Seni incitmek istememiştim.I didn't mean to hurt you.
İnanması güç geldi.I find it difficult to believe.
Ona inanmayı zor buluyorum.I find it difficult to believe.
İngilizcen gelişiyor.Your English is improving.
Senin İngilizcen mükemmel.Your English is perfect.
İngilizcenin çok geliştiğini düşünüyorum.I think your English has improved a lot.
Senin İngilizcen çok gelişti.Your English has improved a lot.
Senin İngilizce öğretme yöntemin saçmadır.Your method of teaching English is absurd.
Kek'in lezzetli.Your cake is delicious.
Sana inanıyorum.I believe you.
Size inaniyorum.I believe you.
Bana inanmaman çok üzücü.That you don't believe me is a great pity.
İnşallah yakında iyileşirsin.I hope that you will get well soon.
Böyle bir şeye inanman aptalca.It is foolish of you to believe such a thing.
Onu inkar etmeye çalışmanın faydası yok.It is no use your trying to deny it.
Öyleyse onu görmediğine inanamam.I cannot believe you did not see him then.
O zaman onu görmediğine inanmıyorum.I cannot believe you did not see him then.
Hava, yemek gibi insanların temel ihtiyaçlarındandır.Air, like food, is a basic human need.
Hava boşalırken balon yavaşça indi.The balloon descended gradually as the air came out.
Hava yoksa insan on dakika bile yaşayamaz.If there were no air, man could not live even ten minutes.
Çılgınlık yapmadan yaşayan insan düşündüğü kadar akıllı değildir.Who lives without folly is not so wise as he thinks.
Banka insanlar için para tutar.The bank keeps money for people.
Cuma akşamı, üç adam Bay White'ın oteline geldi ve üç oda istedi.On Friday night, three men came into Mr White's hotel and asked for rooms.
Zenginler insanları küçük görmeye eğilimlidir.The rich are apt to look down on people.
Bazı insanlar başarıyı çok para kazanma olarak tanımlarlar.Some people identify success with having much money.
Altın ince plakalar halinde dövüldü.The gold was beaten into thin plates.
Benim için sürpriz oldu, o çok iyi İngilizce konuştu.To my surprise, she spoke English very well.
Ken'in sorusuyla Bay Hashimoto'nun kafası karıştı.Mr Hashimoto was confused by Ken's question.
köprü inşaatı için fiyat verilmişti.Bids were invited for building the bridge.
Profesör İngilizce konuşmayı öğretir.The professor teaches English conversation.
Kiliseye giden kimse Tanrı'ya inanır.Whoever goes to church believes in God.
Kiliseler tüm ada üzerine inşa edilmiştir.Churches were erected all over the island.
Her yıl birçok insan Kyoto'yu ziyaret eder.Kyoto is visited by many people every year.
İnsanların özel mektuplarını izin olmadan okumamalısın.You shouldn't read people's private letters without permission.
Geçen yıl bir inme geçirdim.I had a stroke last year.
İnek yararlı bir hayvandır.A cow is a useful animal.
Inek, uzun, yeşil çimenlerin arasında çok yavaş hareket ediyordu.The cows were moving very slowly through the long green grass.
İnekler kocaman ve uysal görünüyordu.The cows looked big and docile.
İnekler otla yaşar.Cows live on grass.
İnekler ihtiyacımız olan birçok şey bize verirler.Cows supply us with many things we need.
İnekler bize süt verir.Cows give us milk.
İnekler bize süt sağlar.Cows provide us with milk.
İnekler bize iyi süt sağlar.Cows provide us with good milk.
İnek bize süt sağlamaktadır.The cow supplies us with milk.
İnekler bize süt verir, ve tavuklar yumurtalar.Cows give us milk, and hens eggs.
Bir inek bize süt verir.A cow gives us milk.
İnekler Hindular için kutsaldır.Cows are sacred to Hindus.
İnekler bu ülkede başka bir hayvandan daha faydalıdır.Cows are more useful than any other animal in this country.
İnekler çayırda ot yiyorlar.Cows are eating grass in the meadow.
İnekler ot yiyorlar.The cows are eating grass.
Paula Grayson'a göre, bu insanlara ödeme yapmanın en iyi tolu.This is a better way of paying people, according to Paula Grayson.
Acelesi olmayan insanlar yürüyen merdivenin sağ tarafında durur.People who are not in a hurry stand on the right side of the escalator.
Bay Oka İngilizce öğretecek mi?Will Mr Oka teach English?
Sigarayı bıraktım ve yeni bir insan gibi hissediyorum.I gave up smoking and I feel like a new man.
Sigara içmek intihardır.Smoking means suicide.
Sigara içmek intihar demektir.Smoking means suicide.
Bazı insanlar sigaranın kısa vadeli etkilerini anlamayı daha kolay buluyor.Some people find it easier to grasp the short-term effects of smoking.
Sigara içmenin zararlı olduğu gerçeğini inkar etmek yok.There is no denying the fact that smoking is harmful.
Sorun Mike'ın gerçeği bilip bilmediğidir.The question is whether Mike knew the fact or not.
Açlık insanlar arasında büyük sıkıntıya neden oldu.Famine caused great distress among the people.