Ana içeriğe geç
Sözlük

ılım ile cümle

ılım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Avrupa'nın ılıman bölgeleri ve Asya'da yaşar.Οι πόλεις της ήταν γεμάτες Ευρωπαίους και Ασιάτες εμπόρους.
Tuhaf ama kendini ilimin sırlarına adamış bir adamdır.Ήταν ολιγόλογος, κρυψίνους στην προσωπική του ζωή και μυστικιστής.
Ust-İlimsk, 1966 yılında hidroelektrik santralinin inşaatı için kurulmuştur.Bonner το 1966 για τη συμβολή του στην ανάπτυξη των ηλεκτροστατικών επιταχυντών.
Ilıman ülkelere getirilen hayvanlar bu davranış özelliklerini korumuştur.Ζώα που κινδυνεύουν μας περιγράφουν τη ζωή τους.
Kışlar genelikle nispeten ılımlı geçmekle beraber bazı yıllar, örneğin 2005, çok kar yağışı görülmektedir.Om vinteren kan man sagtens opleve omfattende snefald, som det for eksempel skete i 2005.
Bu çok tehlikeli bir ilimdir.Det er simpelthen for farligt.
Kurak ve ılıman kış Kasım ayının sonlarında başlar ve Şubat ayının başlarına kadar devam eder.En tør og mild vinter starter i slutningen af november og varer indtil begyndelsen af februar.
Birmingham'da, Britanya adasının çoğunluğunda olduğu gibi ılıman okyanusal iklim bulunmaktadır.West Yorkshire har kystklima i lighed med det meste af Storbritannien.
Bu karmakarışık ilimden hiç kimse bir şey anlamadığı gibi İmâm Câʿfer-i Sadık ta hâdiseden bihâberdi.Ingen vidste derfor ret, hvad der boede i den stille og indesluttede mand.
28 Mayıs 2008. ^ "İlim".Besøgt 19. maj 2008. “Nr.
Şehir o zaman önemli bir kültür ve ilim merkezi olmuştur.Byen voksede og blev et vigtigt uddannelses- og kulturcenter.
1980'lerde, Robert Hart bu yöntemi ılıman iklimlere uyarlamış ve "orman bahçeciliği" terimini kullanmıştır.I 1980'erne tilpassede Robert Hart principperne og anvendte dem til tempererede klimaer.
Karıncaaslanlarının sıcak ve ılıman bölgelere yayılmış 65 türü vardır.Der er ca. 15 arter, som er udbredt i tempererede egne over hele kloden.
1880'lerde ılımlı boşanma yasaları dolayısıyla "boşanma başkenti" haline geldi.Derfor indførte man ved en lovændring i 1990 begrebet skilsmissesæreje.
Avrupa'nın ılıman kesimlerinde ve Asya'nın bazı bölgelerinde görülürler.Den er udbredt i hele den tempererede del af Europa og i dele af Asien.
Bu kişiler ilim ve faziletlerinden dolayı hoş tutulmuşlardır.De står også for visdom ved sine utbulende forhoder.
Bu karmakarışık ilimden hiç kimse bir şey anlamadığı gibi İmâm Câʿfer-i Sadık ta hâdiseden bihâberdi.Finnes det i det hele tatt noe som selv ikke en slik ond ånd ikke kan bedra meg med?
"Vehbî" ilimler ise ruhlar âleminden melekler aracılığıyla yapılır.Han skaper, gjennom sin Tanke (Moderen/Barbelo) en verden av guddommelige vesener, eoner.
Tumeh, kendini ılımlı İslamcı olarak tarif etmektedir.Siddig beskriver seg selv som et medlem av den muslimske tro.
Allah'ın ilim, kudret, irade, hayat, semi ve basar sıfatları yoktur.Heller ikke hadde de rett kunnskap om Guds ord, om loven og evangeliet.
İklimi ılıman, havası kurudur.Vi sier da at luften er mettet.
Doğal habitatları, ılımlı ormanlardır.Dens naturlige habitat er tempererte skoger.
Doğu'nun yetiştirdiği en büyük ilim adamıdır.«Best utdannet i øst».
Yaz ayları ise ılımandır.Det er åpent sommermånedene.
Ilımlı vatandaşların çoğu şehri terketti.De fleste av byens innbyggere flyktet.
Kurak ve ılıman kış Kasım ayının sonlarında başlar ve Şubat ayının başlarına kadar devam eder.En tørr og mild vinter begynner sent i november og varer frem til tidlig i februar.
İlim, irfan sahibi ve adaletlidir.Han ble regnet som en handlekraftig, from og rettferdig hersker.
Şehir o zaman önemli bir kültür ve ilim merkezi olmuştur.Byen vokste og ble et viktig utdannings- og kultursenter.
Steinmeier, reformistler ve ılımlılar olarak bilinen SPD'nin sağ kanadına aittir.Steinmeier termasuk dalam golongan sayap kanan SPD, yang dikenal sebagai reformis dan moderat.
Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi.Kamu juga memiliki ilmu yang diajarkan kepadamu yang tidak kuketahuinya.”
En yüce ilim bu ilimdir.Yang terpandang di sisiku adalah ilmu.”
Kendilerinden ilîm öğrendi.Akhirnya keluarganya pun mengetahui dari berita yang telah beredar itu.
Size pek az ilim verilmiştir.'"Karena yang terkecil di antara kamu sekalian, dialah yang terbesar."
O devirde, Çelebi ünvanı ilim adamlarına ve Mevlevî tarikatı büyüklerine verilmekteydi.Postur tubuh yang tidak tinggi membuat gurunya mengajarkan tari kera dan pencak-silat kepadanya.
Bunlar İslam dininde yasaklı ilimlerdir.Masalah-masalah yang ada dalam warisan di antaranya yaitu: a.
Her iki şair de derin ilim sahibidirler.Kedua orang tersebut sangat di segani oleh masyarakat, karena berilmu tinggi.
Bu ilimlerin hepsi de halk için faydalıdır.Keduanya menyediakan manfaat bagi masyarakat.
Sevgi ve İlim (Haz.Atas anjuran dan dukungan PT.
Davûd-i Ta’î ilim ve fazilette yüksek idi.Adz-Dzahabi berkata, "Padanya berakhir kepintaran dan kejelian berfikir.
"Vehbî" ilimler ise ruhlar âleminden melekler aracılığıyla yapılır.Dalam seni rupa, malaikat-malaikat agung kadangkala digambarkan bersayap besar.
Ilıman bölgelerdeki ormanlarda yaşar.Anda diajak berpetualang menjelajahi hutan.
Üstün çalışkanlığı ile ilim sahibi oldu.Ajaran dan peran ayahnya memang mempersiapkannya atas takdirnya yang besar.
Tumeh, kendini ılımlı İslamcı olarak tarif etmektedir.Dia menggambarkan dirinya sebagai seorang Muslim yang taat.
Ilımlı muhafazakar ve günlük bir gazete olarak 1938 yılında Sándor Petheő tarafından kurulmuştur.Koran berhaluan konservatif moderat ini didirikan pada tahun 1938 oleh Sándor Pethő.
Mahmud, ilim tahsil etmek gayesiyle muhtelif beldeleri dolaştı.Dengan kesadaran itu Hamidhan sangat menekuni pendidikannya di sana.
Bişr-i Hâfî bütün ömrünü ilim öğrenmekle ve öğretmekle geçirdi.Roehana menghabiskan waktu sepanjang hidupnya dengan belajar dan mengajar.
Ilıman buzullar genellikle bu şekilde hareket eder.Perdarahan ringan biasanya akan berhenti dengan cara ini.
Cemaat, kendini Sünni Müslümanların bir ilim ve kardeşlik cemiyeti olarak tanımlamaktadır.Ajaran mereka juga menekankan pada persaudaraan antar umat manusia dan Keesaan Tuhan.
İklimi oldukça ılımandır.Suasana kala itu cukup tegang.
Ilıman denizlerimizin yerli balıklarındandır.Ia memperoleh informasi mengenai keberadaan gua dari nelayan setempat.
(ES: Espana - TE: Teruel) Teruel İli, ılıman bir coğrafyada bulunmaktadır.Ridwan Sururi (Kyai Iket) bertempat di grumbul Kedunglemah.
Doğal habitatları ılımlı otlaklardır. ^ Bülent Gözcelioğlu (2002).Habitat aslinya adalah danau-danau air tawar. ^ Bouchet P. (2000).
Günümüze ulaşan Roma kaynakları, Quintillus'u ılımlı ve yetenekli bir imparator olarak dikkate alırlar.Những tài liệu về La Mã còn lại đến nay đều coi Quintillus là một hoàng đế ôn hòa và có tài.
Ilıman yerleri sever.Anh thích đến thăm những địa điểm mới!
Bu karmakarışık ilimden hiç kimse bir şey anlamadığı gibi İmâm Câʿfer-i Sadık ta hâdiseden bihâberdi.Thực sự với hình hài này, khó có ai có thể tin được đây là một con cừu.
"Ilımlı İslam kavgası" (html).“Kinh hoàng tai nạn đường sắt” (HTML).
Ilımlı doğu Avrupa ve batı Asya'da tahminen 15,000 çiftten oluşmuş bir popülasyonla görülürler.Loài chích này sinh sản ở xứ ôn đới phía đông Châu Âu và miền tây châu Á, với dân số ước tính là 15.000 cặp.
Gulf Stream'in sıcak su akıntısından dolayı İzlanda kıyı iklimi ılımanlaşır.Lý do là vì thời tiết bờ biển Iceland được các dòng nước ấm của Dòng Gulf điều hòa.
Ilıman denizlerimizin yerli balıklarındandır.Đánh bắt cá là nghề chính của các ngư dân bản địa ở ven biển.
Babası Muhammed Vâbili kendini islami ilimler ve edebiyata adamış birisi idi.Ông nội của ông là Vương Luân, là một nhà Nho được trọng vọng về đức hạnh và văn học.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod