Ana içeriğe geç
Sözlük

ın ile cümle

ın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yaklaşık dört inç kanat genişliğine sahiptir.It has a wingspan of about four inches.
Bu inkar edemeyeceğin bir gerçektir.It's a fact you can't deny.
Bu çok sayıda insan tarafından kullanılmaktadır.It is used by a great many people.
O benim inançlarıma ters düşüyor.That goes against my beliefs.
Bu, suçlular için en insancıl ceza değil midir?Isn't that the most humane punishment for criminals?
Sözüne inanabilir miyim.Can I take your word for it?
O, bir İngilizce kitap değil mi?Isn't that an English book?
O, inanılmaz bir hikaye.That's an incredible story.
Kolay İngilizce olarak yazılıdır.It is written in easy English.
O çok saçma. Bir aptalın dışında ona kimse inanmaz.That's nonsense. Nobody but a fool would believe it.
Bu, çoğu insanın hiç duymadığı küçük bir ülke.It's a tiny country that most people have never heard of.
Aksine kanıt olmadığı için herkes onun hikayesine inanıyor.Everyone believes his story since there is no evidence to the contrary.
Gelenek, öyleyse, insan yaşamının büyük bir rehberidir.Custom, then, is the great guide of human life.
İnsanlar artık onu söylemiyorlar.People don't say that anymore.
İnsanlar onu artık söylemiyor.People don't say that anymore.
Bir insan ayda ilk kez yürüyüş yaptı.That was the first time that a man walked on the moon.
Onun doğru olduğuna yemin etsem bile bana inanmazlar.They won't believe me even if I swear it is true.
Yaşlı adam insanlardan uzaktı.The old man kept to himself.
Yaşlı adam insanlarla iç içe değildi.The old man kept to himself.
Zengin aile büyük bir ev daha inşa etti.The wealthy family built another large house.
O seçmenin, Mary Johnson'ın, Demokrat olduğu ortaya çıktı.That voter, Mary Johnson, turned out to be a Democrat.
İlacı henüz insanlar üzerinde denemedik.We haven't tried the drug out on humans yet.
Soruyu bütünü ile inceleyin.Examine the question in its entirety.
Bu batıl inanç onların arasında hala devam ediyor.This superstition still lingers on among them.
O ismi duyduğuma inanmıyorum.I don't believe I've heard that name.
Az sayıda insan kitabı okumuş gibi görünüyor.Few people seem to have read the book.
Kitabın İngiltere'de bir bestseller olduğu söylenir.It is said that the book is a bestseller in Britain.
Hazinenin dağdaki gizli bir yerde yattığına inanılıyor.The treasure is believed to lie hidden somewhere in the mountain.
Lütfen incelemesi için belgeyi idari ofise gönderin.Please forward the document to the administrative office for review.
İfade insanlara hakaret etmek anlamına gelir.The phrase is meant to insult people.
İnsanlara hakaret amaçlı bir ifade.The phrase is meant to insult people.
Oda insanlarla dolu.The room is full of people.
Oda insanlarla doluydu.The room was filled with people.
Kadın bir inci kolye taktı.The lady wore a necklace of pearls.
Buz senin ağırlığını taşıyamayacak kadar ince.The ice is too thin to bear your weight.
Uçak Narita Havalimanı'na indi.The airplane landed at Narita Airport.
Uçak mükemmel bir iniş yaptı.The plane made a perfect landing.
Sekreter güzel olmasının yanı sıra İngilizcede iyidir.The secretary is good at English in addition to being beautiful.
Yaşlı adam otobüsten indi.The old man got off the bus.
O Japonca kelimenin İngilizcede bir karşılığı yok.That Japanese word has no equivalent in English.
İki şey arasında ince farklar var.There are subtle differences between the two things.
İki sözcük arasında anlamda ince bir fark var.There's a subtle difference in meaning between the two words.
Adanın her parçası incelendi.Every part of the island has been explored.
Çok az sayıda insan adada yaşıyor.Few people live on the island.
Kulenin inşa edilmesinde yıllar harcandı.Many years have been spent in building the tower.
Şehir, 1664 yılında İngilizler tarafından ele geçirildi.The city was taken by the English in 1664.
Dükkân genç insanlarla doluydu.The shop was crowded with young people.
Cadde, insan ve trafikten yoksundu.The street was empty of people and traffic.
O caddede çok sayıda insan ve araba vardır.There are many people and cars on that street.
Tanınmış şair çalışma odasında intihar etmeye kalkıştı.The prominent poet attempted to commit suicide in his study.
Adam altmış'ın üzerinde olmalı, zira saçı beyazlamış.The man must be over sixty, for his hair is gray.
Adam cinayeti işlemediğine bizi inandırdı.The man assured us that she didn't commit the murder.
Adam arabayı çaldığını inkar etti.The man denied having stolen the car.
O adam intihar etmiş olamaz.That man can't have committed suicide.
Adam acı içinde inledi.The man groaned in pain.
Adam İngilizceyi Alman aksanı ile konuşur.The man speaks English with a German accent.
Adam sempati gibi insani değerleden yoksundu.The man was devoid of such human feelings as sympathy.
Adam Susan'ın tüm parasını soydu.The man robbed Susan of all her money.
Köydeki çoğu insan plana itiraz etti.Most people in the village objected to the plan.
Birçok insan o savaş sırasında açlıktan öldü.A lot of people starved during that war.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod