Kral yalnızca bizi değil birçok başka insanı da davet etti.The King invited not only us but also a lot of other people.
Uzaktan bakıldığında, bir insan yüzü gibi görünüyordu.Seen from a distance, it looked like a human face.
Uzaktan bakıldığında, kaya insan yüzü gibi görünüyordu.Seen from distance, the rock looked like a human face.
Uzaktan bakıldığında taş bir insan yüzü gibi görünüyor.Seen from a distance, the stone looks like a human face.
Kodaman Homer'in bile bazen başı öne eğilir.Even the worthy Homer sometimes nods.
Konuşmacı insanları isyana teşvik etmeye çalıştı.The speaker tried to incite the people to rebellion.
Maruyama Parkı pek çok insanın toplandığı bir yerdir.Maruyama Park is a place where a lot of people gather.
Yen'in değeri büyük ölçüde arttı.The value of the yen has risen greatly.
Yen'in değeri yükselişe geçti.The value of the yen has soared.
Yen'in dolar karşısında değer kaybetmesi bekleniyor.The yen is expected to lose value against the dollar.
İstasyona vardığımda, otobüsten indim.As I reached the station, I got off the bus.
Bazı İngilizce sözcükler Japoncadan kaynaklanır.Some English words derive from Japanese.
İngilizce kompozisyonunda ne büyük bir hata yaptın!What a big mistake you made in your English composition!
İngilizler trende nadiren yabancılarla konuşurlar.Englishmen rarely talk to strangers in the train.
İngilizler kuyruklarda durmaya alışkın.British people are used to standing in queues.
İngilizlerin kanuna ve düzene çok saygıları var.The British have a lot of respect for law and order.
Bir İngiliz, Amerika Birleşik Devletleri'nde bir yabancıdır.An Englishman is an alien in the United States.
İngilizler genel olarak tutucu insanlardır.The English are generally a conservative people.
İngilizler, genellikle, tutucudur.Englishmen are, on the whole, conservative.
Duydum ki İngiliz insanlarla arkadaşlık kurmak zaman alıyor.I hear it takes time to make friends with the English people.
Lütfen bir İngiliz beyefendisi gibi davran.Please behave like an English gentleman.
İngiltere'de hiç bulundun mu?Have you ever been to Britain?
İngiltere her erkeğin görevini yapacağını umuyor.England expects that every man will do his duty.
İngiliz hukuku 16 yaşın altındaki çocukların sigara satın almasını yasaklar.English law prohibits children under 16 from buying cigarettes.
İngiltere'nin başkenti Londra Thames'tedir.London, the capital of England, is on the Thames.
İngiltere'de işçi bayramı mayıstadır.In England, Labor Day is in May.
Onlar İngiltere'de çok çay içerler.They drink a good deal of tea in England.
Uluslararası futbol turnuvasında İngiliz takımı Brezilya takımını yendi.The English team beat the Brazilian team in the international football tournament.
İngilizce konuşabileceksin.You will be able to speak English.
İngilizce konuşabiliyor musun?Can you speak English?
İngilizce konuşabilir misin?Can you speak English?
İngilizce konuşur musun?Can you speak English?
İngilizce konuştuğunda tonlama için daha fazla dikkat et.Pay more attention to intonation when you speak English.
İngilizce konuşmak benim için zordur.Speaking English is very difficult for me.
İngilizce konuşurken hata yapmaktan korkmayın.Don't be afraid to make mistakes when speaking English.
İngilizce konuşurken hatalar yapmaktan korkma.Don't be afraid to make mistakes when speaking English.
İngilizce konuşmak zor değildir.It is not difficult to speak English.
İngilizce konuşmayı kolay buldum.I found it easy to speak English.
Sen iyi İngilizce konuşursun.You speak good English.
İngilizce konuşmak kolay değildir.Speaking English is not easy.
İngilizce konuşmak faydalılar.Speaking English is useful.
İngilizce konuşmak faydalıdır.Speaking English is useful.
İngilizce konuşmak zordur.Speaking English is difficult.
İngilizce konuşmak zor mu?Is it hard to speak English?
İngilizce konuşmak çok eğlenceli.Speaking English is a lot of fun.
İngilizce konuşalım.Let's speak English.
İngilizce konuşan o oğlan benden daha uzundur.That boy who is speaking English is taller than I.
İngilizce konuşmalı mıyım?Must I speak English?
İngilizce çalışmaya başladın mı?Have you begun studying English?
İngilizce çalışalım.Let's study English.
İngilizce eğitimi yapmak zorundaydın.You had to study English.
İngilizce eğitimi yapıyorum.I'm studying English.
İngilizce çalışıyorum.I'm studying English.
İngilizceden Japoncaya kelimesi kelimesine çeviri yapmayın.Don't translate English into Japanese word for word.
İngilizceyi yüksek sesle okumalısın.You ought to read English aloud.
İngilizce öğrenmesi zordur.English is difficult to learn.
İngilizce öğrenmenin en iyi yolunun ne olduğunu düşünüyorsun?What do you think is the best way to learn English?
Ben biraz İngilizce konuşabiliyorum.I can speak a little English.
İngilizce yazarken, nadiren hata yapar.When writing English, she rarely makes a mistake.
İngilizce öğrenmek kolay değildir.It is not easy to master English.