Ana içeriğe geç
Sözlük

ırmak ile cümle

ırmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.(A řeka vycházela z Eden, k svlažování ráje, a odtud dělila se, a byla ve čtyři hlavní řeky.
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.A rieka vychádzala z Édena, aby zvlažovala zahradu, raj, a odtiaľ sa delila a bola vo štyri hlavné rieky.
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.A rzeka wychodziła z Eden dla odwilżenia sadu; i stamtąd dzieliła się na cztery główne rzeki;
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.Der udsprang en Flod i Eden til at vande Haven, og udenfor delte den sig i fire Hovedstrømme.
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.E saía um rio do Éden para regar o jardim; e dali se dividia e se tornava em quatro braços.
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.Folyóvíz jõ vala pedig ki Édenbõl a kert megöntözésére; és onnét elágazik és négy fõágra szakad vala.
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.In reka je tekla iz Edena močit ta vrt, in odtod se je delila in izlivala v štiri glavne reke:
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.Ja Eedenistä lähti joki, joka kasteli paratiisia, ja se jakaantui sieltä neljään haaraan.
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.강이 에덴에서 발원하여 동산을 적시고 거기서부터 갈라져 네 근원이 되었으니
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.Một con sông từ Ê - đen chảy ra đặng tưới vườn ; rồi từ đó chia ra làm bốn ngả .
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.Một con sông từ Ê-đen chảy ra đặng tưới vườn; rồi từ đó chia ra làm bốn ngả.
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.Och från Eden gick en flod ut, som vattnade lustgården; sedan delade den sig i fyra grenar.
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.Og det gikk en elv ut fra Eden og vannet haven; og siden delte den sig i fire strømmer.
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.Und es ging aus von Eden ein Strom, zu wässern den Garten, und er teilte sich von da in vier Hauptwasser.
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.Un fiume usciva da Eden per irrigare il giardino, poi di lì si divideva e formava quattro corsi
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.Un fleuve sortait d`Éden pour arroser le jardin, et de là il se divisait en quatre bras.
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.Un río salía de Edén para regar el jardín, y de allí se dividía en cuatro brazos
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.Un rîu ieşea din Eden şi uda grădina; şi de acolo se împărţea şi se făcea patru braţe.
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.Vanuit Eden vloeide een rivier door de hof, die hem vruchtbaar maakte en zich daar in vier rivieren splitste.
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.Ποταμος δε εξηρχετο εκ της Εδεμ δια να ποτιζη τον παραδεισον και εκειθεν εμεριζετο εις τεσσαρας κλαδους.
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.Из Едема выходила река для орошения рая; и потом разделялась на четыре реки.
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.И река изтичаше от Едем да напоява градината, от гдето се разклоняваше и стана четири главни реки .
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.ונהר יצא מעדן להשקות את הגן ומשם יפרד והיה לארבעה ראשים׃
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.وكان نهر يخرج من عدن ليسقي الجنة. ومن هناك ينقسم فيصير اربعة رؤوس.
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.有 河 從 伊 甸 流 出 來 滋 潤 那 園 子 、 從 那 裡 分 為 四 道
Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.有 河從 伊甸 流出 來滋潤 那 園子 、 從那裡 分 為 四 道
Ayrıca, birçok örnekte, yüzey suyunun ırmakları besleme şekli ve miktarında da değişme gözlenmiş ve özellikleLisäksi monissa tapauksissa jokien valumat ovat muuttuneet, erityisesti
Ayrıca, birçok örnekte, yüzey suyunun ırmakları besleme şekli ve miktarında da değişme gözlenmiş ve özellikleV mnogih primerih se je spremenil tudi
Ayrıca, birçok örnekte, yüzey suyunun ırmakları besleme şekli ve miktarında da değişme gözlenmiş ve özellikleV mnoha případech se navíc změnily průtoky řek, zejména řek napájených tajícím sněhem nebo ledovci (6).
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;(136:1) При реках Вавилона, там сидели мы и плакали, когда вспоминали о Сионе;
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;An den Wassern zu Babel saßen wir und weinten, wenn wir an Zion gedachten.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Baabelin virtain vierillä - siellä me istuimme ja itkimme, kun Siionia muistelimme.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Babilon folyóvizeinél, ott ültünk és sírtunk, mikor a Sionról megemlékezénk.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Chúng tôi đương ngồi trên mé sông Ba-by-lôn, Bèn nhớ lại Si-ôn, và khóc.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Chúng_tôi đương ngồi trên mé sông Ba-by-lôn , Bèn nhớ lại Si-ôn , và khóc .
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Di tepi sungai-sungai Babel kami duduk dan menangis bila teringat Sion
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Junto a los ríos de Babilonia nos sentábamos y llorábamos, acordándonos de Sion
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Junto aos rios de Babilônia, ali nos assentamos e nos pusemos a chorar, recordando-nos de Sião.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;우리가 바벨론의 여러 강변 거기 앉아서 시온을 기억하며 울었도다
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Nad rzekami Babilońskiemi, tameśmy siadali i płakali, wspominając na Syon.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Ob rekah babilonskih, tam smo sedevali in jokali, spominjajoč se Siona.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Pe malurile rîurilor Babilonului, şedeam jos şi plîngeam, cînd ne aduceam aminte de Sion.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Při řekách Babylonských tam jsme sedávali, a plakávali, rozpomínajíce se na Sion.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Pri riekach Babylona, tam sme sedávali i plakali, keď sme sa rozpomínali na Sion.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Sui fiumi di Babilonia, là sedevamo piangendo al ricordo di Sion
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Sur les bords des fleuves de Babylone, Nous étions assis et nous pleurions, en nous souvenant de Sion.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Ved Babels Floder, der sad vi og græd, når Zion randt os i hu.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Ved Babylons elver, der satt vi og gråt når vi kom Sion i hu.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Vid Babels floder, där sutto vi och gräto, när vi tänkte på Sion.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Wij zaten aan de rivier in de stad Babel en huilden toen wij aan Jeruzalem dachten.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;Επι των ποταμων Βαβυλωνος, εκει εκαθισαμεν και εκλαυσαμεν, οτε ενεθυμηθημεν την Σιων.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;(По слав. 136) При реките на Вавилона, там седнахме, Да! плакахме, когато си спомняхме за Сиона;
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;על נהרות בבל שם ישבנו גם בכינו בזכרנו את ציון׃
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;على انهار بابل هناك جلسنا. بكينا ايضا عندما تذكرنا صهيون‎.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;我 們 曾 在 巴 比 倫 的 河 邊 坐 下 、 一 追 想 錫 安 就 哭 了
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;我 們 曾 在 巴比倫 的 河邊 坐下 、 一 追 想 錫安 就 哭了
Bir çift değirmen taşı al da un öğüt, Çıkar peçeni, kaldır eteğini. Baldırını aç, ırmaklardan geç.Chyť se žernovu, a mel mouku; odkrej kadeře své, obnaž nohy, odkrej hnáty, břeď přes řeky.
Bir çift değirmen taşı al da un öğüt, Çıkar peçeni, kaldır eteğini. Baldırını aç, ırmaklardan geç.Hãy lấy cối xay và đi xay bột; hãy bỏ lúp, vén vạt áo đi, để trần chơn, đặng lội qua sông.
Bir çift değirmen taşı al da un öğüt, Çıkar peçeni, kaldır eteğini. Baldırını aç, ırmaklardan geç.Hãy lấy cối_xay và đi xay bột ; hãy bỏ lúp , vén vạt áo đi , để trần chơn , đặng lội qua sông .
Bir çift değirmen taşı al da un öğüt, Çıkar peçeni, kaldır eteğini. Baldırını aç, ırmaklardan geç.맷돌을 취하여 가루를 갈라 면박을 벗으며 치마를 걷어 다리를 드러내고 강을 건너라
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod