Daha fazla ayrıntı için Tom Jackson'la irtibat kurun.Contact Tom Jackson for further details.
Bunu ırk ayrımı olarak düşünüyorum.I consider that racial discrimination.
O biraz ironik olurdu.That would be somewhat ironic.
Tom'un gözbebekleri irileşti.Tom's pupils became dilated.
Tom'la irtibat kurduğuna sevindim.I'm glad you contacted Tom.
Tom'la irtibat kurmaya çalışacağım.I'll try to contact Tom.
Kimse benimle irtibata geçmedi.Nobody contacted me.
Tom günlerdir seninle irtibat kurmaya çalışıyor.Tom has been trying to contact you for days.
Benim adım Irakli'dir.My name is Irakli.
Uçak dört bin feet irtifaya çıktı.The airplane ascended to four thousand feet.
İris göze rengini veriyor.The iris gives the eye its color.
İnsan ırkının kurtuluşu aile ile başlar.The salvation of human race starts with the family.
Benimle irtibat kurabilirsin.You can contact me.
Benimle irtibat kurabilir misin?Can you contact me?
Eğer soruların olursa benimle irtibat kur.Contact me if you have any questions.
Onun ne kadar sıska olduğunu gördüğümde irkildim.I recoiled when I saw how gaunt she had become.
Ebeveynlerim onun ırkından dolayı erkek arkadaşımı sevmiyor.My parents don't like my boyfriend because of his race.
Yıkıcı bir patates yanıklığı ve kıtlık İrlandayı 1840 yılında vurdu.A devastating potato blight and famine struck in Ireland in the 1840's.
İran Irak değildir.Iran is not Iraq.
Hangisi haklı? Irak mı İran mı?Which is right: Iraq or Iran?
Mary çok iradeli bir kadın.Mary is a very strong-willed woman.
Benim güçlü bir iradem var.I have a strong will.
Tom çok iradeli bir kişi.Tom is a very strong-minded person.
Tom ve ben irtibat halindeyiz.Tom and I keep in touch.
Keşke Tom'la irtibat halinde kalsaydım.I wish I'd stayed in touch with Tom.
Irak işgali, bir Amerikan başkanı tarafından alınan en kötü dış politika kararıydı.Invading Iraq was the worst foreign policy decision ever made by an American president.
Tom iri yarı bir adamdır.Tom is a portly man.
Tom bizimle irtibat halinde olacak.Tom will be in touch with us.
Ben hâlâ Tom'un bir ırkçı olduğunu düşünüyorum.I still think Tom is a racist.
Kurumsal ırkçılık ciddi bir sorundur.Institutional racism is a serious problem.
Buzullar donmuş nehirlerdir. Irmak gibi akıyorlar, sadece çok daha yavaş.Glaciers are frozen rivers. They flow like rivers, only much slower.
Eğer yüksek irtifada yaşarsan, su daha düşük sıcaklıkta kaynar.If you live at a higher altitude, water boils at a lower temperature.
İnsan ırkı bile bir gün ölecek.Even the human race will die one day.
İnsan ırkı bile bir gün soyu tükenmiş olacak.Even the human race will become extinct one day.
İnsan ırkı bile bir gün kaybolacak.Even the human race will disappear one day.
İnsan ırkı bile bir gün sona erecektir.Even the human race will come to an end one day.
Tom'un ırkçı yorumları onun işine mal oldu.Tom's racist comments cost him his job.
Doktor onun mide ağrılarının irritabl bağırsak sendromu nedeniyle olduğu sonucuna vardı.The doctor concluded that her stomach pains were due to irritable bowel syndrome.
En yüksek irtifası olan devletin başkenti neresidir?What is the capital of the state with the highest elevation ?
Ölüm Vadisinin irtifası nedir?What is the elevation of Death Valley ?
Amerika Birleşik Devletlerinde en yüksek irtifaya sahip devlet hangisidir?What is the state with the highest elevation in the United States ?
Bir harita üzerinde Irak'ı bulabilir misin?Can you find Iraq on a map?
Ben bir ırkçı değilim. Sen ırkçısın.I'm not a racist. You're the racist.
Sen gerçek ırkçısın.You're the real racist.
O gerçek ırkçı.He's the real racist.
Onlar gerçek ırkçı değil.They're the real racists.
Ben ırkçı değilim, ama .I'm not racist, but...
Ben ırkçı değilim, ama sadece onları sevmiyorum.I'm not a racist, but I just don't like them.
Onlar ırkçılar.They're racists.
O onu söylediği için gerçek bir ırkçı.He is the real racist for saying that.
O, onu söylediği için gerçek bir ırkçı.She's the real racist for saying that.
Onu söylediğin için gerçek bir ırkçısın.You're the real racist for saying that.
Onu ortaya attığın için gerçek bir ırkçısın.You're the real racist for bringing it up.
O, onu ortaya attığın için gerçek bir ırkçı.She's the real racist for bringing it up.
Ne cüretle bana ırkçı diyorsun?How dare you call me a racist?
Biz Tom'la irtibat kurmak zorundayız.We've got to contact Tom.
Tom'un dedesi orduda irtibat subayıydı.Tom's grandfather was a signal officer in the army.
Tom'un dedesi kara irtibat subayıydı.Tom's grandfather was a signal officer in the army.
İran'ın nükleer silahları yoktur.Iran doesn't have nuclear weapons.
Demokraside ilk ders halkın iradesine uymaktır.The first lesson in democracy is to abide by the will of the people.