İnanın bana. Ben yeni bir adam olacağım.Believe me. I'll be a new man.
Bana inanıyor musun?Do you believe me?
İnansan da, inanmasan da, o doğrudur.Believe it or not, that is true.
İster inan ister inanma, skydiving'e gittim.Believe it or not, I went skydiving.
İnan ya da inanma, gökyüzü dalışına gittim.Believe it or not, I went skydiving.
İster inan ister inanma, Tom 70 yaşında.Believe it or not, Tom is 70 years old.
İster inan ister inanma, mağaradan bir canavar çıktı.Believe it or not, a monster emerged from the cave.
Bu inanılmaz bir şey.It's unbelievable.
Neredeyse size inanıyorum.I almost believe you.
İnanç dağları taşıyabilir.Faith can move mountains.
Yeni bir sayfa açacağım ve çok sıkı İngilizce çalışacağım.I'll turn over a new leaf and study English very hard.
Kalp hastalığından muzdarip insanların sayısı artmıştır.The number of people suffering from heart disease has increased.
Psikoloji insan duygularıyla ilgilenir.Psychology deals with human emotions.
Yeni bir yakıt tankeri denize indirildi.A new oil tanker was launched.
Yeni istasyon binası inşaat halinde ve yakında tamamlanacak.The new station building is under construction and will be completed soon.
Nehir üzerine yeni bir köprü inşa ediliyor.A new bridge is being built over the river.
Yeni bir şehir hastanesi inşa etmek için planlar sürüyor.Plans are under way to build a new city hospital.
Yeni yollar birbiri ardına inşa edildi.New roads were constructed one after another.
Yeni yolun tepede yaşayan insanlara faydası olacaktır.The new road will benefit the people living in the hills.
Yeni bir yol inşa edilmesi kararı kabul edildi.The resolution that a new road be built was passed.
Gazete onun intihar ettiğini söylüyor.The newspaper says that he committed suicide.
Ormandan bir taş atımı mesafede bir ev inşa ettim.I built a house within a stone's throw of the forest.
İncileri bulmak isteyen derin dalmak zorunda.Who wants to find pearls, has to dive deep.
Marko yalnızca İngilizce değil Almanca da okudu.Mariko studied not only English but also German.
Mariko sadece İngilizce değil aynı zamanda Almanca eğitimi de aldı.Mariko studied not only English but also German.
Allah'ın var olduğuna inanmıyorum.I do not believe that God exists.
Allah'ının nazarında bütün insanlar eşittir.In the sight of God, all men are equal.
Tanrı insanı kendi suretinde yarattı.God created man in his own image.
Allah'ın var olduğuna inanıyor musun?Do you believe that God exists?
Allah'a inanan kim böyle bir şey yapardı?Who that believes in God would do such a thing?
Bazıları Allah'a inanır fakat diğerleri inanmaz.Some believe in God, but others do not.
Sinirli insanlar başlarını kaşırlar.Nervous people will scratch their heads.
Kobe, Seattle'ın kardeş kentidir.Kobe is a sister city of Seattle.
İnsanlarla arkadaş olmanın onları ne kadar süredir tanıdığınla bir ilgisi yoktur.Making friends with people doesn't have anything to do with how long you know them.
Giysi insan yapar.Clothes make the man.
Engelli insanlara yardım etmekten gerçekten hoşlanırım.I really enjoy helping disabled people.
Bazı insanlar sıcak köriyi severler ama bu Jeff'in tarzı değil.Some people love hot curry, but it's not Jeff's cup of tea.
İnsanların ne söyledikleri umurumda değil.I do not mind what people say.
İnsanların söyledikleri umrumda değil.I don't care what people say.
İnsanların ne dediği umrumda değil.I don't care what people say.
Bir insanı fakir olduğu için hor görmemelisin.You should not despise a man because he is poor.
İnsanlar konuşurken, sözlerini kesmeyin.Don't interrupt people when they're talking.
Bunun seninle bir ilgisi olmadığına inanma.Don't think it has nothing to do with you.
İnsanlarla konuşamam.I can't talk with people.
Opsiyonlar insandan insana değişir.Opinions vary from person to person.
Bazı insanlar sigarayı bıraktıklarında kilo alır.Some people gain weight when they stop smoking.
İnsanlarla tanışmakta iyi değilim.I'm not good at meeting people.
Diğer insanların işlerine karışmayın.Don't interfere in other people's affairs.
İnsanlara bakmak kabalıktır.It isn't polite to stare at people.
Bir insanın değeri onun sosyal konumundan daha çok onun karakteriyle değerlendirilmelidir.A man's worth should be judged by his character rather than by his social position.
İnsanların hislerine zarar vermekten kaçınmaya çalışmalısınız.You must try to avoid hurting people's feelings.
Bir insanın mutluluğu neye sahip olduğuna değil, kendisinin ne olduğuna bağlıdır.A man's happiness doesn't depend on what he has, but on what he is.
Bir insanın mutluluğu sahip olduğu şeyden ziyade onun ne olduğuna bağlıdır.A man's happiness depends on what he is rather than on what he has.
Bir insanın ruhu ölümsüzdür.A person's soul is immortal.
Diğer insanların işine karışmayın.Don't meddle in other people's affairs.
Çok sayıda insan çok sayıda akıl.So many men, so many minds.
Bir insanın kalbi yaklaşık yumruğu kadar büyüktür.A man's heart is about as large as his fist.
Akıllı insanlar başkalarının hatalarıyla kendi hatalarını düzeltirler.By other's faults wise men correct their own.
Bir insanı tanımak için, onunla sadece bir hafta seyahat etmelisin.In order to know a man, you have only to travel with him a week.
İnsanlar otuzundan önce olgunlaşırlar.Men get their growth before they are thirty.