Tüm Amerikalılar İngilizceyi ana dilleri olarak konuşmazlar.Not all Americans speak English as their mother tongue.
Biri harika bir rüya gördüğünde, yeryüzüne inmek istemez.When one has a wonderful dream, one doesn't wish to come down to earth.
Cam evlerde yaşayan insanlar taş fırlatmalılar.People who live in glass houses shouldn't throw stones.
Stresin ortak nedenleri iş ve insan ilişkileridir.Common causes of stress are work and human relationships.
Stevie Wonder'ın yeni albümü sende var mı?Do you have Stevie Wonder's new album?
Stadyumda bir sürü insan vardı.There were lots of people in the stadium.
Scott'ın eski sağlığına kavuşması uzun sürmeyecek.It will not be long before Scott gets well.
O, inanılmaz bir mesafe, değil mi?That's an amazing distance, isn't it?
Bana hemen yanıt yazması inceliktir.It is polite of her to write me back at once.
Ben senin onun üzerinden yakında geçeceğine inanırım.I believe you'll get over it soon.
İnşallah o yakında iyileşir.I hope he'll get better soon.
Davayı derhal inceleyeceğiz.We'll look into the case at once.
Kısa sürede soğuk yağmur indi.Soon the cold rain came down.
Chamonix'ye kayarak indik.We skied down to Chamonix.
Susan'ın odasında hava çok karanlıktı.It was very dark in Susan's room.
Üzgünüm ama İngilizce söylediğin şeyi anlamadım.I'm sorry, but I didn't understand what you said in English.
Zimbabve bir zamanlar İngiliz kolonisiydi.Zimbabwe was once a colony of Britain.
Zimbabve bir zamanlar İngiliz sömürgesiydi.Zimbabwe was once a colony of Britain.
İngilizce Singapur'da konuşulur.English is spoken in Singapore.
Singapur'da İngilizce konuşulur.English is spoken in Singapore.
İnsanlara bakmayın.Don't stare at people.
John'ın yeteneğine güveni var.John has confidence in his ability.
John Bill'in zayıflığından istifade etti.John took advantage of Bill's weakness.
John Sam'in tam bir müzik koleksiyona sahiptir.John has the complete collection of Sam's music.
John sana ihanet edecek bir insan değildir.John is not a man to betray you.
John gibi,öylesine dürüst bir insan yalan söylemiş olamaz.Such an honest man as John cannot have told a lie.
John'ın iki oğlu var.John has two sons.
John'ın iki oğlu vardır.John has two sons.
Bay Johnson'ınki büyük bir odaydı.Mr Johnson's was a large room.
Bay Johnson'ın evi evimin yanındadır.Mr Johnson's house is next to my house.
Pasif içiciliğin çok zararlı olduğu Johnson'ın araştırmasında açıkça gösterilmektedir.It is clearly shown in Johnson's investigation that passive smoking is very harmful.
Chopin'in piyanoda oturur ve çalmaya başlar.Chopin sits at the piano and begins to play.
Bay Jones, İngiliz ve Amerikan kullanımları arasındaki nüanslara çok duyarlıdır.Mr Jones is very sensitive to the nuances of English and American usage.
Bay Jones'un iyi bir öğretmen olduğuna inanılır.It is believed that Mr Jones is a good teacher.
Joe'nun tutukluyu vurduğuna inanılıyordu.Joe was believed to have shot the prisoner.
İşi insanları eğlendirmek olan ve şovlara katılan kişi bir eğlendiren kimsedir.The man whose work it is to amuse people who attend a show is an entertainer.
George inanılmaz büyüklükte bir gırtlak kemiğine sahiptir.George has an incredibly large Adam's apple.
İngilizceyi iyi konuşmak kolay değildir.It is not easy to speak English well.
Jack'in kolunun altında bir kedisi var.Jack has a cat under his arm.
Jack İngilizce konuşur.Jack speaks English.
Jack, İngilizce bilmektedir.Jack speaks English.
Jack'in bütün yaptığı uyumak.All Jack does is sleep.
Jack'in sorunu eşinin onun kazandığından daha fazla harcamasıdır.Jack's problem is that his wife spends more than he earns.
Jack'in arabası son model.Jack's car is a recent model.
Jack'in yanında oturan güzel kız kim?Who is the pretty girl sitting beside Jack?
Jack'in yeni bir bisiklet satın almak için parası yok.Jack can't afford to buy a new bicycle.
Jack'ın dışında muhtemelen hepimiz kötü yüzücüyüz.We are all poor swimmers with the possible exception of Jack.
Jack'in müzikte iyi olmadığı doğru değil, aksine, o piyanoyu iyi çalar.It isn't true that Jack is no good at music; on the contrary, he plays the piano well.
Ben her zaman Shirley ve Alan'ın birlikte olacaklarını düşündüm.I always thought that Shirley and Alan would get together.
O herkesi memnun etmeye çalıştığı için Jim'in sözlerine güvenemezsin.You cannot rely upon Jim's words since he tries to please everybody.
Jim'in başında beyaz bir şapkası var.Jim has a white hat on his head.
Jim buzlu yolda kaydı ve incindi.Jim slipped on the icy road and got hurt.
Jim'in bir hata yaptığını düşünüyorduk.We believed that Jim had made a mistake.
Jim'in geniş omuzları var.Jim has broad shoulders.
Jim'in bir garson olarak bir işi var.Jim got a job as a waiter.
Jim ağaçtan indi.Jim got down from the tree.
Jim'in babası eve her zaman geç gelir.Jim's father always comes home late.
Jim'in amcasının gelecek yıl emekli olması bekleniyor.Jim's uncle is due to retire next year.
Jim James'in kısa şeklidir.Jim is short for James.
Jim'in o gün evde kaldığı kesin.It is certain that Jim stayed at home that day.