Şarkıcı genç insanlar arasında popülerdir.The singer is popular among young people.
Okinawalı şarkıcı, gençler insanlar arasında çok popüler.The singer, who is from Okinawa, is very popular among young people.
Şarkıyı İngilizce söyleyelim.Let's sing the song in English.
Şarkı genç insanları cezbetti.The song appealed to young people.
Satın almadan önce evi iyice inceledik.We went over the house thoroughly before buying it.
Ev birkaç yüz yıl önce inşa edildi.The house was built several hundred years ago.
Ev çok kötü biçimde inşa edildi.The house was very badly built.
Ev şimdi inşa ediliyor.The house is being built now.
Ses rahatsız edici ama insan vücudu için zararsızdı.The sound was annoying but harmless to the human body.
Salgın hastalık sırasında binlerce insan öldü.Thousands of people died during the plague.
İngilizce ders 8:30 da başladı.The English lesson started at 8:30.
İngilizce şarkı söyleyelim.Let's sing the English song.
Sinema insanlarla doluydu.The cinema was filled with people.
O film her yaştan insan için uygundur.That movie is suitable for people of all ages.
Söylentinin doğru olduğuna inanılıyor.The rumor is believed to be true.
Astronot'un Ay'a inişi izlendi.The astronaut was seen to land on the moon.
Böyle bir insan başarılı olmalıdır.Such a man ought to succeed.
Çok az sayıda insan böylesine pahalı bir arabayı satın alabilir.Few people can buy such an expensive car.
Bu tür eylemler bizim inançlarımıza yabancıdır.Such actions are alien to our beliefs.
Bu tür eylemler bizim inançlarımıza aykırıdır.Such actions are alien to our beliefs.
Salon, kurucunun anısına inşa edilmiştir.The hall was built in memory of the founder.
Binanın inşaatı önümüzdeki yıl başlayacaktır.The construction of the building will be started next year.
Eğer o zaman İngilizce konuşabilseydim, alay edilmezdim.If I had been able to speak English then, I would not have been made fun of.
Baraj inşa edilmeden önce burada bir köy vardı.There used to be a village here before the dam was made.
Oyun çok sayıda insanı heyecanlandırdı.The game excited lots of people.
İnsanlar grubu bizimle geldi.The group of people came along with us.
Yoksul insanlar zalim diktatörün insafındaydı.The poor people were at the mercy of the cruel dictator.
Yakında İngilizceyi iyi konuşmayı öğreneceksin.You will soon learn to speak English well.
İki kelime arasında ince bir fark var.There is a subtle difference between the two words.
İki resim arasında ince farklar var.There are subtle differences between the two pictures.
Sonra, nihayet polis kolunu indirdi.Then, at last, the policeman lowered his arm.
Orada yeni bir fabrika inşa etmemiz gerektiğini öneririm.I suggest that we should build a new factory there.
Orada yaşayan insanlar bizim arkadaşlarımız.The people who live there are our friends.
Oradaki insanlar itfaiye arabasına yol açtı.The people there made way for the fire engine.
Oradan aşağıya in.Get down from there.
Sokrates, Zeus'a inanmadığı için ateist olmakla suçlanırdı.Socrates was accused of atheism because he did not believe in Zeus.
Bu tip konular insanın bilgi sınırlarının ardındadır.Such matters are beyond the bounds of human knowledge.
Bayan Swan bizim İngilizce öğretmenimizdir.Ms. Swan is our English teacher.
Üzgünüm, ama İngilizceyi iyi anlamıyorum.I'm sorry, but I don't understand English well.
Afedersiniz ama bana Hilton Hotel'ine giden yolu söyler misiniz?Excuse me, but will you tell me the way to the Hilton Hotel?
Affedersiniz, bir sonraki durakta inmek zorundayım.Excuse me, I have to get off at the next stop.
Bayan Smith bizim İngilizce öğretmenimizdir.Mrs. Smith is our English teacher.
Mrs. Smith in televizyon bağımlısı olduğunu söyleyebilirsin.You could say that Mrs. Smith is a television addict.
Bayan Smith bir İngilizce öğretmeni midir?Is Miss Smith an English teacher?
Bayan Smith bu okulda İngilizce öğretmektedir.Miss Smith teaches English at this school.
Bay Smith İngilizce konuşmaz, değil mi?Mr. Smith doesn't speak English, does he?
Bir veda partisi, Bay Smith'in şerefine düzenlendi.A farewell party was held in honor of Mr Smith.
Bazı insanlar sporları sever, ve diğerleri sevmez.Some people like sports, and others don't.
Her öğretmen Ann'in iyi bir atlet olduğunu bilir.Every teacher knows that Ann is a good athlete.
Bütün insanlar ölümlüdür.All human beings are mortal.
Bütün insanlar eşit yaratılmaz.Not all men are created equal.
Bütün insanların eşit hakları vardır.All men have equal rights.
Bütün insanlar eşit yaratılırlar.All men are created equal.
Bütün insanlar eşit yaratıldılar.All men are created equal.
Bütün insanlar hava solur.All people breathe air.
Allah önünde bütün insanlar eşittir.All men are equal before God.
Her insanın yaşamına çok değer vermelisin.You should set a high value on every man's life.
İnsanların hepsi akıllı değildir.Not all men are wise.
Tüm öğrenciler İngilizce öğrenimi görüyorlar.All the students are studying English.
Tüm İngilizce sözcüklerin %80'i diğer dillerden gelmiştir.80% of all English words come from other languages.