Ana içeriğe geç
Sözlük

ırak ile cümle

ırak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Birleşmiş Millet'lerin Irak savaşına kadar yaptığı en büyük çalışmaydı.Bis zum Irakkrieg war das die grösste Kampagne in der UN-Geschichte.
Birleşmiş Millet'lerin Irak savaşına kadar yaptığı en büyük çalışmaydı.Ce fut la plus grande campagne dans l'histoire des Nations Unies jusqu'à la guerre en Iraq.
Birleşmiş Millet'lerin Irak savaşına kadar yaptığı en büyük çalışmaydı.Era stata la più grande campagna nella storia delle Nazioni Unite fino alla guerra in Iraq.
Birleşmiş Millet'lerin Irak savaşına kadar yaptığı en büyük çalışmaydı.Foi a maior campanha na história das ONU, até à guerra do Iraque.
Birleşmiş Millet'lerin Irak savaşına kadar yaptığı en büyük çalışmaydı.Fue la campaña más grande en la historia de las Naciones Unidas hasta la guerra de Iraq.
Birleşmiş Millet'lerin Irak savaşına kadar yaptığı en büyük çalışmaydı.Het was de grootste campagne in de geschiedenis van de Verenigde Naties tot aan de oorlog in Irak.
Birleşmiş Millet'lerin Irak savaşına kadar yaptığı en büyük çalışmaydı.이라크 전쟁 이전에 있었던 캠페인 중 유엔 역사상 최대 규모였습니다.
Birleşmiş Millet'lerin Irak savaşına kadar yaptığı en büyük çalışmaydı.To była największa kampania ONZ aż do wojny w Iraku.
Birleşmiş Millet'lerin Irak savaşına kadar yaptığı en büyük çalışmaydı.Беше най-голямата кампания в историята на Обединените нации до войната с Ирак.
Birleşmiş Millet'lerin Irak savaşına kadar yaptığı en büyük çalışmaydı.Это была самая крупномасштабная акция ООН до наступления войны в Ираке.
Birleşmiş Millet'lerin Irak savaşına kadar yaptığı en büyük çalışmaydı.זה היה הקמפיין הגדול ביותר של האו"ם עד המלחמה בעיראק.
Birleşmiş Millet'lerin Irak savaşına kadar yaptığı en büyük çalışmaydı.لقد كانت أكبر حملة في تاريخ الأمم المتحدة حتى حرب العراق.
Birleşmiş Millet'lerin Irak savaşına kadar yaptığı en büyük çalışmaydı.世界中から15万人の医者が
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.그는 2차 이라크 침공의 주요 사령관들 중의 한 명이었습니다.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.Acesta fost comandant în a doua invazie în Irak.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.Bol jedným z vrchných veliteľov v druhej invázii do Iraku.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.Dia adalah salah satu komandan terkemuka di invasi kedua Irak.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.Ele foi um dos comandantes chefes na segunda invasão do Iraque.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.Él era uno de los principales comandantes de la segunda invasión de Irak.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.Er war einer der führenden Kommandeure bei der zweiten Invasion des Iraks.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.E' stato uno dei comandanti in capo durante la seconda invasione dell'Iraq.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.Han var en av de ledande befälhavarna i den andra invasionen av Irak.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.Hij was een van de leidende aanvoerders in de tweede invasie van Irak.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.Il a été l'un des commandants de premier plan dans la seconde invasion de l'Irak.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.On byl jeden z hlavních velitelů během druhé invaze do Iráku.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.On był jednym z dowódców drugiej inwazji na Irak.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.Ông ta là một trong những chỉ huy trong cuộc xâm lược lần hai ở Iraq.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.Ő volt az egyik vezető parancsnok a második iraki invázióban.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.Ήταν ένας από τους κύριους διοικητές στη δεύτερη εισβολή στο Ιράκ.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.Он был одним из ведущих командиров при втором вторжении в Ирак.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.Той беше един от главнокомандващите при второто нападение над Ирак.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.הוא היה אחד המפקדים המובילים בפלישה השניה לעיראק.
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.كان واحد من القادة الرئيسيين فى الغزو الثانى للعراق .
Bu adam Irak'taki ikinci işgalin baş komutanlarından biriydi.あなたはこう思います 「なんてことだ
Bu biraz paraya mal olacaktır. Fakat kastettiğim, bakın - Irak'taki savaşta onuTo na pewno pochłonie sporo funduszy, ale o ile więcej pochłania wojna w Iraku.
Bu bir kadın tarafından yazılan ve Irak'taki savaştan bahseden bir başyazıda okuduğum birşeydi.Es algo que leí en un editorial de una mujer que hablaba sobre la guerra en Irak.
Bu bir kadın tarafından yazılan ve Irak'taki savaştan bahseden bir başyazıda okuduğum birşeydi. Ve söylenen,Foi algo que li num editorial escrito por uma mulher que falava sobre a guerra no Iraque.
Bu bir kadın tarafından yazılan ve Irak'taki savaştan bahseden bir başyazıda okuduğum birşeydi.У колонці однієї жінки-редактора я прочитала про війну в Іраку.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.E assim, neste caso, eles estavam a viajar por mar até à Mesopotâmia, o Iraque atual.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.Et donc dans ce cas là, ils voyageaient par mer jusqu'en Mésopotamie, l'Irak actuel.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.Ilyen esetben a tengeren utaztak végig Mezopotámiába, a mai Irakba.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.In diesem Fall reisten sie auf dem Seeweg bis nach Mesopotamien, dem heutigen Irak.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.In dit geval reisden ze over zee, helemaal naar Mesopotamië, het huidige Irak.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.In questo caso, stavano navigando verso la Mesopotamia, l'attuale Iraq.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.Jadi dalam kasus ini, mereka bepergian melalui laut sampai ke Mesopotamia, wilayah Irak pada saat ini.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.그들은 바다를 건너서 오늘날의 이라크인 메소포타미아까지 갔지요.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.lên tới tận Lưỡng Hà, Iraq ngày nay.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.Și, în această situație, călătoreau pe mare până în Mesopotamia, Irac-ul de astăzi.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.Tässä tapauksessa he matkasivat meritse aina Mesopotamiaan asti, nykyiseen Irakiin.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.V tomto konkrétním případě se plavili po moři až do Mezopotámie, dnešního Iráku.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.V tomto prípade teda cestovali po mori celú cestu do Mezopotámie, dnešného Iraku.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.W tym przypadku przypłynęli aż do Mezopotamii, dzisiejszego Iraku.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.Y como en este caso, viajaban por mar todo el trayecto hasta Mesopotamia, el Irak de hoy día.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.Και έτσι σε αυτήν την περίπτωση, ταξίδεψαν μέσω θαλάσσης μέχρι τη Μεσοποταμία και το σημερινό Ιράκ.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.В този случай са пътували по море целия път до Месопотамия, днешен Ирак.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.Например, в данном случае они путешествовали по морю, до самой Месопотамии, т.е. сегодняшнего Ирака.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.У згаданому випадку їм довелося подорожувати морем, аби дістатися Месопотамії (сучасний Ірак).
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.וכך במקרה זה, הם נהגו להפליג בים כל הדרך עד ארם-נהריים, עירק של היום.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.كانوا يسافرون عن طريق البحر الى بلاد ما بين النهرين والعراق اليوم.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.メソポタミアまで旅しました 今のイラクです どういうことかというと
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod