Henry isimli birisi seni görmek istedi.Someone named Henry wanted to see you.
Thania'nın işi geçici.Thania's job is temporary.
O, zor işittiğinden dolayı, o onunla her zaman yüksek sesle konuşur.She always speaks to him in a loud voice because he's hard of hearing.
O, onlar fakir ve paraya ihtiyacı olduğu için işini bırakmamasını istedi.She asked him to not quit his job because they were poor and needed the money.
Ona işini bırakmamasını rica etti.She asked him to not quit his job.
O, onu ısırdı.She bit him.
O, ona işini bırakması için baskı yaptı.She pressured him to quit his job.
O, işini bırakma konusunda onu ikna etti.She talked him into quitting his job.
O, işi yapmaktan daha çok işi düşünerek zaman harcar.She spends more time thinking about work than doing it.
Kadınların ev işi yaparak harcadığı zaman şimdi eskisinden çok daha azdır.The time women spend doing housework is now a lot less than it used to be.
Işıkları aç ve gidelim.Hit the lights and let's go.
Bu onun kızkardeşinin işi olmalı.It must have been his sister's doing.
O benim işim değil.That's not my thing.
Tom patronuyla o şekilde konuşarak işini kaybetmeyi göze alıyordu.Tom was risking losing his job by talking to his boss that way.
Perdeler hiçbir ışığın içeri girmesine izin vermiyor.The curtains don't let any light in.
Daniel'in iyi bir işi var.Daniel got a good job.
Program bu işin hafta sonuna kadar yapılması gerektiğini belirtir.The schedule dictates that this work be done by the weekend.
Fransızların "simetri" ve "asimetri" arasındaki farkı işitmediklerini biliyor musunuz?Do you know that the French do not hear the difference between "symmetry" and "asymmetry"?
Işıkları kapatırsan, minnettar kalırım.I'd appreciate it if you would turn off the lights.
İnsanların isimlerini gerçekten hatırlayamam fakat yüzleri unutmam.I really can't remember people's names, but I don't forget faces.
İşimden sonra seni iş yerinden alacağım.After my work, I will pick you up from your workplace.
Çocuğunuzun doğumundan sonra işinizi yarım gün yapmalısınız.After the birth of your child, you should make your work part-time.
Bu oda çok fazla güneş ışığı almıyor.This room doesn't get much sunlight.
İşini bırakmayı ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about quitting your job?
Kendi işine başlamayı ciddi şekilde düşünüyor musun?Are you seriously thinking about starting your own business?
İşini bırakmak istediğinden emin misin?Are you sure that you want to quit your job?
Onun tadının nasıl olacağı hakkında meraklıydı, bu yüzden küçük bir ısırık aldı.He was curious about how it would taste, so he took a small bite.
Al. Bunu yanında taşı. İşine yarayabilir.Here. Take this with you. It might come in handy.
Bütün bu işi tek başıma yapmak zorunda olmamalıyım.I shouldn't have to do all this work by myself.
İlgili Sayfalar